MERCEK

MERCEK

  • Mlliyet’in iki köşe yazarı, Hasan Pulur ve Taha Akyol, “Kürt”, “Kürdistan” sözcükleri üzerine sürdürülen tartışma çerçevesinde “görüşlerini” dile getirirlerken, sözcülüğünü yaptıkları egemen sınıfın sirkatini itiraftan kaçınamamışlar!


    Mlliyet’in iki köşe yazarı, Hasan Pulur ve Taha Akyol, “Kürt”, “Kürdistan” sözcükleri üzerine sürdürülen tartışma çerçevesinde “görüşlerini” dile getirirlerken, sözcülüğünü yaptıkları egemen sınıfın sirkatini itiraftan kaçınamamışlar! Gerçek ile onun bilerek-görerek reddi arasındaki o zapt edilemez çelişki, biri “yarım asırlık gazeteci”, öteki muhafazakar Türk milliyetçisi/liberal bu iki yazarı, yakalarından tutarak 85 yıllık inkar ve zorla eritme politikasıyla birlikte yere çalmış!
    Biri -yarım asır önceki koşullarda yaşadığını sanmış olmalı-, şoven bağnazlığın hamasetiyle inkar politikasının aşınmasına ağlıyor. Öteki, inkar ve baskının ve öngördüğü asimilasyonun başarısızlığını itiraf ederken, baskıcının hedef ve uygulamalarının suç tarihini de bir ucundan dile getiriyor. Suç itirafı, bir kez de, A. Gül’ün Irak gezisi sırasında “Kürdistan” sözcüğünü kullanıp kullanmadığı tartışması üzerinden sayfalara ve ajanslara düşüyor.
    2009’un Mart’ında Türkiye Cumhurbaşkanı’nın “Kürt” ve “Kürdistan” kavramlarını kullanıp kullanmadığı tartışması, kuşkusuz bir düzeyin de göstergesidir. Öncesi saklı tutulursa, Kürtler neredeyse bir asırdır “ayrı bir millet olduklarını” söyleyerek hak eşitliği istiyorlar. Her ulusun adı-dili ve kültürüyle birlikte yaşadığı topraklara ad da verdiği ise, toplumsal tarihin inkardan gelinemeyecek temel olgularından biridir. Kürt ve “Kürdistan”ın hâlâ tartışma konusu halinde tutulmasının nedeni, inkarcıların dahi saklayamayacakları eritme amaç ve uygulaması ve bundaki ısrardır. Asimilasyoncular, daha 20.yüzyılın başında, Kürtlerin bulundukları hiçbir ülkede ulusal hak sahibi ve bağımsız bir ulus devlet olarak ortaya çıkmamaları için İngilizler başta olmak üzere bölge güçleriyle de anlaştılar/anlaşmaya çalıştılar. Bunu T. Akyol da itiraf ediyor. Uygulama ve hedef belgeli/’senetli’dir!
    Kürtlere “Kürt” dememek için bin dereden “kalburla su taşımak” ve diyenleri de cezalandırarak yıldırmak yüzyıllık devlet politikasıdır. Hala savcılarla yargıçlar “bu dava”yı güdüyorlar. Şoven inkarcı kesim için “Kürtler!” sözcüğü hala ürkütücü/”bölücü”! Akyol, “Dünkü ve bugünkü kaygı aynıdır: Kavramın Türkiye’ye de sirayet etmesi!
    Haklı bir kaygı...” diye yazmış. “Kavram” Türkiye’ye de sirayet ederse, Türkiye Kürtleri davalarının ardına daha fazla düşerler, tarih korusun, “Türkiye bölünür, mölünür!”. ‘Kürdistan’ sözcüğü sakın ola ki yanlışlık la da olsa kullanılmasın!
    Yoksa ne mi olur? Daha “Atatürk, İnönü, Çakmak ve Karabekir”den başlayarak, “Kuzey Irak’ta siyasi bir Kürt yapılanmasının Türkiye’deki ‘vatandaşlarımızı’ etkilemesinden” duyulan “fevkalade kaygı”yla birlikte neredeyse bir asırdır sürdürülen engellemelerin bir işe yaramadığı, sadece binlerce on binlerce insanın katline yol açtığı açıklık kazanmış olur. “Kürtlerin daha kuşaklar boyu kendi kendilerini yönetme yeteneğinden yoksun kalacakları” iddiasının toplumsal gelişmeler tarafından geçersizleştirilmesine benzer biçimde, “Kürdistan” da giderek kabullenilir duruma gelir!
    Korku budur, itiraflara yol açmaktadır. Artık, “yok” saymanın verileriyle düşünemeyiz dedirtmektedir. Gerçek hükmünü icra etmiştir, kılıçlar ve süngüler bükülmüştür karşısında! İnkarcılık iflasını TRT ‘Şeş’ten ilan etmiştir. Hasan P. ne denli üzülse, kızsa, yeridir. Taha’nın kaygıları da dayanaksız değildir. Asimilasyon gerçekleştirilememiştir. Ama hiç değilse, “Kürdistan” denilmemelidir, buna alışılmamalıdır!” Devlet ve hükümet dikkatsizlik yapmamalı, ömrü uzun olası H. Pulur’u “kalp sektesi”ne uğratmamalıdır!
    Kürtlerin “eşit ulusal haklar temelinde birlikte yaşama” taleplerini, “üniter devlet, tek ulus, tek dil”in silah gücüyle dayatılmasıyla karşılayıp asimilasyonu gerçekleştirmede ısrarlı olanlarla onlara yedeklenenlerin Türk ve Kürt emekçilerine büyük acılar yaşatma politikası devam ediyor. Bir “kavram”a bile tahammül edemiyorlar. Açmazlarına ve suç itiraflarına rağmen!
    A. Cihan Soylu
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.