28 Mart 2009 04:00

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

Bir yolcu gördüm,O kavşakta, tam olarak yolun ikiye ayrıldığı noktada duruyordu. Yanından geçip gitmek üzereyken vazgeçip durakladım. Ağır çantasını yere koymuş, üstüne oturmuş düşünüyordu.

Paylaş

Bir yolcu gördüm,
O kavşakta, tam olarak yolun ikiye ayrıldığı noktada duruyordu.
Yanından geçip gitmek üzereyken vazgeçip durakladım. Ağır çantasını yere koymuş, üstüne oturmuş düşünüyordu.
Yolculardan bazıları, hele kendilerini keyifle yollara koyuverenler, kavşaklarda durup düşünmezler. Hangi yöne çekiyorsa ayakları oraya doğru giderler.
Bazıları ise sık sık düşer kararsızlığın kuşatıcı kollarına. Her yol ayrımında sanki bir labirentin orta yerindeymiş gibi hangi tarafa gideceklerini bilemez, öylece kalırlar. Kararsız, huzursuz, kaygılı... Duygularını belli etmemeye çalışırlar, ama gökyüzü ilahlarının yeryüzü ilahlarına gönderdiği şimşeklerle dolu afetler kopar içlerinde. Göz kapaklarından sızan endişeli bakışları saklamayı başarsalar bile, gırtlaklarından yükselen her seste öyle tınılar vardır ki derin bir yeisin iniltileri halinde ağızlarından çıkan sözcüklerle birlikte rüzgar olup estikleri için gizleyemezler.
Kavşaklara takılıp kalmış yolcular, nereye yöneleceklerine karar vermek için öylece kıpırtısız dururlar. Önlerine açılan yollardan gelen sesleri, kalplerinden yükselen fısıltıları, kuşkanatlarından süzülen çağrıları işitebilmek için sessiz kalıp dinlemeye çalışırlar. Tıpkı onun bu kavşakta yaptığı gibi…
Yanına gider gitmez başını kaldırıp yüzüme baktı. Bir şey söylememi bekliyordu. Söyleyecek söz bulamadım.
“Ne bekliyorsun?” dedim, damdan düşer gibi ve sessizliği bozmaktan çekinmeden.
“Beklemiyorum, arıyorum,” diye cevap verdi.
“Burada mı bulacaksın? Bu kavşakta mı?”
“Burası neresi, ne zaman bir kavşakta bulan olmuş ki?”
Bilmediğimi söyledim, ama bilsem de aynı soruyu sorardım. Devam etti:
“Ben yolumu aramam. Hepsi bendedir zaten. Bütün hayatım, yaşadıklarım, bildiğim tanıdığım her şey gibi bütün yollar da benliğimin ve bedenimin parçasıdır. Gördüğüm yerler de görmediklerim de, geçtiğim yollar da geçmediklerim de malumdur ve hepsi birdir benim için. Yolculuklarım bendedir”
“Peki, niçin yoldasın, nereye gidiyorsun o zaman?”
Anlamamıştım doğrusu ne demek istediğini ve neden orada beklediğini çıkaramamıştım, sormak zorundaydım, sordum. Cevabı şöyle oldu:
“Tek bir karanlık nokta var hepsinin arasında. Bütün yolların ve yolculukların tam ortasında küçük, derin, koyu bir nokta var. Görenler görür, hatta o noktayı gösterenler olduğu da söylenir ama kimse anlatamaz. Asıl ulaşacağım menzil orası, yol bahane.”
“Ne var ki o karanlıkta, neyi bulacaksın?” diye üstelemenin pek bir anlamı yoktu ama sordum. Doğru muydu verdiği cevap, aradığının aslı bu cevapta mıydı bilmiyorum ama şöyle dedi:
“Anılarımı arıyorum, asıl yaşadıklarımı.”
ÖZCANYURDALAN
ÖNCEKİ HABER

YEREL SEÇİMLER

SONRAKİ HABER

Gazetecilerden çağrı: Meslektaşlarımızın ekipmanlarını geri verin

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa