30 Mart 2009 04:00

ROJEV

Seçimler, halkın politikaya doğrudan katıldığı ve genellikle her türlü olanağı kullanan burjuva partilerin yoğun propagandası altında tercih yapmaya zorlandığı süreçlerdir.

Paylaş

Seçimler, halkın politikaya doğrudan katıldığı ve genellikle her türlü olanağı kullanan burjuva partilerin yoğun propagandası altında tercih yapmaya zorlandığı süreçlerdir. Bu yazı yazıldığında, oy verme işlemleri devam ediyordu. Fakat Erdoğan ve Baykal’ın seçim sonuçlarından kendilerine ‘başarı’ çıkartacaklarını söylemek için sandıkların açılmasını beklemeye gerek yok! Bir yandan ABD’nin bölgesel taşeronluğu yönünde daha ileriden adımlar atan ve sırada bekleyen IMF anlaşmasıyla halka daha fazla işsizlik, açılık ve yoksulluk dayatan Erdoğan ve AKP’si… Öte yandan, Ergenekonculuktan çarşafa ve Kuran kurslarına kadar her türlü gericiğe yaslanarak ilerlemeye çalışan Baykal ve CHP’si… Seçim sonuçları ne olursa olsun, emek ve demokrasi güçlerinin bu gerici güçlere karşı daha güçlü ve birleşik bir mücadele odağı haline gelmesinin önemli bir ihtiyaç olmaya devam ettiği açıktır.
29 Mart yerel seçimleri, hükümet partisinin devletin tüm olanaklarını kendi çıkarı için ilk kez bu kadar açıktan kullandığı bir seçim olarak tarihe geçecek. AKP’nin, özellikle Bölge’de halkın yoksulluğunun istismarı yönünde beyaz eşyadan nakit paraya ve makarnadan kömüre kadar oy karşılığında dağıttığı ‘yardım’lar, bu seçimlerin adil olmadığının en açık göstergelerinden biridir. Başta Diyarbakır ve Tunceli olmak üzere birçok kentte valiler, hükümet partisinin il başkanı gibi çalıştılar. Eski Hizbullahçılardan Genelkurmay’a kadar gericiliğin her türlüsü, Kürt ulusal demokratik mücadelesinin geriletilmesi amacıyla Bölge’de AKP’nin arkasında saf tuttular. 2009 Newroz’u; Kürtlerin, AKP’nin “açılım” adı altında gündeme getirdiği politikaları samimi bulmadığını ve kalıcı bir barış ve demokratik bir çözüm için halkın temsilcilerinin muhatap alınmasını istediklerini gösterdi. Önümüzdeki dönemin, AKP ve egemen güç odaklarının, Bölge’deki güç ve etkilerini kaybettikleri oranda çözüm adına ABD politikalarına daha fazla sarılacakları bir süreç olarak gelişeceği görülmektedir.
Kürt halkı ve demokrasi güçlerinin seçimlerde kazanacağı mevziler, özellikle demokratik halkçı belediyeciliğin sistem belediyeciliği karşısında bir ‘seçenek’ haline getirilmesi bakımından önemli olacaktır. Kazanılacak her mevzi, gerici güç odakları karşısında demokrasi ve halk güçlerinin daha güçlü bir seçenek haline getirilmesine hizmet edecektir. Ama sadece seçimlere endeksli bir ‘başarı’nın, gericiliğin saldırıları püskürtülerek halkın demokrasi, barış ve insanca yaşam taleplerinin gerçekleştirilmesine yetmeyeceği de bilinmez değildir. Bu nedenle emek ve demokrasi güçleri, seçimlerden sonrasını kazanmayı, en az seçim başarısı kadar önemsemelidirler. Seçimlerden sonra, bir yandan ABD güdümünde Kürt ulusal demokratik mücadelesinin tasfiyesi amacıyla bir ‘Kürt konferansı’ hazırlığı yapıldığı, öte yandan IMF’nin ‘acı reçete’leriyle halkın açlık ve yoksulluğunun derinleştirilmesi hesapları yapıldığı dikkate alındığında; emek ve demokrasi güçlerinin, rehavete kapılmadan, elde edilecek mevziler üzerinden mücadeleyi ilerletmesi gerekliliği ortadadır.
Demokrasi ve halk güçleri, seçimlerden sonrasını kazanmak için öncelikle seçim sürecinde birliğin sağlanması konusunda yaşanan zaafları aşmalıdır. Başta Diyarbakır ve İstanbul olmak üzere, ülkenin ve Bölge’nin her tarafında Kürt halkı ve her milliyetten emekçilerin katılımıyla kutlanan Newroz, demokrasi, barış ve insanca yaşam mücadelesinin birleştirilmesi ve yaşanan zaafların aşılması bakımından önemli bir dönemeç olmuştur. 1 Mayıs’ın, Newroz’un açtığı yoldan ilerlenerek kutlanması; emek, barış ve demokrasi güçlerinin, bağımsız demokratik bir ülke kurma ve insanca yaşam mücadelesini kazanmasının önünü açacaktır.
ÇETİN DİYAR
ÖNCEKİ HABER

AKP’YE YEREL SEÇiM TOKADI

SONRAKİ HABER

ABD'den Alaska açıklarında Rus savaş uçaklarına engelleme

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa