KİRVEME MEKTUPLAR

KİRVEME MEKTUPLAR

  • Kirvem,Senin de bildiğin üzre, Obama’nın ülkemizi ziyaret etmesinin arifesinde hakkında peşinen yazılıp çizilmedik hemen hemen eksik-gedik laf neredeyse kalmazken, beri taraftan da “hayırlara vesile olmasını” dilediğimiz bu yolculuk esnasında ayaklarını başkent Ankara’nın ardından, keza bir zamanlar yıllar yılı payitahtımız olan İstanbul’a bastığı günlerde de, bu kez de bu zatı muhteremin kalın dudakları arasından fıslayacağı “kelam”lara, gözlerimizin içine bakarken vereceği “mesaj”lara milletçe odaklanıp, dolayısıyla telaffuz ettiği her kelimenin, sarf ettiği en ufak bir cümlenin ne anlam taşıdığını, hangi sözlerinin “ayet”, hangilerinin “fetva”, hangilerinin “kanun hükmünde kararname” niteliğinde değerlendirileceğini çözmeye çalıştık.


    Kirvem,
    Senin de bildiğin üzre, Obama’nın ülkemizi ziyaret etmesinin arifesinde hakkında peşinen yazılıp çizilmedik hemen hemen eksik-gedik laf neredeyse kalmazken, beri taraftan da “hayırlara vesile olmasını” dilediğimiz bu yolculuk esnasında ayaklarını başkent Ankara’nın ardından, keza bir zamanlar yıllar yılı payitahtımız olan İstanbul’a bastığı günlerde de, bu kez de bu zatı muhteremin kalın dudakları arasından fıslayacağı “kelam”lara, gözlerimizin içine bakarken vereceği “mesaj”lara milletçe odaklanıp, dolayısıyla telaffuz ettiği her kelimenin, sarf ettiği en ufak bir cümlenin ne anlam taşıdığını, hangi sözlerinin “ayet”, hangilerinin “fetva”, hangilerinin “kanun hükmünde kararname” niteliğinde değerlendirileceğini çözmeye çalıştık.
    Ayrıca yine hangi demeçlerinin satır aralarında ne tür “hinlik” veya “cinlik” gizlendiğini, hani insanlık hali mesela yol yorgunluğu, uykusuzluk, hazımsızlık derken, yanılıp da kazara da olsa dili sürçtüğünde durduk yere “soba tahtası” derse, aslında bunu “bayram haftası” şeklinde mi yorumlamamız gerektiğini, ya da bizleri övüp övüp yere göğe sığdıramazken, bu bol kepçeli cömertliğinin gerisinde kim bilir hangi “karanlık” niyetlerinin yatabileceğini düşüne düşüne neredeyse “salata çanağı”na dönüşen kellelerimizle şimdilik el ele baş başa kaldık ama, asıl sorunlarımız, asıl meselelerimiz bitmedi ki!
    Nitekim memleketimizin semalarını terk ettikten sonra, burada yiyip içtiği ve de dillere destan misafirperverliğimizin mahsülü olan vişneli yaprak sarması, peynirli su böreği, içli köfte, tavada pişirilmiş lagos, deniz börülcesi, enginarlı mantı, fıstıklı baklava, Kayseri yöresine ait Nevzine tatlısı ile kaymaklı ayva tatlısı ve en babasından beyaz, en alasından kırmızı şarap, üstüne de kahve artı çay ikramının ardından hafif yollu kilo almış haliyle memleketine döndükten sonra atacağı adımların yanı sıra, aynı zamanda da kendince “yol haritası” diyerek benimseyeceği çizgilerin bundan böyle, milletçe üzerinde tir tir titreyip “hassasiyet”le durduğumuz sürüsüne bereket “kırmızı çizgiler”imizin sınırlarını şu ya da bu gerekçelerle acaba zorlar mı, hatta zorlamanın da ötesinde maazallah hiç ummadığımız bir anda bizleri keleğe getirip külliyen hayal kırıklığına uğratır mı deyu şimdiden kara kara düşünüp takvim yapraklarını sayooruz…
    Sayıp durooruz, zira sırat köprüsünden daha ince, daha alengirli olduğu söylenen şu “siyaset” aleminde, kimin ne zaman nerede eşelenip, ardından da kimin folluğuna çift sarılı yumurta yumurtlayacağı asla belli olmoor ka yavrum!
    Öyleyse?..
    Öyleyse onun bunun şatafatlı sözleri karşısında apışıp mayışıp kalmaktansa, atalarımızın buyurduğu veçhile süt yerine önce yoğurdu üfleyip, eşeğimizi sağlam kazığa bağlarken, keza bunca yıllık Amerikan siyasetini, tıpkı “Kırk yıllık Yani, olur mu Kâni” misali bir garip Obama’nın, “Değişim, değişim, illa da değişim” deyip istediği kadar tepinse de, yine de yalnız başına değiştiremeyeceği gerçeğini peşinen kabul edip; dolayısıyla, ona buna güvenmeden, kimseye körü körüne bel bağlamadan, yeri, zamanı, zemini geldiğinde kendi bağlamamızı kendimiz çalıp, kendi türkülerimizi kendimiz çığırmalıyız vesselam!
    Ayrıca siyaset dediğin ne ki, tıpkı bir derin kuyu! Gizlisi var, saklısı var, “dün dündür, bugün bugündür”ü var, “resmi”si var, gayriresmisi var, meydanlarda açık açık dillendirileni var, kapı arkasında çaktırmadan dayatılanı var! Velhasılıkelam hani mil pardon ama, tıpkı iki ucu bilmem neli bir değnek! Neresinden tutarsan tut, eninde sonunda elini sabunla yıkamak mecburiyetinde kaloorsun monşer!
    Yani?..
    Yanisi manisi şu ki; işte al sana mesela daha düne kadar “resmen” yok saydığın, varlığını inkar ettiğin kimi insanlarla başın giderek belaya girdiğinde, bu kez de “babacan” havalarında “Al sana ‘TRT 6’ tepe tepe kullan ve de sesini kes hemşerim!” demek siyasetin en hassosu değil de nedir, sayın ekselans hazretleri!
    Aloo?...
    Aloo Adanaaa! Çık aradan, iyi duymoorum! Galiba Obama “azınlık”ların paskalya “çöreğini” yanlışlıkla Kürt “böreği” ile mi karıştırdı ne! Ehh öyleyse doğrusu halt etti zo! Üstelik ham hum şaralop işkembesine indirdiği enginarlı mantı ilem Kayseri’nin güzelim Nevzine tatlısını daha henüz doğru dürüst bile hazmetmeden, çok ayıp ka!..
    MIGIRDİÇ MARGOSYAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.