28 Mart 2009 04:00

Afganistan’dan çıkmak zorundayız

Eğer bir çukurdaysanız kazmayı durdurun. Denis Healey’nin politikacılara verdiği bu nasihat ara sıra alıntılanıp klişe haline getirilir. Ama yine de her şey için doğrudur ve Afganistan için hiçbir yerde olmadığı kadar doğrudur.

Paylaş

Eğer bir çukurdaysanız kazmayı durdurun. Denis Healey’nin politikacılara verdiği bu nasihat ara sıra alıntılanıp klişe haline getirilir. Ama yine de her şey için doğrudur ve Afganistan için hiçbir yerde olmadığı kadar doğrudur.
Obama’nın duyurduğu ABD’nin Afganistan politikasıyla ilgili çok övünülen görüşündeki art arda gelen aksaklıklar, yeni yönetimin karakteristiği haline gelen ev ekonomisi kadar yabancı politikada da beceriksizliğine başka bir örnek olarak nitelendirildi. Obama’nın, Pakistan’la birlikte Afganistan’a yönelik görüşü yeniden ele alması göreve başladığından beri yaptığı en iyi şeylerden biri. Obama, ABD askerlerini Irak’tan çıkarma kararına karşılık, Afganistan’da ABD askeri varlığı artırma vaatleriyle geldi. Afganistan, seleflerini takip etmeye hazırlanan yeni Başkan’ın politik alanından biriydi. Obama’nın ölümüne savaş görüşüne samimi olarak inandığından kuşkuluyum. Bölgedeki yeni Özel Temsilcisi Richard Holbrooke’un uyarısını dinledikten ve onu ofise taşıdığından beri, bu görüş dışişleri bakanlığının ısrarlı çekincelerine rağmen sürekli tekrarlandı.
Beyaz Saray’daki geriye dönen bakış açısı gerçekten şaşırtıcı. General Petraeus, önemli stratejik yerleri ABD askerlerinin kuşatmasının uzatılabileceği görüşü hakkında bir konuşma yaptı, ancak şimdi bütün açıklamalar askerden sivile destek programları tekrar dengelemeye ihtiyaç olduğu hakkında. Holbrooke, Afganistan savaşı üstüne konuşma yerine bölgeye yaptığı ilk geziden döndüğünde ülkedeki durumun, kapı komşusu Pakistan’daki kötüleşen koşullardan bağımsız olamayacağını ABD’nin şimdi kavradığını söyledi. Taliban’ın ilk önce El Kaide’yle birlikte ‘düşman’ olarak adlandırıldığı yerde, şimdi, geçen bir kaç hafta içinde ‘ılımlı’ olarak adlandırılanlarla görüşme tartışması başladı. ABD yönetiminin rotasını değiştirmek için yaptığı hesaplamalar, Afganistan’ın gerçek karmaşası ve Batının sandığı kadar sakin bir çözümünün olmadığının Beyaz Saray’da anlaşılmasının aşamalı olarak ortaya çıkışıdır. Bu, birkaç hamleyle kazanılabilen savaşı, Irak sorununu konuşan ve tartışan Petraeus ve Washington’daki destekçileri için kolaydır. Ancak Afganistan Irak değil. Irak’ta ABD Şii-Sünni bölünmelerini ve yabancı terör gruplarından Sünni liderleri ayırıp onları ABD safında savaşa katılmaya ve Şii radikaller de onların çıkarına bir ateşkese ikna edilebilir. Başbakan Maliki’nin hükümeti kendilerinden beklenenden daha fazla cesaret ve güce sahip olduğunu gösterdi. Buna karşılık Afganistan’da ABD güçleri kesin bir zafer kazanamadı. Özellikle hava kuvvetleri, Kuzey İttifakı’nın Taliban’ın kontrolündeki bölgelere ilerlemesini ve savaşın efendilerinin ikramiye olarak bölgenin kontrolünü almalarını sağladı. Karzai, hiçbir zaman bir kukladan daha fazla bir şey olmadı. Bütün partilerin ilk kez onun üzerinde anlaşmasıyla oluştu. Ülkenin coğrafyası, gerilla savaşına kolaylık sağlıyor ve merkezi kontrole engel oluyor. Yabancı bir işgal gücünün varlığı, boştaki gençlik için kolay bir meydan okuma oluşturuyor. Uyuşturucu karşıtı politika, asileri temizlemeye ve afyon yetiştirmenin kökünü kazımaya yönelmede birleşti ve kaçınılmaz olarak iki amaç da lekelendi. Ayrıca militanların yeniden silahlanmasını, tekrar birleşmelerini, kaçmalarını mümkün kılan geçirgen bir sınır ve bir savaşın kazanılmaması için temel koşulların hepsi var.
İngiliz askerlerinin çoğu bunu konuşuyor ve biliyor. Bunlardan bu ülkedeki bakanlara ve politikacılara bahsettiğinizde ise hepsi birden reddediyor. Buna karşılık, Washington’daki uzmanlar ve yetkililere bahsettiğinizde sonunda yüksek sesle tartışıyorlar. Zorluk bataktan nasıl çıkılacağıdır. Adeta bütün müttefikler kötü şeyler yapıyor. Üzerinde konuştuğunuz heybetli NATO, daha çok bir Batılı, yerli halkı yok etme niyetindeki bir beyaz güç olarak görülüyor. Washington’un şimdi yaptığı gibi seçiminizin güçlü bir başbakanı olarak konumlandırma ısrarı ile Karzai’deki temeli koymaya çalışın ve uzaktaki parçalanmış bir ülkenin karışık politikasının dengesini bozun. Pakistan’ın aşiret bölgelerinin kontrolünü alması için yönetime baskı yapın ve yeni başkanı kendini beğenmiş ABD’nin kanişi lakabıyla etiketleyin.
Adrian Hamilton, 26 Mart 2009
ÖNCEKİ HABER

Gaziantep’i kim yönetiyor?

SONRAKİ HABER

Taksi ücretlerine 23 Haziran'dan sonra zam geliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa