Sorular hâlâ yanıtsız

Sorular hâlâ yanıtsız

Cumartesi Anneleri ve kayıp yakınları, tüm Türkiye kayıpların akıbetini sorarken yetkililerin suskunluğunu bozmadığına dikkat çekti. Temizöz’ün tutuklanmasının yeterli olmadığını belirten kayıp yakınları, tutuklanacak yetkilinin çok olduğunu vurguladı.


Cumartesi Anneleri ve kayıp yakınları, 209’uncu haftada da kaybedenlerin yargılanması talebini haykırdı. Yüzlerce insana mezar edilen ölüm kuyularının açılmasını, sorumluların artık yargı önüne çıkarılmasını isteyen kayıp yakınları, sessizliğini koruyan yetkililere seslendi: “Türkiye kayıplarının akıbetini soruyor, Genelkurmay, Hükümet suskun. Bizler susmayacağız!”
Galatasaray Meydanı’nda kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerinin yanına oturan Cumartesi Anneleri, dün eski bir dostlarını ağırladı. 8 Ocak 1996’dan önce oğlu Metin Göktepe’nin objektifi ve kalemiyle destek verdiği, Metin’in gözaltında öldürülmesinden sonra ise Cumartesi Anneleri’ne katılan Fadime Göktepe, mücadele arkadaşlarıyla birlikte bir kez daha “kaybedenler yargılansın” dedi. Sri Lanka, Şili, Arjantin ve diğer Latin Amerika ülkelerinde binlerce kişiyi kaybeden generallerin yargılandığına dikkat çeken kayıp yakınları, Türkiye’de yetkililerin suskunluğunu koruduğunu belirtti.
‘TEMİZÖZ YETERLİ DEĞİL’
Basın açıklamasını yapan İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Mehmet Atak, Türkiye’nin kayıplarının akıbetini sorduğunu, öte yandan Genelkurmay ile Hükümet’in sessizliğini koruduğunu dile getirdi. “Bizler susmayacağız, soru sormaya devam edeceğiz” diyen Atak, taleplerini sıraladı:
* Sedat Bucak, Ahmet Kırvar, Üsteğmen Ahmet Şentürk, dönemin ‘Kemal’ adlı Emniyet Müdürü bildiklerini açıklamalı, Hüseyin Taşkaya ve Ahmet Kalpar’ı kaybeden tüm failler yargılanmalı
* Abdülkadir Aygan’ın yerlerini gösterdiği Diyarbakır-Şırnak arasındaki 16 ölüm kuyusunun açılmasını istiyoruz
* Gözaltında kayıplara, toplu mezarlara, ölüm kuyularına ilişkin devlet arşivinde yer alan her türlü belgenin açıklanmasını istiyoruz
* Sadece Kayseri Jandarma Alay Komutanı Cemal Temizöz’ün tutuklanmasını yeterli bulmuyoruz
* Temizöz’ün emrindeki ölüm timlerinde görev yapan itirafçı, korucu, uzman çavuş ve subayların tutuklanarak yargılanmasını istiyoruz
* Kayıp olaylarında sorumluluğu bulunan dönemin Başbakanı Tansu Çiller, dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, General Hasan Kundakçı ve Yavuz Ertürk, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın derhal tutuklanarak yargılanmasını istiyoruz.
*Ergenekon soruşturmasının hükümete karşı darbe girişimiyle sınırlı kalmamasını, devlet adına işlenen tüm suçları kapsamasını istiyoruz. (İstanbul/EVRENSEL)

BUCAK’IN KORUCULARI KAYBETTİ
1951’de Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğan Hüseyin Taşkaya, 4 çocuk babasıydı. 5 Aralık 1993’te evine baskın yapıldı. Bucak aşiretinden 20 korucu ve Üsteğmen Ahmet Şentürk komutasındaki askerler ve 2 polis tarafından gözaltına alındı. O gün Ahmet Kalpar da gözaltına alındı. Taşkaya ve Kalpar’ı gözaltında görenler vardı. Ailesinin başvuruları sonucu ‘Kemal’ adlı dönemin Emniyet Müdürü, “Ahmet Kırvar ve Sedat Bucak’la görüşün” dedi. Bu aşiret reisleri, dönemin milletvekilleriydi. 3 Kasım 1996’da kontrgerillanın suçüstü yakalandığı Susurluk Kazası’nda yaralanan ve davanın sanıklarından olan Bucak, “Evinize gidin, 6 ay sonra devlet serbest bırakır” dedi. Ancak aradan 16 yıl geçmesine rağmen Taşkaya ve Kalpar, ne görüldü, ne de aileleri onlardan haber alabildi. Kaybedildiğinde 42 yaşında olan Taşkaya’nın torunları, şimdi dedelerini arıyor.

MİRİK KAYIPLARI NEREDE?
TUNCELİ İnsan Hakları Anıtı önünde yapılan eylemde, 15 yıl önce kaybedilen Işık Ailesi kayıplarının cesetlerine halen ulaşılmadığına dikkat çekildi. 1994’ün Eylül ayında Tunceli merkez
Gökçek köyü, Mirik mezrasına askerler tarafından düzenlen operasyonda, köyde yaşayan Hıdır Işık, Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Düzali Serin, Gülüzar Selin ve 3 yaşındaki Dilek Serin kayboldu. Ailesinin akıbetini merak edip köyüne giden Ali Işık’ın ise cesedi, kurşunlanmış ve başı ezilmiş halde bulundu. 15 yıla rağmen cesetlere ulaşılamamış olmasının bir hukuk skandalı olduğuna dikkat çekilen eylemde, katliamın faillerinin ise JİTEM mensupları olduğu bir kez daha dile getirildi. (TUNCELİ)

KİRLİ TARİH
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nin kayıplar için her Cumartesi gerçekleştirdiği oturma eylemi bu hafta, 21 Ekim 1995 tarihinden beri kendisinden haber alınamayan tekstil işçisi Düzgün Tekin’e adandı.
Yüksel Caddesi’nde toplanan İHD Ankara Şubesi üyelerine Emek Partisi Ankara İl Başkanı Selma Gürkan ve Sosyalist Parti’den Mustafa Kahya da destek verdi. Eylemde, gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. 21 Ekim 1995 günü işe gitmek üzere evinden çıktıktan sonra tekrar haber alınamayan DİSK Tekstil üyesi Düzgün Tekin’e adanan eylemde konuşan İHD Ankara Şube Başkanı Gökçe Otlu, tüm kayıpların olduğu gibi Tekin’i kaybedenlerin de faillerinin belli olduğunu söyledi. “Düzgün’ü Susurluk’ta ortaya çıkan kontgerilla devleti kaybetti ve tüm suçları gibi bunu da inkar ediyor” diyen Otlu, insanların katledilmediği, özgürce yaşadıkları bir ülke için “kirli bir tarihi” ortaya çıkarmaya çalıştıklarını ifade etti.
1995’TEN BERİ KAYIP
1974 doğumlu Düzgün Tekin, ortaokul yıllarından itibaren çeşitli konfeksiyon atölyelerinde ütücü olarak çalıştı. Çalıştığı işyerlerinde sendikal mücadelenin içinde yer alan Tekin, DİSK/Tekstil Sendikası üyesi oldu. 21 Ekim 1995 tarihinden sonra kendisinden haber alınamayan Tekin’in akrabalarına kaybolduktan bir hafta sonra gözaltında olduğuna dair bir telefon gelir. Ancak avukatları ve ailesinin tüm başvurularına rağmen emniyetten “Bizde böyle biri yok” yanıtını alırlar. (ANKARA)
Ceren Saran / Şenol Doğan
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.