30 Mart 2009 00:00

Paketler patronlar için çıkarılıyor

Krizi “Bizi teğet geçer” sözüyle karşılayan AKP Hükümeti, aradan geçen kısa sürede ardı ardına 5 tane paket açıkladı.

Paylaş

Krizi “Bizi teğet geçer” sözüyle karşılayan AKP Hükümeti, aradan geçen kısa sürede ardı ardına 5 tane paket açıkladı. Hükümete göre 36 milyar lira bedeli olan bu paketler krize ilaç olacak. Ama iktisatçılar aynı görüşte değil. Onlara göre paketler, krizi biraz ötelemenin dışında bir işe yaramıyor. Üstelik işçiler, işsizler, yoksullar...yani krizin asıl etkilediği kesimler içinse bu paketler hiçbir anlam taşımıyor. İktisatçılar, vergi indirimi içeren bu paketlerin, patronların ellerindeki stokları eritmesi için çıkarıldığını söylüyorlar. Krizin gerçekten önlenmesi içinse istihdamı ve emekçilerin gelirlerini artırmaya dönük önlemler alınması gerekiyor. Ama bu şu an uygulamaya konan paketlerle mümkün değil. Bunun için hükümetin, tercihini patronlardan yana değil halktan yana kullanması gerekiyor.
‘SİSTEMİN TEMEL TAŞLARIYLA OYNAMALI’
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzettin Önder, hazırlanan paketin piyasaları kısmi olarak canlandırabileceğini, bu canlanmanınsa sadece söz konusu sektörlerde yaşanabileceğini söyledi. Önder, paketlerden, vergi indirimi yapılan lüks ürünleri alabilecek gelir seviyesine sahip orta üstü kesimin yararlanabileceğini dile getirerek, “Ancak kriz asıl olarak, gelir seviyesi daha düşük kesimleri vurmuştur. Bu nedenle paketlerin krizi çözebilmesi imkansızdır. Krizi çözmenin yöntemi ise sistemin asıl taşlarıyla oynamaktan geçiyor. Bu daha uzun vadeli bir çözümdür. Şu an için yapılabilecek olan ise -ne kadar hukuka uygundur bilemem, ki bu benim konum da değil ama- daha öncesinde yapılan TÜPRAŞ, Telekom gibi özelleştirilen kurumlar devletleştirilmeli ve devlet istihdam yaratmalıdır” diye konuştu.
STOK ERİTİLİYOR
Paketle istihdamın artırılamayacağını açıklayan Önder, şöyle devam etti: “Bazıları yapılan desteğin üretimi artıracağını ve böylece istihdam alanı açılacağını savunarak büyük bir yanılgıya kapılıyorlar. Sektörler şu anda stok eritmeye çalışıyor. Bir yandan da hızlı bir şekilde istihdam daraltıyor. Belki stok eriyince 1 haftalığına ücretsiz izne çıkardıklarını alacak, fakat kapasite kullanım yükselip stok birikince yine aynı hikaye dönecek.”
Boyutları 36 milyar TL’ye gelen paketlere, ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nde görevli Prof. Dr. Cem Somel’in de itirazı var. Somel, paketlerin satışları artıracağını, dolaylı olarak üretimin de artacağını söylüyor. Ancak, o da Önder gibi bu paketlerin işsizlik sorununu çözebileceğini düşünmüyor.
Somel, patronların emek yoğunluğunu artırarak daha az işçiyle aynı üretimi yaptığını vurguluyor. Bu noktada patronların işçileri işten atmakla tehdit ettiğini belirten Somel, “Krizle gelir dağılımındaki dengesizlik de arttı. Bu paket ancak lüks tüketim maddelerinin satışını artırabilir. Ancak bu piyasanın sorununu çözmeye yetmez. Temel ihtiyaç maddelerine bu tür indirimler yapılmalıdır. Bu şekilde piyasayı canlandırabilirsiniz belki. Her ay on binlerce işçi çıkarıldığı bir dönemde insanların alım gücü düşerken, insanlar nasıl lüks tüketime yönelebilir ki?” dedi.
‘SENDİKAL MÜCADELE ARTMALI’
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Ercan ise asıl problemin, kriz döneminde daha da belirginleşen sınıfsal beklentilerden dolayı oluştuğunu belirtti. TOBB ve TÜSİAD gibi işveren örgütlerinin hükümetin üzerine önlem paketi hazırlaması için baskı yaptığını söyleyen Ercan, “Sektörler önlerini açıp krizi ötelemek istiyorlar. Duruma devlet açısından bakarsak, devletin zaten büyük bir bütçe açığı var. Bu vergi indirimleriyle daha da artacak bu açık. Ve bu sefer devlet, işçi ve emekçilerin sağlık eğitim gibi ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelecek” öngörüsünde bulundu.
Patronları kurtaran paketlerin emekçi kesimler açısından çözüm olamayacağına dikkat çeken Ercan, “Bedenin tümü hasta bu sefer. Bu paketler bölgesel ilaçlar ve bedenin tümünü iyileştiremez. Hazırlanacak ilaç, bedenin tümüne etki etmeli” dedi.
Sendikaları krizle mücadele konusunda pasif kalmakla eleştiren Ercan, şunları dile getirdi: “Türkiye’de kriz olmasa bile işsizlik artıyor. Çünkü teknoloji yoğun bir üretim uygulanıyor. İşverenler ise bu işsizliği bahane olarak gösterip hükümete taleplerini kabul ettiriyorlar. İşverenler hükümet karşısına bu şekilde talepleriyle çıkarken, sendikaların sadece pakette ‘o yok bu yok’ şeklindeki yaklaşımları da eksik bir nokta bence. Sendikalar kararlı bir şekilde taleplerini ortaya koymadıkça emekçilerden yana bir çözüm üretilemez.

EMEKÇİLERİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMALI

Yrd. Doç. Dr. Sinan Alçın: Hükümet, kapitalist küresel krizin ulusal etkilerini giderme iddiasıyla açıkladığı “5. Tedbir Paketi” ile tüketim harcamalarında artış ve bu yolla bazı sektörlerdeki stokların eritilmesini hedeflemektedir. Krizin temel sebebi kapitalistlerin aşırı üretim hırsıdır. Hal böyleyken bu durumu eksik tüketim krizi gibi yorumlayıp borca dayalı tüketim çılgınlığı yaratmak, yeni krizlerin altyapısını hazırlamaktan başka bir işe yaramaz. Açıklanan paket, diğer paketlerde olduğu gibi beklentileri karşılayacak düzeyde değil. Çünkü, ekonomik birimlerin reel gelirleri artmadıkça tüketim harcamaları ancak sınırlı boyutta ve çoğunlukla borçlanarak gerçekleştirilir. Bu da yarayı tedavi etmek yerine üzerini örterek yarayı görünmez kılmak anlamına gelir. Örtü kaldırıldığında ya da kendiliğinden düştüğünde, yaranın tedavi edilemeyecek boyutlara ulaştığı görülecektir. Örneğin, 2001 krizi sonrası teşvik edilen kredi kartı kullanımı neticesinde ülke genelinde kredi kartı borçlarının toplam tutarı 100 milyar TL’ye dayanmıştır.
Kapitalist ekonomik düzen, tüketim özgürlüğü getirirken, herhangi bir malın hangi gelirle tüketilebileceği sorusuna yanıt vermez. Bu pakette gündeme gelen 3 ay süreli olarak belli malların satışından alınan dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV gibi) oransal olarak düşürülmesi, krizi gerçek hayatında işsizlik, yoksulluk ve açlık olarak somut biçimde yaşayan milyonlar için bir anlam ifade etmemektedir. Bu uygulama bir tür kaynak transferidir. Hükümet, elde edebileceği dolaylı vergi gelirinin bir kısmından sermaye lehine vazgeçmektedir. Kaldı ki, dolaylı vergi oranı düşürülecek alanlarda şu günlerde ortaya çıkacak oran indirimine eşit fiyat artışları gerçekleştirilmektedir.
Paket olarak 5. ve önlem kalemi olarak 52. sayıya ulaşmış bulunuyoruz. Kocaman bir kutu hediye edilir size, içinden bir kutu daha çıkar, sonra bir tane daha ve bu böyle sürüp gider; en son kutu bir kibrit kutusu kadardır ve genelde içinden “umuttan başka” hiçbir şey çıkmaz. Bu paketlerin ve önlemlerin sayısından çok içeriği önemlidir. Şu ana kadar açıklanan tüm paketler, sermaye lehine ve günü kurtarmaya dönük politika araçlarını içermektedir. İşçi, emekçi ve yoksul halk kesimleri için krizin aşılması, insanca yaşayabilecekleri bir gelir elde edecekleri iş garantisinin devlet tarafından sağlanmasında yatmaktadır. Ancak bu şekilde, gerçek anlamda üretim ve tüketimden bahsedebiliriz. Dolayısıyla hükümet, geniş halk yığınlarının ihtiyaçlarını gözeterek harcama politikalarını şekillendirmelidir. Aksi durumda, açıklanan her paket, yeni bir paketi ihtiyaç haline getirecek sonuçlara gebedir.

36 MİLYARLIK İMAJ

Prof. Dr. Erinç Yeldan: 3-4-5 diye sıra sıra alınan bu ‘tedbirler’, hükümetin manevrasıdır bence. Hükümet sadece tedbir alıyormuş gibi yapıyor. Bu boyutta bir krize karşı böyle çalakalem alınmış sözde önlemler etkili olmaz. Çözüm KDV, ÖTV, iş dünyasındaki şirketlerin istihdam vergilerinin düşürülmesinde arandı, ancak çözüm doğrudan doğruya işsizlikle mücadele olmalıydı. Bu olmadıkça krizin çözümü de olamaz. Bunun olması için de ulusal sanayinin güçlendirilmesi, ithalat bağımlılığının azaltılması gereklidir. Sadece günü kurtarmak adına hazırlanan bu paketler, kamuya yük bindirmektedir. Yani hükümetin 36 milyar TL’lik tedbiri imaj çizmek içindir. Bu 36 milyar TL psikolojik bir ilaç olabilir ancak.
Prof. Dr. Kaya Ardıç: Bu paketler pansuman niteliğinde. Makroekonomik modelin bir parçasıdır. Bütünlüklü olarak bir önlem alınmalıdır. Hükümet aklına estikçe birkaç sektöre destek çıkıyor. Bu şekilde programsız sorun çözülmez. Hükümet, 36 milyarı parça parça yerine bir seferde önlem olarak kullansaydı daha etkili olurdu diye düşünüyorum. Ayrıca dünyada bir toparlanma olmadan Türkiye’de de bir toparlanma beklemek yanlıştır. Bu açıdan kimsenin ışık göremediği bir dönemde Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın söylediği “Işığı görüyoruz” söylemi de sadece bir iyi niyet ve beklentidir. Hazırlanan paketler elbette boşa değildir, ancak sadece kısa dönem için ön açıcı olabilir. Stoklar eridikten sonra ne olacak peki? Ve bu paketler sadece ilgili sektörleri ve orta üstü, bu paketten yararlanabilecek; ev, araba, mobilya, beyaz eşya alabilecek insanlardır. İşsiz kalan bir insan nasıl araba alabilir ki? Ama bence hepsinden önemlisi hükümet, güven verici söylem ve eylemler içinde olmalıdır. Bu olmadıktan sonra ne yatırımcı yatırım yapar, ne tüketici tüketim yapar.
Prof. Dr. Osman Altuğ: Paketin vergi indirimini öngördüğü sektörlerde stok fazlası var. Bu stokları satamadıkları durumda ne sektör kazanabilir, ne devlet vergisini alabilir, ne de işçi parasını... Paket bu açıdan olumludur. Vergilerdeki indirimle malın fiyatında da yüzde 10’luk bir indirim oluyor. Stokun erimesinde olumlu olacaktır. Stok tüketilince finans sektörü de kredi faizlerini alabilecek. 3 ay içinde bu stoku eritmesi iyidir. Yoksa yeniden bir paket hazırlığı yapılmalıdır. Devletinse 18 diye diretip hiç para alamamasındansa 8 alması olumlu bir şey. Tabii krizi tamamen aşabilmek için bu yeterli değil, ancak yine de bu tür paketlerin devam etmesi gerekiyor. Ben asıl olarak krizin kayıtlı ekonomiyle çözüleceğini düşünüyorum, fakat bu daha başka ve katmerli bir konu.

Emekçiler krize karşı destek bekliyor

HÜKÜMETİN arka arkaya açıkladığı ekonomi paketlerinde kendilerine yönelik tedbirler olmaması, işçi, memur ve emeklilerin tepkisine neden oldu.
Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, dünyanın ekonomik kriz sınavından geçtiğini belirterek, hükümetin krize karşı açıkladığı önlemlerin büyük çoğunluğunun işverenlerin taleplerini karşılamaya yönelik olarak hazırlandığını ifade etti. Krize ve işsizliğin çözümüne işveren mantığı ile yaklaşıldığını kaydeden Akyıldız, iç talebin canlı tutulması için gelirin artırılması gerektiğini vurguladı. Akyıldız, şöyle konuştu: “Çalışan ve emeklilere verilecek destekle piyasalara nefes aldırılmalı ve bu yolla iç talep canlandırılmalıdır. Çiftçiler ve KOBİ’ler için kolay kredi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır. Benzin, elektrik, doğal gaz ve LPG’de yapılacak indirimlerle maliyetler düşürülmelidir. İstihdam artışının sağlanması için kamuda boş kadrolar doldurularak, kamu görevlisi açığı kapatılmalıdır” dedi.
SATIN ALMA GÜCÜ ARTIRILMALI
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, KDV’nin indirilmesinin yetersiz bir tedbir olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “İç talebi artıracak ve sanayi üretimini artıracak tedbirler birlikte, bir bütün halinde tasarlanmamıştır. ‘5. Paket’ yetersizdir ve geçicidir. Krize karşı kapsamlı bir bütünsellikten uzaktır. İç talebi canlandırmanın en önemli unsuru, toplumun satın alma gücünü artıracak ciddi düzenlemeler yapılmasından geçmektedir. Ama bunu tamamlamak üzere sanayi sektöründe başta enerji olmak üzere girdi maliyetlerini düşürmek, sigorta primlerini indirmek ama kayıt dışı ekonomiyi küçülterek sigorta tabanını genişletici önlemler almak da gerekmektedir.”
Satın alma gücünün artırılması için temel tüketim ürünlerine yapılan zamların durdurulması ve istihdamı koruyarak toplam ücretin düşmesinin engellenmesi gerektiğini belirten Çelebi, işsizlik sigortası koşullarının iyileştirilmesi ve asgari geçim sınırı altında gelire sahip olanlara bütçe üzerinden ek-gelir aktarılmasının da tamamlayıcı tedbirler arasında yer aldığını kaydetti.
Türkiye İşçi Emeklileri Derneği Genel Başkanı Kazım Ergün de emekli olanlara 300 TL, emekli ve işsiz çocuğu bulunanlara 500 TL olmak üzere sosyal destek ödemesi yapılmasını talep etti. (ANKARA)
Cem Şimşek
ÖNCEKİ HABER

Nüfus memurlarına ek ödeme

SONRAKİ HABER

Şule Çet davasında "saat" detayı: Güvenlik kamerası saati 10-11 dakika ileride

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa