‘Dişe dokunur’ film beklerken...

‘Dişe dokunur’ film beklerken...

Mamutların dişlerinden kalem yapıyorlarmış. Patron takımının aldığı cinsten, dolma kalemler. Bunlar bilmem kaç bin dolara satılıyormuş. Mamut’ta anlatılan hikayenin içinden işte bu kalemler geçiyor.


Mamutların dişlerinden kalem yapıyorlarmış. Patron takımının aldığı cinsten, dolma kalemler. Bunlar bilmem kaç bin dolara satılıyormuş. Mamut’ta anlatılan hikayenin içinden işte bu kalemler geçiyor.
Bugün İstanbul Film Festivali’nde galası yapılacak olan film, Mamut, İsveçli yönetmen Lukas Moodysson’un ilk İngilizce filmi. Daha önce “Daima Lilya” filmiyle dünyada adını duyurmuştu yönetmen. Başrolündeki Gael Garcia Bernal ise, Paramparça Aşklar Köpekler ve Motosiklet Günlükleri filmlerinden tanıdık bir sima.
Festivalin iddialı filmlerinden Mamut, kapitalist dünyadaki varlık meselelerine ilişkin bir öykü anlatıyor. Meksikalı oyuncu Bernal’in anlamlı bir şeyler yapmaya, bir şeyler söylemeye çalışan bir sinemacı olduğunu düşününce, Mamut’tan beklentiler daha da artıyor galiba.
Ama sonuç şu:
Filmde öyküleri anlatılan karakterleri anlatalım. Esas oğlan, Leo, internette bir oyun sitesi kurmuş ve büyük paralar kazanınca, alışık olmadığı bir dünyanın içine girmiş biri. Tayland’a bir anlaşma yapmaya gidiyor, kalemle de orada tanışıyor. Diğer patron takımı gibi gece kulüpleri, kızlar falan gibi ortamlara takılmak istemeyince, birden “Neredeyim, ne yapıyorum ben” diye düşünmeye başlıyor. Eşi, cerrah, o da yalnız ve ameliyatlarına girdiği insanlara üzülen bir kadın. Çocukları, daha çok Filipinli dadısı ile anlaşıyor. Dadının memlekette annesine bıraktığı çocukları, sürekli onu özlüyorlar ve yoksulluk içindeler.
İki saatlik filmin büyük çoğunluğunda yalnızlık sıkıntıları çeken insanların hayatlarını izliyoruz. Yazar ve yönetmen Moodysson, bütün bu hikayelerin büyük dünya resminde nereye oturduklarının farkında olan bir adam belli ki. Kapitalizmin işleyişi, film kahramanlarının hayatlarında gözümüzün önüne seriliyor. Metropolde parası olan ama koca bir boşlukla baş başa olan insanlara karşı, üç kuruş için dünyanın öbür ucunda çalışmak zorunda olanlar. Ama o kadar. Bu fotoğrafı çektikten sonra bunun üstüne daha ayrıntılı laf etmemeyi tercih etmesi bu sefer seyircide bir boşluk yaratıyor.
Filmin sonunda, bu hikayelerin çok bir yere bağlandığı söylenemez. Birtakım dramatik gelişmeler oluyor ama onlar da geçince hayatlar, bekleneceği gibi devam edip gidiyor...
Her ne kadar yönetmen filminde ailenin önemini anlattığını söylese de, filme adını veren Mamut kalemiyle ilgili sahne, bütün o aileli mesajlardan daha anlamlı. Soyu tükenmiş mamutların dişlerinden yapılan kaleme bakıp, kendi varlığını sorguluyor: “Bizim soyumuz tükenince de, mezarlarımızı kazıp kemiklerimizden kalem mi yapacaklar?”
Filmde dişe dokunur bir şey var mı derseniz, işte bu derim...

FESTİVALDE BUGÜN

İstanbul Film Festivali’nde saat 21.30’da Emek Sineması’nda galası yapılacak film, Moodysson’un Mamut’u.
Günün dikkat çeken filmlerinden biri, festivalin de açılış filmi olan, göçmenlik sorununu işleyen Fransa yapımı “Hoş Geldiniz”. Film saat 16.00’da Emek’te. Günün belgeselleri arasında, “Youssou N’Dour: Sevgiyle Geldim” ve “Su Belası” dikkat çekiyor. İlk film, ülkesi Senegal’da din tartışmalarına neden olan şarkıcı Youssou N’Dour’u konu alıyor. “Su Belası” ise Katrina Kasırgası’nı yaşayan bir gencin kamerasından Amerika’daki felaketi ve yardım skandalını belgeliyor. 16.00 ve 19.00’de Beyoğlu Sineması’nda. 19.00’de Emek’te gösterilecek “Belalı Düğün”, Kuzeyli işi hareketli bir evlilik komedisi. Yarın gösterilecek filmler arasında “Absürdistan”, “Rembrant: İtham Ediyorum” gibi yapımlar dikkat çekiyor.
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net