31 Mart 2009 04:00

DÖNÜŞÜM

G20 Zirvesi’ne birkaç gün kala, zirvenin önde gelen ülkeleri arasında çelişkiler iyice açığa çıkıyor.

Paylaş

G20 Zirvesi’ne birkaç gün kala, zirvenin önde gelen ülkeleri arasında çelişkiler iyice açığa çıkıyor. Öyle ki artık basın organları aracılığıyla açıktan sataşmalar, zirveyi sabotaj etmekle suçlamalar gündemde.
En son ABD ve müttefiklerinin Irak’a saldırmaları döneminde G8 zirvesinde buna benzer gerginlik yaşanmıştı. O dönem yaşanan kısa süreli gerginlikten ABD ve İngiltere (Birleşik Kraliyet) baskın çıkmışlardı. Almanya ve Fransa eleştirilerini saklı tutarak, uluslararası sözleşmeler ve NATO’nun tüzüğüne bağlı olarak kendi paylarına düşeni, dişlerini sıkarak olsa da, yerine getirmişlerdi.
Şimdi durum çok farklı. Uluslararası finans sermayesinin merkezleri konumunda olan ABD ve İngiltere ekonomik olarak çok ciddi zayıf düşmüş durumdalar. Her iki ülkenin endüstri üretimi yıllardır gerilediği gibi ve özellikle son 20 yılda dış ticaret açıkları çok ciddi oranda büyüdü. ABD ve İngiltere ekonomileri giderek mali piyasalardan alınan krediler üzerine ‘gelişti’. Mali piyasaların çökmesi ki mali piyasalardaki çöküş henüz dibe vurmadı, en fazla ABD ve İngiltere’yi etkilemesi nedeni de budur.
Almanya (ve Fransa) bu fırsatı değerlendirip, fazla söz sahibi olmadıkları mali piyasaların daha fazla denetlenmesi, spekülasyonların sınırlanması gibi önlemleri G20 Zirvesi’nde tartışmak istiyorlar. Almanya’nın amacı, şimdiye kadar çok cüzi ölçüde faydalandığı mali piyasalara bazı kurallar getirerek payının artmasını sağlamak. Almanya’nın gerçek anlamda piyasaları sınırlama diye bir derdi yok.
Almanya aynı zamanda ABD ve İngiltere’nin zirve gündemine getirmek istedikleri 2 trilyon dolarlık ortak bir teşvik paketi önerisini de reddediyorlar. Hazırlanan ve yürürlüğe konulan paketlerin henüz etkisini göstermeye başladığını söyleyen Almanya, “önce bunların ekonomiye tam yansımasını beklemeliyiz” diyor. Almanya ayrıca denetimini kendi elinde olmayan ortak teşvik paketleri için yeni borçların altına da girmek istemiyor ve “parası olan teşvik paketini kendi ülkesinde hazırlayıp uygulasın” tutumunu sürdürüyor.
Bu, altı yıldır aralıksız dünya ticaret şampiyonu olan Almanya için klasik bir tutum. Değişik ülkelerde yürürlüğe konulan teşvik paketlerinden, paketin yürürlüğe konulduğu ülkeden sonra en fazla Almanya faydalanıyor!
Diğer yandan Çin’de zirveyi karıştıracak önerilerle geliyor. Kısa bir süre öncesine kadar iki trilyon ABD dolar rezervine ve 740 milyar dolarlık Amerikan hazine tahviline sahip olan Çin, doların değer kaybetmesinden en fazla etkilenen ülke konumunda. Bu nedenle ABD dolarının uluslararası para birimi olarak konumunu tartışmaya açan Çin, bunun yerine dünya bankasının özel bir uluslararası para birimi uygulamasına geçmesini talep ediyor.
Zirveye az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin “sözcüsü” olarak katıldığı imajını sergilemeye çalışan Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, “krizin ortaya çıkışından ve dünyaya yayılmasından yerliler, siyahlar veya fakirler değil, mavi gözlü beyazlar sorumludur” diyerek uluslararası arenada farklı bir yere talip olduğunu açıktan ortaya koydu.
G20 liderlerinin sinirlerinin ne kadar gergin olduğu verdikleri demeçlerde ortaya çıkıyor. G20 Zirvesi boşlukta veya bir başka deyişle “düşüşte” gerçekleşen bir zirve. Dibe ne zaman vurulacağı ise henüz kestirilemiyor.
Ünlü spekülatör George Soros, BBC’ye yaptığı açıklamada, “zirvenin krizle mücadelede bir dönüm noktası olabileceğini” söyledi. Soros’a göre ya bu zirveden bir çözüm reçetesi çıkacak ya da dünya ekonomisi derin bir bunalıma doğru ilerleyecek. Görüldüğü kadar G20’ler “çözüm reçetesi” bulmaktan çok uzaklar, yani Soros’un ikinci “öngörüsü” gerçekleşecek. Dünya ekonomisi derin ve uzun vadeli bir bunalıma doğru ilerliyor.
SERDAR DERVENTLİ
ÖNCEKİ HABER

İZMİR DEMİR ÇELİK İŞÇİLERİ 2

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa