29 Mart 2009 04:00

Sevim kalk!

Gazetelerin 3. sayfasında fotoğraflı küçük bir haber. Hani, büyük harflerle “kocasını bıçakladı”, “arkadaşını öldürdü”, “babasını dolandırdı” başlıklarının olduğu sayfalarda. Dikkatli bakmazsanız göremeyeceğiniz taraflarında, diplerde. Hemen hepsinde de aynı başlık: “Cam silerken düştü, öldü.”

Paylaş

Gazetelerin 3. sayfasında fotoğraflı küçük bir haber. Hani, büyük harflerle “kocasını bıçakladı”, “arkadaşını öldürdü”, “babasını dolandırdı” başlıklarının olduğu sayfalarda. Dikkatli bakmazsanız göremeyeceğiniz taraflarında, diplerde. Hemen hepsinde de aynı başlık: “Cam silerken düştü, öldü.”
Hemen hepsinde aynı uzunluk: “İzmit’te, Karabaş Mahallesi’nde İnönü Caddesi’ndeki bir apartmanda öğrencilerin kaldığı dairede pencerenin pervazına basarak camları silen Sevim Ülgen (57), dengesini yitirerek 5. kattan caddeye düştü. Aynı evde boya yapan Hüdai Ülgen (57), eşinin düştüğünü görünce hemen aşağıya indi. Eşinin öldüğünü farkeden Ülgen, sinir krizi geçirdi. Uzun süre ‘Karım gitti, Sevim kalk’ diyerek ağlayan Ülgen’i, olay yerine gelen polis ekipleri sakinleştirmeye çalıştılar. Sevim Ülgen’in cesedi, otopsi için İzmit Asri Mezarlık morguna kaldırıldı.”
Haber bu kadar. Zaten, 57 yaşındaki bir kadının temizliğe gittiği evin camlarını silerken düşüp ölmesi değil, hayat arkadaşının (bir erkeğin) haykırışlarıdır bu haberin gazetelere taşınmasını sağlayan. Hem boyutu, hem de başka detay vermemesi bunun kanıtıdır. “57 yaşında bir kadın neden hala temizliğe gider, temizliğe giden kadınların sigortasız çalıştırılmaları yasal mıdır, Sevim’in ölümünden kim sorumludur, sorumlular hesap verecek midir” gibi detaylara yer verilmez. Zaten gerek de yoktur bu sorulara. O üçüncü sayfaların yer aldığı gazetelerin bu sorularla işi de yoktur. İzmit’in işlek caddelerinden birine, bir akşamüstü 57 yaşında bir kadın düşüp, ölmüştür. Onun da haber değeri beş satırdır.
Ama bu detaysız haberin fotoğrafına dikkatli bakanlar, saçı, yüzü, giysileri, 57 yılın nasıl zorluklarla geçtiğini gösteren nasırlı elleri boyadan bembayaz olmuş Hüdai Ülgen’nin canının nasıl yandığını gördüler. Haberde yoktu ama, birlikte neleri göğüslemek zorunda kaldıklarını, ne çok sorunla boğuşup durduklarını, en önemlisi Hüdai Ülgen’nin acıya kesmiş yüzünden, Sevim Ülgen’le gerçek bir hayat arkadaşı olmayı başardıklarını anladılar.
Evet, Bakanın gözü aydın, işsizliği arttıran kadınlardan biri daha öldü. Başbakanın da. Kriz birini daha teğet geçti; Sevim öldü.
Serpil İlgün
ÖNCEKİ HABER

Kızıldere unutulmadı

SONRAKİ HABER

The 'new system' in education or the latest version of instilling youth with AKP ideology

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa