Tokat Eğitim Sen’de olumlu gelişme ve Sosyalist Feministlere bir cevap

Tokat Eğitim Sen’de olumlu gelişme ve Sosyalist Feministlere bir cevap

Eğitim Sen Tokat Şubesi’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğinin ardından başlatılmış olan “trajik” soruşturma süreci “olumlu” bir yöne girme yolundadır.


Eğitim Sen Tokat Şubesi’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğinin ardından başlatılmış olan “trajik” soruşturma süreci “olumlu” bir yöne girme yolundadır. O günden bu yana genelde “sonuçlar” üzerinden bir tartışma yürütülmüş, olayın “özü” üzerinde yeterince durulamamıştı. 5 Nisan Pazar günü hem bu olayın hem de gündemdeki diğer konuların il örgütü ile paylaşılması için Eğitim Sen MYK üyeleri Mehmet Bozgeyik ve Mustafa Ecevit’in Tokat’a yaptığı ziyaret olumlu bir gelişme yaşanmasını sağlamıştır.
MYK üyeleri Denetleme Kurulu’nun kullandığı ifadelerin sendikanın hukukuna uygun olmadığını, adında “emekçi” ifadesi bulunan bir sendikada böyle bir tartışma gerçekleşmesinin doğru olmadığını belirtiler. Tokat Şube Yönetim Kurulu adına Şube Başkanımız da Denetleme Kurulu’nun neden olduğu ve gitgide büyüyen bu tartışma sürecinde yönetimin hatası olduğunu kabul ederek özür diledi. Komisyonların geliştirilip daha etkin çalıştırılması, üye olamayan (ücretli, stajyer) eğitim çalışanlarının sendika içinde kendilerini rahatça ifade edebilmeleri ve protokol yayınların sendikada sorun olmayacağı da açıkça belirtildi. Bizler de verilen sözlerin takipçisi olacağımızı söyledik. Bu olumluluk üzerine, 1 Mayıs’ın Tokat’ta tüm emek ve demokrasi güçlerinin katılacağı bir miting şeklinde kutlanmasına yönelik çalışma yürütülmesi kararı da alınmıştır.
Her ne kadar Denetleme Kurulu üyeleri istifa etmeseler de yazılan ifadelerin yansıttığı “bürokratik” zihniyetin mahkum edilmiş olması oldukça olumlu bir gelişmedir. Bu gelişme buradaki üyelerin tekrar omuz omuza, birlikte mücadele etmelerinin önündeki engelleri bir ölçüde kaldırmıştır.
Gelelim Sosyalist Feminist arkadaşların eleştirilerine. Her şeyden önce bize sundukları destek için kendilerine teşekkür ediyoruz. Ancak iki kişi özelinde, pek çoğu homojen bir siyasi kimlik taşımayan, onlarca kadın ve erkek arkadaşımızın maruz kaldığı bu suçlamayı, bir “iç hesaplaşma” olarak görmelerini de doğru bulmadığımı belirtmek isterim.
Sosyalist terminoloji açısından feminizm tartışmaları çok eski ve bu yazıda işlenemeyecek kadar geniştir. Sorun da bu değildir zaten. Sorun bakış açısıdır. Sendikamız devrimci bir sınıf partisi değildir elbette. İçerisinde birçok kesimden insan, çok değişik politik anlayışlar vardır. Bu anlayışlar zaman zaman tartışabilirler. Ancak asla birbirlerini sindirmeye, yok etmeye varan bürokratik mekanizmalar kullanmamalıdırlar. Sendikamızın demokrasi kültürüne mutlaka sahip çıkılmalı ve bu kültür işletilmelidir.
Empati yapıp olaya bir de tersten bakalım. Feminist bir kadın sekreter arkadaş, “emekçi” ifadesini kullanmadığı için yargılansaydı tepkisi nasıl olurdu? Herhalde kendisini savunurken “Feminizmi sol için, sosyalizm için, emek mücadelesi için tehdit olarak görenlerin öncelikli olarak erkek egemen siyasi anlayışlarını bir kez daha sorgulamalarının gerektiğini düşünüyoruz” derdi sanırım. Peki, “Kapitalist sistemin efendilerinin cinsiyeti yoktur. 8 Mart, kadın gibi görünen ama esasen kapitalizmin egemenleri olan Condoleezza Rice’ların, Tansu Çiller’lerin, Güler Sabancı’ların günü değildir. Bu gün tarlada, fabrikada, evde çalışan milyonlarca kadın emekçinin günüdür” dediği için yargılanan birisi hangi anlayışı suçlamalıdır?
Ben kadın sorununun sadece kadınların vereceği ve kapitalizmin içerisinde debelenen bir mücadele ile çözüme kavuşacağını düşünmüyorum. Feminizmi de bu yönüyle eleştiriyorum. Ayrıca yazıda feminist-liberal bakışa yöneltilen suçlamanın, kapitalizme, erkek egemenliğine karşı mücadele eden ve kendisini “sosyalist” olarak tanımlayanları etkilememesi gerektiğini düşünüyorum. Kaldı ki kendisini sadece feminist olarak nitelendiren ve bu sendika içinde bulunan dostların da sendika dışına itilmesini istemiyorum. Biz, 8 Mart’a sadece kadınlar günü olarak bakmayan ve bu yüzden de yargılanan insanlara gösterilmeyen saygıyı bekliyoruz. Sözlerim yanlış anlaşılmaya yol açabilecek bir tartışma yaratmışsa özür dilerim. Ancak doğru temellerde bir eleştiri yöneltilmesi tercihimdir. Bu tartışmaların, eğitim emekçilerinin en ilerici sendikası olan Eğitim Sen’i yıpratacağını düşünenler yanılıyorlar. Bu tartışmalar sendikamızın demokrasi ve tartışma kültürünü yansıtmaktadır.
Murat Özcan
(Eğitim Sen Tokat Şubesi Kadın Sekreteri)
www.evrensel.net