30 Mart 2009 04:00

Yoksullardan alıp zengine verecekler

Hükümet seçim nedeniyle ertelediği saldırıları hızla uygulamaya koyacak. Bu saldırıların başında IMF ile anlaşma geliyor.

Paylaş

Hükümet seçim nedeniyle ertelediği saldırıları hızla uygulamaya koyacak. Bu saldırıların başında IMF ile anlaşma geliyor. Yeni paketlerle para musluklarının patronlar için açılması da peşi sıra gelecek. Bu uygulamaların tamamı halka yeni vergiler, kamu hizmetlerinin paralı hale getirilmesi, ücretlerin düşürülmesi, işsizliğin ve yoksulluğun artması şeklinde geri dönecek.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ümüğümüzü sıktırmayacağız” dediği IMF ile anlaşma seçim sonrasının ilk gündemini oluşturuyor. Seçim döneminde IMF ile zımni bir anlaşmayla seçim sonrasına bırakılan anlaşma, seçimin hemen ardından “IMF’yi bizim şartlarımıza getirdik” denilerek, öncekilerden çok da farklı olmayan bir içerikle imzalanacak.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın açıklaması da bunu kanıtlar nitelikte. Türkiye’nin IMF ile anlaşması gerektiğini özellikle vurgulayan Unakıtan, “Artık onlarla pazarlık yapma gücümüz var. Ama eskiden yoktu. Anlaşma yapacağımıza inanıyorum. Ben daha önce onlarla görüştüm. Sonradan öyle bir hale geldik ki ‘Bakanım imza atma, bize söz ver yeter. Bunu yapacağım de tamam’ diyorlar şimdi. Çok şükür, bu hale geldik. Artık gücünüz kadar konuşuyorsunuz. Orada güçlü olan ülkeleri dinliyorlar. Küçük ülkeleri dinlemiyorlar vallahi. Bu nedenle kuvvetli olmak mecburiyetindeyiz” diye konuştu.
ANLAŞMADA EMEKÇİ YOK
Patronların özellikle üzerinde durduğu ve bitirilmesini istediği IMF anlaşmasının en az 18 ayı kapsadığı ve 20 milyar doları içerdiği belirtiliyor. Bu anlaşmanın kabul edilmesi, başta sağlık, eğitim olmak üzere kamu harcamalarının kısılması ve aktarılan kaynağın doğrudan ya da dolaylı olarak halka değil patronlara aktarılmasını içeriyor. Devlet bankalarının satışı, karayolları, köprüler, madenler, gayrimenkuller, sahillerin özelleştirilmesi, yabancı sermaye için ucuz işçiliğin garanti altına alınması, IMF anlaşmasının içerdiği kimi maddeler.
IMF Türkiye’ye büyüme hedefini ‘büyümenin emekçiler açısından çözüm anlamına gelmemesi gerçeği bir yana’ yüzde 1’in altına çekmesi yönünde ısrar ediyor. Ekonomi yönetimi resmi revizyona yanaşmıyor ama 2009 hesaplarını bu orana göre yapacağını taahhüt ediyor. 2009 Bütçesi’nde IMF istediği için harcamalardan kısıldığı biliniyor. Emekçilerin krizini çözecek bir paketten ise asla bahsedilmiyor.
6. PAKET YOLDA
Seçim sonrası bekleyen uygulamalardan biri de 6. kriz paketi. Seçimden hemen sonra Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından duyurulması beklenen paketle, kredi muslukları patronlar için tamamen açılacak. Pakete ilişkin açıklama yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, 6. paketle ilgili şunları söyledi: “Finansman üzerine çalışmalar söz konusu olacak. Kredi ilişkilerinde beklentiler var. Birkaç gün içinde bunlar açıklanacak.”
Bütün çabalarının sanayicinin, tüccarın krizi en az hasarla atlatmasına yönelik olduğunu söyleyen Çağlayan, mobilyada 3 ay için sağlanan KDV indiriminin perakende sektörüne ya da başka sektörlere yayılıp yayılmayacağına yönelik olarak da piyasayı işletecek tüm mekanizmaları devreye sokmaya çalıştıklarını belirtti. KOSGEB kredileriyle ilgili olarak da bu yılın başında 1 milyar dolarlık kredi desteği açıkladıklarını hatırlatan bakan, “Bu yıl KOSGEB’den minimum 4 milyar lira kredi desteği kullandıracağız” dedi. (EKONOMİ SERVİSİ)

SAĞLIKTA YIKIM BEKLİYOR

Seçim sonrası bekleyen saldırıların başında sağlık alanı geliyor. Özel hastanelere daha çok para aktarılması, ilaç harcamalarının artması ve her gün yeni bir tebliğ ile hasta ve sağlıkçıların yaşamı daha da zorlaştırılacak. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası’nın halktan gizlenen pek çok maddesi, seçimin hemen ardından uygulamaya konacak. Bu uygulamaların bazıları şöyle:
* 10 gün içerisinde aynı branşta ikinci muayeneye gelenler muayene için para ödeyecekler.
* Daha önce aile hekimliğine geçilen 4 ilde denenen, ancak büyük yığılmalara yol açtığı için seçim sonrasına ertelenen sevk zorunluluğu uygulaması tekrar yürürlüğe girecek.
* Acil hizmetleri ücretsiz olduğundan, hastane acillerinde yığılmalar yaşanacak. Gerçek aciller bu durumdan zarar görebileceği gibi hasta ve doktorlar arasında gerilim ve şiddet olayları yaşanabilecek.
* Yatarak tedavilere şimdiye kadar sıfır olan katılım payı konulabilecek.
* Özel sağlık kurumlarına başvurularda cepten ödemeler artırılacak, şu anda yüzde 30 olan katılım payı yüzde 100’e çıkabilecek.
* Geçtiğimiz hafta yüzde 8 oranında zam yapılan ve daha da yapılacak olan ilaçların giderek artan bir kısmı ödenmeyecek ve cepten ödenmek durumunda kalınacak.
* İşsizlik nedeniyle yeşil kart istemleri artacak, ancak diğer yandan IMF’nin baskısı ile yeşil kart sayısı sınırlandırılmaya ve düşürülmeye çalışılacak.
* Seçim kaygısı ile ertelenen tıbbi malzemeler, araç ve gereçler için yüzde 20’ye varan katılım payı alınması uygulaması başlatılacak.
* Tomografi, MR ve tahliller gibi bazı hayati tetkikler, ancak belirli süre geçtikten sonra tekrarlanabilecek.

TÜRKİYE EN ÇOK İTHALAT YAPAN ÜLKELER ARASINDA

TÜRKİYE, Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) en çok ithalat ve ihracat yapan 30 ülkesi listesinde ithalatta 20’nci sırada yer aldı. 2008 yılında yapılan toplam 16.4 trilyon dolarlık ithalatın yüzde 1.2’sini gerçekleştiren Türkiye, ithalat sıralamasında 20’nci olurken, ihracatta ilk 30’a giremedi. 10 milyonluk nüfusu ile İstanbul kadar bile olmayan Çek Cumhuriyeti dahi, Türkiye’den fazla ihracat yaptı.
Dünya Ticaret Örgütü’nün “2008 Dünya Ticareti Raporu”nda yapılan belirlemeye göre 2008 yılında 202 milyar dolar ithalat yapan Türkiye, dünyanın en çok ithalat yapan 30 ülkesi arasına 20’nci sıradan girdi. Dünyada toplam 16 trilyon 415 milyon dolarlık ithalat yapılan 2008’de, en fazla ithalatı 2 trilyon 166 milyon dolarla ABD yaptı. Bu tutarla dünya toplam ithalatının yüzde 13.2’sini tek başına gerçekleştiren ABD’yi, yüzde 7.3 pay ve 1 trilyon 206 milyon dolar ile Almanya izledi. Çin, yüzde 6.9 pay ve 1 trilyon 133 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldı.
KRİZİN YILINDA İTHALATTA ARTIŞ
Dünya toplam ithalatının yüzde 15 arttığı 2008’de, ABD’nin ithalatı yüzde 7, Almanya’nın ithalatı yüzde 14, Çin’in ithalatı yüzde 19 artış gösterdi. Çin’i sırasıyla; Japonya, Fransa, İngiltere, Hollanda, İtalya gibi ülkeler izledi.
İthalatta ilk 30 sıralamasında bulunan ülkelerin çoğunun, dış ticaret açığı ya hiç olmayan ya da çok az olan yüksek gelirli ülkeler olması dikkat çekti. Türkiye ise dış ticaret açığı yüksek ve döviz geliri sınırlı bir ülke olmasına rağmen yüksek ithalat yapması ile dikkat çekti.
İhracatta ilk sırayı 1 trilyon 465 milyar dolar ile Almanya aldı. Almanya, dünya ihracatının yüzde 9.1’ini tek başına gerçekleştirdi. Almanya’yı yüzde 8.9 pay ve 1 trilyon 428 milyar dolar ile Çin izledi. Üçüncü sırada yüzde 8.1 pay ve 1 trilyon 301 milyar dolar ile ABD yer aldı. 2008’de önceki yıla göre Almanya’nın ihracatı yüzde 11, Çin’in yüzde 17, ABD’nin yüzde 12 arttı. ANKARA
ÖNCEKİ HABER

EKONOMİ VE POLİTİKA

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa