EVRİM/DEVRİM

EVRİM/DEVRİM

  • Bir “hayhuy” daha arkada kaldı.Genel olarak seçimler “hayhuy” muydu? Hayır! Her yerde her zaman bir seçim olacak. İşçi sınıfının iktidarında da... “Hayhuy” bütünü değil. Ama…


    Bir “hayhuy” daha arkada kaldı.
    Genel olarak seçimler “hayhuy” muydu? Hayır! Her yerde her zaman bir seçim olacak. İşçi sınıfının iktidarında da... “Hayhuy” bütünü değil. Ama…
    “Sen-ben”di... “Benim yoğurdum tatlı”ydı... Bayraklar, bayraklar... “Car car” ses arabaları... Giderek merkezi yerlere kurulan büyük boy video görüntüleme aygıtları ve sesleri... Konvoylar... Bir curcuna yani. Seçim denince bunlar akla gelir oldu. Oysa bir işyerinde de temsilci seçimi oluyor örneğin. Hiç de bayrak asılmıyor ya da ses arabaları dolaşmıyor.
    Yani eğer konu “biz”sek, “biz” ve seçim ilişkisi buradan kurulamaz. Kaç ses arabası dolaştırdık, kaç bayrak astık diye bakamayız seçim çalışmasına. Olmaz mı? Hiç mi bayrak asılmaz? Asılır elbet! Ama sorunun bayrakta, ses arabasında olmadığı kesin. Üstelik sadece bir aylık bir seçim çalışmasında da olmadığı kesin. Seçim propaganda döneminde bir yereldeki tüm evler iki defa taransa ve sadece materyal dağıtılmayıp toplantı da yapılsa, yeter mi? Yalnızca seçim döneminde o evlerin halkıyla yüz yüze gelinmesi iyi bir seçim çalışmasıdır kuşkusuz, ama sonuç alıcı mıdır? Elbet değildir. Bu açılardan durum nedir?
    Evet, AKP gerilemiştir ve iyi de olmuştur. Evet, Kürt illerinde, hemen tümünde DTP, geçmişte AKP’ye giden oylarını geri almış ve azalmamış, çoğalmıştır. İyi olmuştur. Bir dizi yerelde CHP’nin epey oy artırmış olmasının bile iyi yanı bulunabilir arandığında. AKP ve gericiliğinden çekenler, bir nefes alabilmek, yaşam koşullarını savunabilmek vb. için en uygun toplanma yerini orası görmüşlerdir; dürüstlük arayışıdır, AKP’nin önünü kesme telaşıdır gibi gerekçeler akla gelebilir. CHP’ye böyle oylar gitmiştir de. Ama gitmiştir de ne olmuştur, ne olacaktır? Ya da MHP oyunu ikiye katlamıştır. Ve Saadet... O da öyle. AKP’yi zayıflattılar ya da örneğin M. Bekaroğlu “iyi adam”dır diye bakılabilir mi? Buralarda “yürek soğutucu” şeyler bulunabilir mi?
    Öyleyse AKP’nin gerilemesi de para etmemektedir, DTP’nin eskisinden iyi sonuç alması da. Başkası da... “Biz” neredeyiz? Sorun budur. “Biz”; yani işçi sınıfı, yani emek hareketi, yani bunların üzerinden halk derli toplu bir adım atmamışsa ileriye doğru, orada “iyilik”, ancak işçiler ve halkın yeni bir deney sahibi olduğu kadardır. Ama yeni deneyden ders çıkarma ve yararlanmanın da “biz” ve “bizim mücadelemiz”e baktığı yine kesindir.
    O zaman ne kadar “iyilik” kalmaktadır geriye? “Biz”; yani işçi sınıfı, yani emek hareketi, ne kadar ders çıkaracaksak daha ileriden birlik ve bağımsız güç olmak için, bunun gerekleri üzerine ne kadar sadece düşünmekle kalmayıp kolları sıvayacaksak, “iyilik” o kadardır. Gerisi “züğürt tesellisi”dir. Dolaysızca “bizim” olmayanla avunmadır. Sadece sonuçları işimizi kolaylaştıracak olanla yetinmedir. İşimizin kolaylaşmasının da yine “biz” ve “bizim mücadelemiz”i varsaydığı ortadadır.
    “Biz”i TKP ile şunla bunla kıyaslamalı mıyız? Bu mudur “biz”? Geçelim. Sorun, “o kadar bile olunamadı, hiç değilse her yerde aday gösterseydik” değildir. Oradan ilerlenemeyeceği tartışmasız. Sorun, burjuva uyanıklığı değil. Ama işçi adaylarla, emek adaylarıyla seçimlere katılma da dahil, işçi ve emek hareketinin bağımsız örgütlenmesinde pratik ısrarın sorunun aslı olduğunu, bu seçimin de temel dersi olduğunu bilmeliyiz. Seçim taktiği de buradan taktik olacak ve işe yarayacaktır. Ancak buradan kurulacak seçim taktiğinin geliştirici olacağı tartışmasızdır. Dört ya da beş yıllık “biz” ve “bizim mücadelemiz”in seçim taktiği... Önümüzdeki seçim, “biz” ve “mücadelemiz”e bağlı şekillenebilir. Bunca kriz ve işsizlik ve sefaletin ortasında sadece buradan bakabiliriz, bakmalıyız. Sorun “biz”iz, “biz”de. Yoksa o gerilemiş, bu ilerlemiş... “Biz” yoksak hiçbirinin değeri yoktur. Göreli “iyilik” ve kötülüklerdir; tümü burjuvaziye, burjuva dünyasına özgüdür!..
    MUSTAFA YALÇINER
    www.evrensel.net