BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Daha bir buçuk yıl önce, yüzde 47’yi aşan bir oy alarak tüm rakiplerini ağır bir yenilgiye uğratan AKP, 29 Mart yerel seçiminde yaklaşık dokuz puan kaybederek (tüm oyların yüzde 20’sine yakın), sadece anket kuruluşlarına değil herkese “sürpriz” yaptı!


    Daha bir buçuk yıl önce, yüzde 47’yi aşan bir oy alarak tüm rakiplerini ağır bir yenilgiye uğratan AKP, 29 Mart yerel seçiminde yaklaşık dokuz puan kaybederek (tüm oyların yüzde 20’sine yakın), sadece anket kuruluşlarına değil herkese “sürpriz” yaptı!
    Ama burada olayın “kahramanı” AKP değil (AKP olsa olsa mağdurdur), Kürt ulusal talepleri etrafında birleşip; demokrasi isteyen Kürtler ile sadaka tarzı yardımlara, rüşvet ve ianeye teslim olmayan emekçi yığınlardı.
    Böylece AKP, kendisini öteki partilerden ayıran en önemli farkını da yitirmiş oldu. Çünkü, AKP’yi diğer partilerden ayıran, çoğu kimsenin sandığı gibi onun “ılımlı İslamcı”, “muhafazakar”…olması değil, bu iki dinamik ve büyük bir nüfusa sahip kesimle olan barışıklığı; onların taleplerini dikkate alacağına dair bu kesimlerde uyandırdığı umuttu.
    Bu yüzden de biraz dikkatli bakılırsa, AKP’nin kaybı, herhangi bir biçiminde oyların yüzde 20’sini kaybetmesi değildir. Tersine, onun kaybı; önümüzdeki dönemde daha da önemli bir mücadele gücü olacağından kuşku duyulmayacak bu iki dinamikle arasındaki çelişkinin, bir kopuşa varacak kadar keskinleşmiş olmasıdır. Bu elbette, AKP’de sadece bir “özgüven” tartışması açacak değil, Başbakan’ın pek sevdiği bir sözcükle ifade edilirse; “dik durması”nı da zorlaştıracak bir gelişmedir.
    Bu “dik durma” kime karşı zorlaşacaktır?
    Her şeyden önce AKP, patronlar cenahından gelecek baskılara karşı; “Benin arkamda yüzde 47 var” diye dik duramayacaktır. Çünkü patronlar fazla üstüne gelip ölçüsüz istekler öne sürdüklerinde, Başbakan böyle söyleyebiliyordu.
    Emekçilerin örgütlü çıkışları karşısında da çok direnemeyecektir. Çünkü sendikalar, emek örgütleri bastırdığında; “Siz kaç kişiyi temsil ediyorsunuz, benim arkamda yüzde 47 var” diyebiliyordu.
    Kürt mücadelesinin önde gelenleri karşısında da; “Siz niye Kürtleri temsil eder olasınız ki, benim arkamda sizinkinden çok Kürt var” diyordu. Şimdi artık bunu deme şansını da yitirmiştir.
    Dahası, AKP Hükümeti; IMF, ABD ve AB’nin istekleri karşısında eskisi kadar direnme şansını da yitirmiştir. Çünkü dış basın daha şimdiden, “AKP’nin büyük kayba uğradığı”nı, “halk desteğini hızla kaybettiğini” manşetlerine taşımaya başlamıştır.
    Başbakan ve parti yönetiminin bir başka diklenemeyeceği kesim ise AKP içindeki “milli görüşçüler” ve “liberal kanatlar”dır. Çünkü her iki kanat da AKP’yi kendi temsil ettikleri görüşten ayırdığı için, eleştirme hakkını kazanmışlardır. Bu iç mücadele, “AKP’nin bölünmesi”ni bekleyenleri de yeniden harekete geçirecektir.
    Yerel seçimin açıkça yenilgiye uğramış tek partisi olarak, AKP’nin işi çok zorlaşmıştır. AKP oylarının “henüz” MHP ve CHP’nin toplam oylarına yakın olması da, onun zorluklarını azaltmaz. Çünkü AKP, yüzde 47 ile bile sıkıntılı, istediğini yapamayan bir partiydi ve Başbakan sürekli; “Daha güçlü olmalıyız, ancak o zaman önümüzdeki engelleri aşarız” diyordu. Yerel seçimden de böyle bir “vize” beklediği için adeta gemileri yakarak seçime girmişti. Ama tersi olmuştur. İlk kez ve çok yüksekten düşen AKP’nin, hızla daha aşağılara gitmesi için şartlar son derece uygundur.
    En önemlisi, AKP’nin oylarını daha da yükselteceğine dair yaratılan imajın sihri bozulmuştur!
    AKP, iyileşmesi çok güç bir yara almıştır. Ama onun sadece böyle bir yara alması; emekçilerin, halkın kurtuluş yolunu açamaz. Dahası, yaralı bir AKP’nin, emek ve demokrasi cephesinin açıklarını bulduğunda daha da vahşice saldırması, beklenmez değildir. Tersine, AKP’nin emek düşmanı ve antidemokratik politikalara yatkınlığı düşünülürse, içeriden ve dışarıdan gelecek baskılar, emek ve demokrasi güçlerinin talepleri karşısında saldırganlaşması, daha güçlü bir ihtimaldir.
    Bu yüzden de emek ve demokrasi güçleri için bugün en önemli görev; talepler etrafındaki birliği ve mücadeleyi büyütmek, emekçi yığınlarla, demokrasi mücadelesi veren kesimlerle AKP arasındaki çelişkinin derinleşmesini ilerletmektir. Aksi halde, AKP’nin zayıflamış olmasından CHP, SP ve MHP faydalanır ama demokrasi ve emek güçleri yeterince faydalanmamış olur!
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.