GÖZLEM

GÖZLEM

  • Sermaye rotasını, her zaman en yüksek kâr oranının gerçekleşmesi muhtemel alanlara yöneltir.


    Sermaye rotasını, her zaman en yüksek kâr oranının gerçekleşmesi muhtemel alanlara yöneltir. Böylece, belli bir zaman diliminde kâr oranının en yüksek olduğu alanlar, kaçınılmaz olarak sermayenin ekonomik ve siyasal etki alanının yoğunlaştığı alanlar haline gelecektir. Kriz dönemleri bu tür hareketlenmelerin hem hızlı, hem de yoğun olduğu dönemler olarak dikkat çeker.
    Bir süredir eğitim, sağlık, enerji, iletişim, su, yerel hizmetler ve benzeri kamu hizmetleri sermayenin yeni kâr alanları olarak belirlemiş durumda. Bu alanlara yönelik “özel sermaye” yatırımlarının ne kadar yoğun olduğu, kamu kaynaklarının özele nasıl aktarıldığı biliniyor. Kamu hizmetleri, uzunca bir zamandır bir bütün olarak sermayenin yeni yatırım ve yoğun faaliyet alanı olarak ön plana çıkmıştı zaten. Ancak bu noktada atılması gereken asıl adımların henüz atılmadığını belirlemek gerekir. Krizin giderek derinleşmesi ve süresinin uzaması, bugüne kadar açıkça tartışılmayanların yeniden tartışmaya açılmasını beraberinde getirecek. Bu şekilde emekçilerin elindeki son hak kırıntılarının da hedefe konması kaçınılmaz olacak.
    Yerel yönetim hizmetleri, sermayenin önümüzdeki dönemde izleyeceği rota açısından önemli bir noktada duruyor. Çünkü bu hizmetler, hem yarattığı “Pazar alanı” hem de özellikle hizmetten yararlanan “müşterilerin” sayıca çok olması nedeniyle iştah kabartıcı. Yerel yönetim hizmetleri, hizmetin planlanmasından sunumuna ve sonuçlarının alınmasına kadar olukça önemli ve yüksek kâr getirebilecek hizmetler. Bugüne kadar özellikle büyükşehir belediyeleri bünyesinde başlatılan, daha sonra bütün belediyelerde yaygınlaşan özel sermaye yatırımları (özellikle taşeron şirketler üzerinden gerçekleştirilen yatırımlar) tahminlerin üzerinde bir ekonomik değer ortaya çıkarıyor. Yerel yönetimler, özellikle son 15 yılda yaşanan çok yönlü dönüşüme rağmen hala önemli bir sermaye birikim alanı olma özelliğini sürdürüyor. Bugün sonuçlanacak olan yerel seçimlerin, yerel yönetimler üzerinden oluşturulan rantın bölüşümünden daha büyük pay kapma yarışı olarak ön plana çıkması bu nedenle tesadüf değil.
    Bugüne kadar uygulanan ve çeşitli nedenlerle bir süre daha uygulanacak olan mevcut rantçı belediyecilik anlayışı, halkın beklenti ve ihtiyaçlarının çok uzağında olmasına rağmen, sandıktan yine benzer belediyecilik anlayışına sahip partilerin çıkacak olması sermayenin ve onun partilerinin küçümsenmemesi gereken gücünün göstergesi. Bu nedenle seçim sonuçlarına bakarak, bugüne kadar yapıldığı gibi sadece sonuçlar üzerinden değerlendirmeler yapmanın kimseye faydası olmayacaktır. Asıl yapılması gereken sonuçların çıkmasını sağlayan nedenleri sorgulamak ve ikisini birlikte değerlendirmek. Yoksa bugüne kadar olduğu gibi tüm suçu “nesnel koşullara” ya da “halkın cahilliğine” yıkıp işin içinden çıkmaya çalışmak bile zor olacak.
    Sermaye sınıfı bütün aktörleriyle birlikte ekonomik, sosyal, siyasal vb. özellikleriyle toplumun geneli üzerinde denetleyici ve yönlendirici etkisini kullanabilen etkili bir siyasal güç olma özelliğini sürdürüyor. Meseleye bu açıdan bakarsak, sermaye güçlerinin elindeki tüm imkanları kullanarak, üzerinde egemenlik kurduğu kesimleri istediği şekilde yönlendirmesi kaçınılmaz. Böylesi durumlarda yaşanmakta olan gelişmeleri doğru noktadan değerlendirip, toplumun genelinde etkisini sürdüren ve geniş kitlelerin kendi çıkarlarına taban tabana zıt siyaset yapan partilere yönlendirilmesine neden olan tüm etkenlerin üzerine ısrarla ve sabırla gitmekten başka çıkış yolu görünmüyor.
    Bu durum, aynı zamanda giderek derinleşen kriz koşullarının da etkisiyle yarından sonra artması beklenen yeni saldırılar karşısına emekçileri kendi sınıf çıkarları doğrultusunda birleştirebilecek bir çekim merkezi olmak, sermaye güçlerinin karşısına daha örgütlü, hazırlıklı ve daha güçlü çıkmak için de ayrıca önemli.
    ERKAN AYDOĞANOĞLU
    www.evrensel.net