BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Saatler dün gece yarısına yaklaştığında, şunlar belli olmuştu...


    Saatler dün gece yarısına yaklaştığında, şunlar belli olmuştu:
    1-) DTP bölge illerinde büyük bir başarı kazanırken, AKP büyük bir kayba uğrayarak, hızla marjinalleşen bir partiye dönüşme yoluna girmiştir. Bölge halkı, AKP’nin şova yönelik, aynı zamanda AKP-ABD-Talabani-Barzani eksenli “Kürt sorunu çözümü” girişimlerini reddettiğini göstermiştir. Bölgede DTP, Kürt halkını temsil ettiğini göstererek, Kürt sorununun çözümü konusunda, herkesin hesabını yeniden yapmasını gerektirecek bir başarı kazanmıştır.
    2-) CHP büyük kentlerde, adayların yarattığı farkla; özellikle İstanbul’un emekçi ilçelerinde ve bazı önemli kentlerde beklenmedik bir başarı kazanacak gibi görünüyordu. Belediye başkanları adayları etrafında ortaya çıkan başarının genelde CHP’nin oylarına yansımaması, CHP içinde de partinin çizgisinin, lider kadrosunun tartışılmasını gündeme getirecektir.
    3-) MHP; hem genelde oylarını en çok artıran, hem bazı ketlerdeki belediyeleri ele geçiren, genel olarak oylarını artıran parti olurken, İç Anadolu ve İç Ege’de birinci parti durumuna yükselmiştir.
    4-) Saadet Partisi; AKP’den yer yer oylarını geri almaya başlayan bir sürece girmiştir. Bunun, AKP içinde bölünmeleri kışkırtacak bir gelişme olduğunu şimdiden söyleyebiliriz.
    5-) AKP; bu seçimde halktan ciddi bir tokat yemiştir. Başbakan bu seçimin, halkın, AKP’nin politikalarına “güvenoyu” anlamına geldiğini; Diyarbakır, İzmir, Tunceli gibi illeri “düşmandan alınacak kentler” gibi göstererek kendine bölgede rakip gördüğü DTP’yi ve genelde ezeli rakip gördüğü CHP’yi marjinalleştirmeyi, bu seçimin hedefi ilan etmişti. Ayrıca AKP, Akdeniz ve Ege sahil şeridi ile bölge illerini kaybederek, “Bütün ülkeyi birleştiren parti benim” iddiasını çürütmüştür. Dahası Erdoğan’ın; “muktedir Başbakan”, “odunu koysa kazanır”, “son Osmanlı padişahı” yakıştırmalarından pek hoşlanan Başbakan Erdoğan’ın karizması, büyük bir darbe yemiştir. Bu, AKP gibi “lideri her şey olan bir parti” için öldürücü değilse de, kolay kapatılamayacak bir yardır. Şu iki gerçek de çok önemli bir biçimde Erdoğan ve partisi için tokada dönüşmüştür. Bunlardan birincisi, yukarıda da belirtildiği gibi Kürt sorunudur. İkincisi ise büyük kentlerde ve büyük işçi havzalarında AKP’nin çözülme sürecine girmiş olmasıdır. İane dağıtarak, sadaka vererek; buzdolabı, çamaşır makinesi, kömür dağıtarak kendine bağlayacağını umduğu basit ekmekçiler tarafından, ellerinin tersiyle itilmiştir. Bugün Türkiye’nin gerçekleri karşısında bu iki kesimden (Kürtlerden ve emekçilerden) dışlanmaya başlayan bir kitle partisinin, hızla erimesi kaçınılmazdır.
    Krizin derinleşeceği ve AKP’nin, bilinen ekonomi politikaları ve IMF ile bir anlaşma yapmak için son aşamaya geldiği düşünüldüğünde, emekçiler ve Kürtlerle çatışmaya giren AKP’nin, hızla itibar ve oy kaybına uğrayacağını söylemek bir abartı olamaz.
    AKP, Başbakan’ın “teğet geçecek” dediği kriz karşısında emekçilerle çatışıp yeni tedbirler almak zorunda kalırken, öte yandan da ABD ile Kürt sorununun Amerikancı-AKP’ci çözümünde birleşmek; DTP ve PKK ile çatışan hattında daha ileri adımlar atmak zorunda kalacaktır. Bu da, AKP’nin girdiği yoldan kolayca çıkamayacağı; tersine, daha “ileri” adımlar atmak zorunda kalacağı anlamına gelmektedir.
    Sonuçlar netleştikçe, gelişmelere daha yakından bakıldıkça, gerçekler daha da anlamlanacaktır.
    Önümüzdeki günlerde bunları tartışmaya devam edeceğiz!..
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net