EKONOMİK PERSPEKTİF

EKONOMİK PERSPEKTİF

  • Londra’da toplanan G-20 zirvesinde kapitalist ülke liderleri, küresel kapitalizmin içinden geçtiği buhranın aşılması için önlemler üzerine tartışıyor, kararlar alıyor.


    Londra’da toplanan G-20 zirvesinde kapitalist ülke liderleri, küresel kapitalizmin içinden geçtiği buhranın aşılması için önlemler üzerine tartışıyor, kararlar alıyor.
    Kapitalizmin hastalıklı bünyesini tedaviye soyunanlar bazı düzenlemelerle onu iyi edeceklerine inansalar da bu düzenlemeler ancak hayaleti hortlağa çevirebilir. Kapitalizmin kendisi hastalık yaratan bir sistemdir. Dolayısıyla, evimizden, ülkemizden, işimizden, aşımızdan uzak tutmadıkça her şeyimize bulaşır.
    G-20 zirvesinde öne çıkan kavram denetimli kapitalizm’dir. Bu kavram kapitalizmin doğasına aykırıdır. Kapitalist üretim ilişkileri yapı itibariyle anarşiktir. Denetim kabul etmez. Sermaye birikimi önünde herhangi bir engel istenmez. Öyleyse buradaki “denetim” ne anlama geliyor? Denetimli Kapitalizm ile sermaye birikimi önünde engel teşkil eden tüm direnç noktalarının devlet zoruyla yıkılması anlaşılmalıdır.
    G-20 zirvesinde alınan kararlara baktığımızda denetimin, düzensizliğin düzenlenmesi anlamına geldiğini görürüz. Mesela, Hedge Fonların denetim altına alınması demek; bu finans balonunun kapitalist devletlerin desteğiyle tüm kapitalist dünyada şişirilmeye devam edeceği anlamına gelir. IMF’nin sermayesinin 250 milyar dolardan 750 milyar dolara çıkartılması demek; geç kapitalistleşen ülkelerin borçlandırılarak küresel kapitalist sistemin birikim alanına daha acımasız biçimde çekilecekleri, doğal kaynaklarının ve ulusal politikalarının daha fazla kontrol altına alınacağı anlamına gelir. Serbest Dış Ticaret ilkelerine uymayan ülkelerin ifşa edilmesi demek; ulusal çıkarları için dış ticarette korumacılığa giden ülkelerin baskı altına alınacağı anlamına gelir.
    İçinden geçilen kapitalist buhranın aşılması ancak daha büyük bir buhranın temellerini atacak “yeni birikim” alanlarıyla gerçekleştirilebilir. Bir yandan mekansal birikim alanının genişletilmesi ve bir yandan da yeni kar alanları yaratılmasıyla sermaye birikimi sürdürülebilir. Bunun için geç kapitalist ülkelerin askeri ve ticari baskı araçlarıyla denetim altına alınması gerekir. Öte yandan doğal kaynakların kapitalist yatırım araçlarına dönüştürülerek bunlar üzerinden sermaye birikiminin güçlendirilmesi gerekir.
    NATO gibi kapitalist saldırganlığın askeri gücü konumundaki örgütlerle, IMF ve Dünya Bankası gibi ekonomik baskı araçlarıyla yakın gelecekte geç kapitalistleşen ülkeler çok daha fazla karşı kaşıya kalacaklar. Ülke içinde ise denetimli kapitalizm çok daha ağır çalışma koşullarının, kronik işsizliğin ve yoksulluğun devam edeceği koşulların “kural” halini alması anlamına gelmektedir.
    “Daha da gelmem G-20 zirvesine!” diyecek bir lider olmadıkça veya işçi ve emekçiler kapitalizmin ölüsünü toprağa gömmedikçe, dirisinden acı çekilen kapitalizmin ölüsü de tüm halklar için ağır yükler getirecektir.
    SİNAN ALÇIN
    www.evrensel.net