KİRVEME MEKTUPLAR

KİRVEME MEKTUPLAR

  • Kirvem,Sözlü düellolarla, karşılıklı sataşmalarla sürüp giden ve görünürde güya halkın ali menfaatleri uğruna verilen, “düşük yoğunluklu bir savaş”ı, nihayet geride bıraktık elhamdülillah!


    Kirvem,
    Sözlü düellolarla, karşılıklı sataşmalarla sürüp giden ve görünürde güya halkın ali menfaatleri uğruna verilen, “düşük yoğunluklu bir savaş”ı, nihayet geride bıraktık elhamdülillah!
    Tıpkı bir zamanlar “bir bilen” lakaplı muhterem zatın bilmem kaç kez gidip, sonra da sanki hiçbir şey olmamışçasına dönüp dönüp aynı koltuklara yeniden paşa paşa oturduğu gibi, keza aynı şekilde de yine bilmem kaç sille, kaç tokat, kaç çelme sonucunda aldığı yara berelere rağmen yine de “demokrasi” deyip bağrımıza bastığımız bu düzen gereğince, içimizden seçtiğimiz kimi vatandaşlarımızın bundan böyle hangi kulvarlarda nasıl koşuşturup, ne menem hünerler sergileyeceklerini, dolayısıyla günlük, sıradan yaşantımızı daha “kaliteli” mi, yoksa eskisinden daha mı beter edeceklerini zamanla hep birlikte izleyip göreceğiz.
    Bu yerel seçimler sonucunda sandıklara yansıyan oyların ne anlam taşıdığını, bunların nasıl yorumlanması gerektiğini inceden inceye, hani deyim yerindeyse kılı kırk yararak “analiz” edip, buradan da şu ya da bu şekilde “netice” çıkarmayı bu işin ehlilerine bırakırken, beri yandan ortalarda dönüp duran laflara bakılırsa; anlaşılan o ki, bu işten kimileri belki biraz “kâr”lı, kimileri de az porsiyon “zarar”lı çıkmış ama, asıl kazanan, “demokrasi” kültürümüz olmuş netekim!!!
    Ehh, her seçimin ardından hesaplar dönüp dolaşıp eninde sonunda demokrasimizin hanesine “kâr” olarak yazıldığına göre, demek ki haftalar boyu o meydan senin bu televizyon ekranı benim diyerek durmadan gezinip, ha babam laflayanların cemi cümlesinin asıl meramı, ne akmayan sularımız, ne toplanmayan çöplerimiz ne de gecenin kör karanlığında çöplerden nafakasını çıkarmak için itlerle, kedilerle ister istemez dalaşan “gariban” tayfasının derdinden çok, varsa da yoksa da illa da her halükarda korunup kollanıp palazlanmasını istediğimiz demokrasi aşkımızmış!…
    Gerçekten de bu seçim münasebetiyle memleket sathındaki “sandık” başlarında oy kullanırken, aynı zamanda da kendi aramızdaki hır-gür sonucunda onlarca ölü, yani yakim demokrasi “şehitler”i, yüzlerce yaralı, “gaziler” verdiğimize göre, yine anlaşılan o ki, milletçe demokrasi denen bu meret şeye olan tutkumuzun yanında Mecnun’un Leyla’ya, Kerem’in Aslı’ya olan aşkının esamesi bile okunmaz Allah vekil!
    Evet Kirvem, demokrasi konusunda milletimizin “hassasiyet”ine diyecek yok, hatta bu bapta geriye dönüp baktığımızda, demokrasiden yana asla taviz vermeyen bir toplum olduğumuz aşikar!
    Üstelik elin kefereleri yıllar yılı kırk türlü “bedel”ler ödedikten sonra, nihayet gelip gelip kıyısında park ettikleri gibi, keza tıpkı ekmek, peynir misali sofralarından hiç eksik etmemeye özen gösterdikleri bu demokrasi “nimet”inden sabah akşam lüpleyip bunun keyfini sürerken, beri taraftan bizim de başımız kel olmadığına göre tabii ki bu demokrasi “liman”ına yanaşıp, bu sofradan bol kepçe nasiplenmeliydik…
    Öyle de yaptık: İşte sırf bu nedenle memleket semalarında önce “demirkırat”, daha sonraları yavaş yavaş dilimiz döndükçe, bu kez de “demokrasi” deyip bağrımıza bastığımız bu gavur icadıyla yolumuza “çıııktık açık alınlaaa!” marşıyla devam ederken, zaman zaman bizlere bu nimeti çok görenler olduysa da, daha sonraları onlara hadlerini öylesine bildirdik ki, doğup doğduklarına pişman oldular alimallah!
    Evet Kirvem, demokrasi kültürü genlerimize öylesine işlemiş, öylesine yer etmiş ki, bu kültürümüze kazara da olsa şaşırıp yan bakan, ya da kendi “paşa” gönüllerince çelme takmaya kalkışanların hesabını, dün Marmaris’te sorup bunun defterini ibreti alem için dürdüğümüzden kellim, şimdilerde de gari taa Ergenekon’a kadar uzanıp gidooruz netekim!!!
    MIGIRDİÇ MARGOSYAN
    www.evrensel.net