At… At... At…

At… At... At…

Dokunsanız ağlayacak… Eline bir geçirse haşlayacak… Hani Fatih Terim bağırıyor ya ekranlardan, kulağımızın zarına: Umarsız olun… Aynen öyle umarsız olacak…


Dokunsanız ağlayacak…
Eline bir geçirse haşlayacak…
Hani Fatih Terim bağırıyor ya ekranlardan, kulağımızın zarına: Umarsız olun…
Aynen öyle umarsız olacak…
Vuracak kıracak parçalayacak…
Bu iki şahsiyeti yan yana koysanız…
Altına da “bağıran adamlar tablosu” yazsanız…
Sonra da sokaklara bakıp, “Allah Allah nereden çıkıyor bu şiddet” diye sorsanız!
Demek devir bağıran adamlar devridir!
Arka fonda Ayşe, Fatma, Ahmet, Mehmet…
Ayşe çöpten ekmek topluyor…
Fatma hasta annesinin başında ilaçsız doktorsuz, kaderine ağlıyor…
Ahmet az önce işten atılmış…
Mehmet tribünde kavgaya karışıyor…
Bağıran adam ise bağıra bağıra paraları götürüyor!
Kazanınca bağıran adam tek başına öne çıkıyor, parsayı topluyor.
Medya adını alan garabet, tüm umarsızlığıyla kazananı alkışlıyor:
Çok büyük adamdır…
Halk diliyle konuşan bir kahramandır…
İletişim dehasıdır! Karizmatiktir! Liderdir!
Eh, biraz hoşgörü lütfen, her büyük adamın büyük egosu vardır!
Hatta büyük adam olmanın temel şartı egosu olması…
Kendi bencilliğini alttakilerin sırtlarına semer gibi vurarak üste çıkmasıdır!
Kazanınca onun dehası vardır!
Kaybedince: “Acele suçlu aranmaktadır!”
Volkan golü yedi… Nihat vuramadı… Tuncay koşmadı!
Yoksa bağıran adamı dinleseler kazanacaktık!
Bağıran adamın üstün taktiksel hamlelerine rağmen, o vurdumduymaz “vatan-millet ruhsuzu” elemanlar sayesinde kazanamadık!
Lider adam egosu olan adamdır!
Lider adam, kameralara rol kesen adamdır!Lider adam, sırtında tepindiği askerlerini satan adamdır!
***
Lider adam ağlayacak gibidir!
Lider adam etrafındakileri parçalayacak gibidir!
Bakan bakmayan, kolundan tuttuğu gibi kapı dışarı atacaktır…
Öyle bağırmaktadır:
“Kolundan tuttuğum gibi atarım!”
Seyirci heyecanlanmaktadır.
Eller çırpılmakta, büyük gürültüler kopmaktadır:
At… At… At…
Bağıran adamın öfkesi yatışacak gibi değildir…
O kazandırmış, ötekiler kaybettirmiştir.
O kadar çalışmış, herkeslere bağırmış…
Öbürkünün Ayşe’si, Fatma’sı Ahmet’i…
Berikinin valisi, müsteşarı, bakanı bakmayanı…
Bağıran adam bağırıyor: Atarım…
Seyirci, haykırıyor: at… at… at…
Atılacaklar ise sessiz, mecalsiz…
Ne de olsa oraya atanarak geldiler, atılarak giderler!
Bağıran adamlar egoludur…
Beraber yürüyüp ıslandıkları adamları anında satmaktadır!
Bağıran adamlar bağırıyor: Atarım…
Seyirci bağırıyor: At… At… At…
Bağıran adam atın üstüne biniyor…
Seyirci bağırıyor: At… At… At…
At bağıran adamı atıyor!
Bağıran adamların bağırdıkları at kadar olamıyor!
Yücel Sarpdere
www.evrensel.net