27 Mart 2009 04:00

YEREL SEÇİMLER

Birlikte Başaracağız Platformu’nun İzmir Büyükşehir Bağımsız Belediye Başkan adayı Arif Ali Cangı, düşündeki İzmir’i tanımlarken “barış, kardeşlik ve emekçilerin yüzünün güldüğü kent” tümcesini kuruyor. Cangı, “Buna gücümüz var. Yeter ki birlikte başarabileceğimize inanalım” diyor.

Paylaş

‘Kardeşliğin kenti olacak’
Birlikte Başaracağız Platformu’nun İzmir Büyükşehir Bağımsız Belediye Başkan adayı Arif Ali Cangı, düşündeki İzmir’i tanımlarken “barış, kardeşlik ve emekçilerin yüzünün güldüğü kent” tümcesini kuruyor. Cangı, “Buna gücümüz var. Yeter ki birlikte başarabileceğimize inanalım” diyor.

İzmir’in sorunlarının kaynağı ne sizce?
Kentteki sorunların altında kentlerimizin kâr alanı haline getirilmesi anlayışı yatıyor. Kentlerimizi bundan kurtarmamız gerekiyor. Kentte yaşayan insanları kentin sakinleri değil sahipleri yapmak gerekiyor.
Kente dair alınan kararlar, projeler şu anda neoliberal politikalarla, çok uluslu şirketler ve onların yerli iş birlikçileri ile ortak planlanıyor. Oysa bu kentte gerek planlama aşamasında, gerek uygulama, gerekse karar aşamasında kentte yaşayanların doğrudan katılımını sağlayacak bir yönetimin mutlaka oluşturulması gerekiyor. Biz kentimizi, İzmir’i kapitalizmin bu saldırısından geri alacağız.
Peki bunu nasıl yapacaksınız?
Doğrudan demokrasiyi harfiyen uygulayarak... Tek başına belediye yöneticisinin ya da yönetiminin bunu sağlaması mümkün de değil zaten. Bizim anlayışımızda doğrudan doğruya karar süreçlerine katılım ve uygulamanın denetlenmesi söz konusu. Meslek odası gibi grupların dışında mahallelerde oluşturulacak meclisler; kadınların, gençlerin, engellilerin oluşturacağı meclisler ve bunların temsilcilerinden oluşacak olan kent meclisleri, bizim dayanacağımız en önemli aktörler olacak. Diğer yandan, bir adım daha ileri gidiyoruz; şayet biz yönetimde olduğumuz süre içinde bu sözlerimizi yerine getirmezsek, seçmenlerin geri çağırma hakkını da kabul ediyoruz.

Seçim bildirgenizdeki pozitif ayrımcılığı kimlere karşı ve neden yapacaksınız?

Kadınlar yüzyıllardır ezilmiş; şiddete, ayrımcılığa uğramış. Bu öznel durum nedeniyle kadınlarla ilgili pozitif ayrımcılık öngörüyoruz. Kadınların mutlaka özgürleşmesinin, üretime katılmasının yollarını açmak zorundayız. Bunu kadınlar kendileri sağlayacaktır. Ama biz de bunun önündeki tüm engelleri kaldırmakta kararlıyız. Belediye çalışanlarının yüzde 50’sinin kadın olacağı sözünü veriyoruz. Bu coğrafyadaki tüm kültürlerin, tüm dillerin, tüm inançların bizim zenginliğimiz olduğunu düşünüyoruz. Bu amaçla çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı bir belediyecilik hedefliyoruz.

İzmir’deki önemli bir sorun da ‘kentsel dönüşüm’ olgusu. Bu konuya nasıl yaklaşıyorsunuz?
Barınma hakkını önemsiyoruz. Yerel yönetimlerin sağlaması gereken en önemli hizmetlerden bir tanesi. Sağlıklı konutlarda yaşama hakkını sağlayacağız derken ‘Kentsel Dönüşüm’ adı altında insanların yuvalarını tepesine yıkan ve birilerine daha fazla rant sağlayan projelerin kesinlikle önüne geçeceğiz. Sağlıklı konutların oluşturulması için projeler geliştireceğiz.

Belediye başkanı olduğunuzda belediyede çalışan işçi-emekçilerle ilgili politikanız nasıl olacak?
Kesinlikle ve kesinlikle belediyede taşeronlaşmanın kökünü kazıyacağız. Bunu yapamazsak, zaten aday olmamızın bir anlamı kalmayacağını düşünüyoruz. İşçilerin sendikalaşmaları için her yolu açmak, bizim boynumuzun borcu.

Şu ana kadar nasıl bir seçim kampanyası yürüttünüz ve diğer partilerin kampanyalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ülkemizde seçim yasası, siyasi partiler yasası adaletsiz olduğu gibi, seçim kampanyaları da ne yazık ki adaletsiz yürüyor. İktidar partisinin adayı, hükümetin olanaklarından yararlanıyor. Adil olmayan, kamu kaynaklarının harcandığı bir seçim kampanyası yürütülüyor. Diğer yandan, CHP de İzmir’de yerel yönetimi elinde bulunduran parti. Burada pek çok vaatler var. Yurttaşların şunu sorması gerikiyor: “Madem siz bunları yapacaktınız, şimdiye kadar aklınız neredeydi? Şimdiye kadar niye yapmadınız?” Buradaki vaatlerin hepsi boş.

Bildirgenizdeki birçok görüş merkezi yönetimle ve ülkedeki genel siyasi-ekonomik politikalarla çelişiyor. Bu bir sorun yaratmaz mı?
Evet, merkezi yönetimle çatışacağız ki merkezi yönetimi değiştirme gücümüz olsun. Biz İzmir’de sadece yerel yönetimlere talip değiliz. bir halk hareketi başlatmak niyetindeyiz. Ondan diyoruz zaten: ‘Oy vermek yetmez. Halkın sürekli bizimle birlikte olmasını bekliyoruz.’ (İzmir/EVRENSEL)
Özer Akdemir
ÖNCEKİ HABER

‘Gelin birlikte yönetelim’

SONRAKİ HABER

Ege Üniversitesinde iş kazaları alarm veriyor: 1 yılda 39 iş kazası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa