RAMP IŞIKLARI

RAMP IŞIKLARI

  • Kuruluşundan bugüne birbirinden ilginç oyunları seyircisiyle buluşturan Tiyatro Z, bu dönem tiyatronun kurucularından ...


    Kuruluşundan bugüne birbirinden ilginç oyunları seyircisiyle buluşturan Tiyatro Z, bu dönem tiyatronun kurucularından Dramaturg Cem Kenar’ın yazdığı ‘4+4’ adlı kadın sorununu farklı bir bakış açısıyla ele aldığı oyunun ve İngiliz Oyun Yazarı Dan Dietz’in bir genç kadının çalıştığı işyerinde ilk ve son gününde yaşadığı serüvenlerin anlattığı ‘Küçük Jenny Efsanesi’ adlı oyunların yanı sıra, sezonun son oyunu olarak sinema ve dizilerden aşina olduğumuz Nebil Sayın’ın yazdığı “Kentsel Bölüşüm Kar Hanesi” adlı dolantı komedyasını tiyatronun kafe ortamında sergiliyor. Bu oyunlar Tiyatro Z’de nisan ayı boyunca izlenebilir.
    Tiyatro Z’nin son oyunu Kentsel Bölüşüm Kar Hanesi, Türkiye’de genel bir sorun olarak hayatımıza dahil olan ve yerel yönetimlerin gece kondu bölgelerini kentleşme planları doğrultusunda dönüştürme çabalarında yaşanan siyasi ve iktisadi durumları farklı bir komedya formunda seyirciye sunuyor.
    Yazar, ilişkilerde her tarafa acımasız eleştiriler yöneltiyor. Büyük kentlere göç etmek zorunda bırakılan mesleksiz ve vasıfsız Kürt delikanlıların kriminal odaklarla kurdukları tehlikeli ilişkiler, yazarın karısını bir fahişe ile aldatması ve yakalanması, İslamcı işadamının yazarın karısı ve kızıyla kurduğu ahlaksız duygusal yakınlık, yazarın karısının para hırsı ve kariyer yapma uğruna kocasını ahlaki ve yaşamsal değerlerini onaylamadığı birsiyle kurduğu duygusal ilişkilerle aldatması. Bütün bu ilişkilerdeki entrika ve kumpaslar ağır bir dil kurgusu ile seyircinin önüne çıkarılıyor. Yazar bu olayların herhangi yerinde bulunmak istemiyor. Oyunu ile Türkiye’nin büyük kentlerin de yaşanılan ve iç içe geçmiş olan bu ilişkilerin nesnel bir fotoğrafını çekiyor ve taraf olmaktan özenle kaçıyor. Bu anlamda oyunda dönemin iktisadi, kültürel, ahlaki ve toplumsal derelerinin ne kadar aşındığı ve her şeyin ne kadar da belirsizleştiği gerçeğini vurgulayarak herhangi bir önerme sunmaktan kaçınıyor.
    Oyunun gösterim tasarımı olarak fuayede sunulması ve sınırlı sayıda seyirciye gösterilmesiyle, konunun seyirciye daha yakınlaştırılması hedeflenmiş. Bu tasarım önemli bir reji buluşu olarak öne çıkıyor ancak oynanışın dağınıklığı ve rejinin öne çıkarmak istediği nokta belirsizleşince oyunun yapması gereken vurucu etki tam olarak ortaya çıkamıyor. Oyuncuların her birisi farklı duygusal derinlikte ve değişik tavırla sahnede konumlanıyor, aralarında bir uyum ve ortak bir görsel dili görebilmek mümkün değil.
    Oyunculuğu ile öne çıkan aynı zamanda oyunun yazarı da olan Nebil Sayın yorumladığı rolü, özelikle dili ve tavırlarındaki okunaklı buluşlarıyla daha yaşayan ve daha günlük hayatta karşılığı olan bir figüre dönüştürüyor. Diğer yandan Amerika’da okuyan ve İslamcı İş adamının sevgilisi konumunda olan Ezgi’yi yansılayan Hilal Özbay duru ve yalın oyunculuk örneği ile abartısız olarak seyircinin beğenisini topluyor. Yazar olarak karşımıza çıkan Tarkan Çeper, ortalama bir oyunculuk performansıyla oyunun etkisini azalttığı gibi yazarın düşünsel ve duygusal yanını belirsizleştiriyor. İslamcı işadamı rolünde izlediğimiz Haluk Yüksel, yazarın karısı ve yabancı uyruklu fahişe rolünde karşımıza çıkan Sena Işıldar ve Senem Bengisi rollerinin detaylarını vurgulamak ve genel olarak reji konseptine dahil etme konusunda farklı oyunculuk deneyimleri ile daha bağımsız olarak öne çıkıyor. Yönetmen Üveys Akıncı’nın reji olarak neyi, nasıl öne çıkarmak istediği konusunda kararsız kaldığı görülüyor oyunda.
    Sonuç olarak Nebil Sayın’ın büyük bir cesaretle kurguladığı ve herkesi hedef tahtasına koyduğu oyunu, komedi tarzında, açık bir politik tavır olarak Tiyatro –Z’nin repertuvarında önemli deneysel bir oyun olarak yerini alması ve bu anlamda yeni yazarların değerlendirilmesi önemli bir sanat olayıdır, eksiği ve zaaflarına rağmen desteklenmesi gerekir.
    METİNBORAN
    www.evrensel.net