27 Mart 2009 04:00

GERÇEK

“Kriz mriz yok” diye meydanlarda meydan okumaya devam eden Başbakan Erdoğan, “olmayan krizin halkın üstündeki etkisini azaltmak” için hazırladığı “5. paket”i de açtı.

Paylaş

“Kriz mriz yok” diye meydanlarda meydan okumaya devam eden Başbakan Erdoğan, “olmayan krizin halkın üstündeki etkisini azaltmak” için hazırladığı “5. paket”i de açtı.
Paketten yine; konut (ev, işyeri) alıp satacak, ofis ve ev mobilyasını yenileyecek kadar parası olan orta-üst sınıfa destek çıktı. Çünkü, bu paketle hükümet, ev ve ofis alıp satanların ödediği vergileri (binde 15’ten binde 5’e) ve mobilya üstündeki KDV’yi (yüzde 18’den yüzde 8’e) düşürdü. (Bir de bilgisayar alacaklar için KDV yüzde 18’den 8’e düşürüldü.)
Başbakan bunu, bir seçim mitinginde meydanda toplanan on binlerce kişiye, müjde diye açıkladı!
O meydanda toplanan on binler için bu paketin bir müjde olması için önümüzdeki üç ay içinde, meydanda toplananların çoğunun konut alıp satacağı, büro ve ev mobilyalarını yenileyeceğini var saymak gerekir!
AKP’yi destekleyenlerin çoğunun, toplumun yoksul kesimleri; işçiler, işsizler, asgari ücretle çalışanlar, emekliler, küçük ve orta üreci köylüler, dar gelirli emekçi kesimler olduğu düşünülürse, meydanda bu paketten yaralanacakların oranı yüzde 3-5 bile değildir.
Ama Erdoğan, paketi bu kalabalığa müjde olarak sunuyor. Ve tabii televizyonlar yoluyla da tüm halka müjde vermiş oluyor. Herkese bir müjde olarak sunuyor paketi.
Eğer Başbakan varlıklı kesimlere Hazine’den 1 milyar TL (paketin tutarı bu kadar) daha aktarırken halkı uyutmak için bir numara yapmıyorsa, Başbakan’ın halk dediği ile bizin halk dediğimiz iyice ayrışmış bulunuyor.
Biz krizin vurduğu ve hükümetin de yardımına koşması gereken halktan söz ederken; işçisiyle, işsiziyle, esnafıyla, küçük üreticisiyle, emeklisiyle, ev kadınıyla, genciyle; emeği ile geçinen ve bugün krizin etkisiyle evine ekmek götüremez, harçlık veremediği için çocuğunun yüzüne bakamaz hale gelmiş ya da hızla bu hale gelmeye başlayan kesimden söz ediyoruz.
Başbakan’ın halkı ise iki türlü. Birsi meydanlara topladığı ve bizim de halk dediğimiz, “krizin teğet geçmediği” kesim. Ama Başbakan bunları sadece kendisine oy verdiği için ve oy verdiği sürece seviyor, sayıyor. Ama iş dünya nimetlerinden faydalanmaya geldiğinde; “Bir şey isteme benden buz gibi soğurum senden” tutumu alıyor.
Başbakan’ın ikinci halk kavramı; yaşam tarzı, gelir düzeyi bakımından daha kendisine yakın kesimden oluşuyor. Ve Başbakan’ın paketleri de bu “ikinci halk kesimi” için çıkıyor. Bu “halkın” cebinde parası var ve “krizi nasıl fırsata çeviririm” diyerek ortalıkta dolanıyor. Bunun için de krizin fiyatları düşürmesini ve hükümetin de verdiği destekle, yaşam düzeyini yükseltmek ya da “yatırım” amaçlı olarak; lüks konut, otomobil, beyaz eşya, mobilya,…almak istiyor. Bir de bu malları üretenler var elbette, burada Başbakan’ın “halk” dediği. Başbakan’ın etrafında ve yakında yaşayan bu kesimin ihtiyaçlarına bakarak Başbakan paket çıkarttırıyor. Ve onların keyfini gördükçe de; “Kriz bizi teğet geçti demeye devam ediyorum” diye bağırmaya devam ediyor seçim meydanlarında. Ve onların paralarını değerlendirmesi ve ellerindeki malları satmaları için ha bire onlara, fakir fukaradan, asgari ücretliden, işsizden, yoksuldan topladığı vergilerden milyarlar aktarıyor. Sonra ekliyor: “Bu kiriz bizim krizimiz değil, biz en az zarar göreceğiz!”
Evet, hükümet 5. paketi açtı. Başbakan “Krizin etkilerini azaltmak için 54 önlem aldık” diyor. Ama bu 5 paket ve 54 önlem içinde krizin asıl vurduğu kesimlere; işsizlere, işçilere, esnafa, zanaatkarlara, küçük öreticilere tek kuruş ayrılmış değil. Bu bir rastlantı olamaz elbette. Bu sınıfsal bir tercihtir. Bu yürütülen ekonomik politikaların bir gereğidir.
Ve bu tutumun arkasında, zenginin daha zengin olmasıyla yoksulların da durumunun düzeleceğine dair neoliberal, saf kapitalist görüş vardır.
Yoksullardan oy alıp iktidar olan AKP, işte böyle saf zengin partisi olmuştur.
AKP’ye şu ya da bu gerekçeyle oy veren yoksullar, emekçiler, şimdi bu açık ve acı gerçekler karşısında bir kez daha düşünmelidirler!
İ. Sabri Durmaz
ÖNCEKİ HABER

TOKİ gözünü yeşile dikti

SONRAKİ HABER

Halfeti'de işkence görenlerin ATK'ye sevk talebi reddedildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa