YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

  • Bir yolcu gördüm,O kadar çok yere gitmiş; gördüklerini, yaşadıklarını o kadar çok biriktirmişti ki, dünyanın olanca ağırlığı sırtına binmiş, ulaşabildiği son durakta ezilip kalmıştı adeta.


    Bir yolcu gördüm,
    O kadar çok yere gitmiş; gördüklerini, yaşadıklarını o kadar çok biriktirmişti ki, dünyanın olanca ağırlığı sırtına binmiş, ulaşabildiği son durakta ezilip kalmıştı adeta.
    “Nerede bir mercan kayalığı dağılsa, nerede bir mayın patlasa, hangi gökyüzünde çocukların uçurtmaları birbirine dolansa ağırlığım daha da artar” diyordu.
    Ne yazık ki artık bir dirhem daha yük kaldıracak hali kalmamıştı. Yolculuk yapmak, bunca ağırlıkla oradan oraya gitmek bir yana, yerinden kıpırdanmak bile imkansız hale gelmişti onun için.
    Tek bir çaresi vardı bence: Bütün yükünü olduğu yerde bırakarak gerisin geri dönmek, en başa gitmek.
    Kendisi de biliyordu bunu belki ama bir türlü cesaret edip ağırlıklarından kurtulamıyor, alıp başını geri dönemiyordu. Tıpkı benim cesaret edip ona bu gerçeği söyleyemediğim gibi...
    Bekliyordu. Hiç kıpırdanmadan, olduğu yerde bekliyordu.
    Haline acıyordum doğrusu. Bunca yoldan, yolculuktan sonra hiç de iç açıcı değildi durumu. Elimden bir şey gelse yapacaktım, yeter ki çaresizliğini aşabilsin, ama nafile.
    Sonra bir gün dayanamadım ve bulduğumu sandığım çareyi söyledim:
    “Daha önce gittiğin bütün yolları yeniden ve bu kez tersinden gitmelisin” dedim; “böylece bir başka dünyaya ulaşacaksın, sırtında hiçbir yük olmadan yaşayacağın dünyaya…”
    Ondan ayrılacağım gündü.
    Bir mucize olur, belki yerinden doğrulur, yeniden yollara düşer, belki de benimle birlikte gelmeye karar verir diye umuyordum ama...
    Ben konuşurken yükünün daha da ağırlaştığını, ağırlıklarının çoktan beri bedeniyle kaynaşmış olduğunu o sırada fark ettim.
    Dinledi, hiçbir şey söylemeden dinledi. Aynı yollardan geri dönmek ya da onca yükün ağırlığı altına ezilerek olduğu yerde kalmak…
    Bu açmazı uzun uzun düşündüğünü ve kararını benimle karşılaşmadan çok önce zaten verdiğini anlamıştım. Bir yere gitmeyecekti. Kalacaktı.
    Ayrılıp yürümeye başladım. Eğer onunla birlikte kalıp cevabını bekleseydim,
    “Ben bir Atlas gibi, dünyanın kahrını omuzlarımda taşımak için bunca yolu yürüdüm” diyecekti.
    ÖZCANYURDALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.