HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

  • Yıllar önce yine bir 1 Mayıs öncesi yazmışım bu yazıyı. Belki yine Taksim Meydanı'nda develer, şarkıcılar, topçular tepiniyordu.


    Yıllar önce yine bir 1 Mayıs öncesi yazmışım bu yazıyı. Belki yine Taksim Meydanı'nda develer, şarkıcılar, topçular tepiniyordu. Belki yine işçilere yasaklanmıştı vatan toprağı. Belki yine devletlinin biri ya da bir ikisi "Yassssaaak" deyivermişti koca meydan için. Ben de kızmıştım devletlinin Bekçi Murtaza'sına. Hiç bir şey değişmemiş. Tekrar yazıyorum değiştirerek.
    "Devletli bir gariptir. Kendini devletin memuru değil, sahibi sanır. Sanki kendi için kurgulanmıştır her şey. Sanır ki doğruyu kendi bilir.
    Üstünden başka kimseden korkmaz. Astına azraildir devletli.
    Devletli, çeşit çeşittir.
    Bazen köyde çavuştur devletli. Ya da sınıfta öğretmen. Bazen bankada memur, otobüste şöför olur. Bazen meydanda değnekli, bazen camide hoca, evde kocadır devletli.
    Bazen resmi, bazen sivildir devletli.
    Devletli insandır. Tıpkı bizim gibi yürür, bizim gibi koşar. Ama bizim yürüdüğümüz yerden yürümekten hoşlanmaz.
    Tıpkı bizim gibi öksürür, bizim gibi hapşırır. Tuvalette tıpkı bizim gibi çömelir.
    Tuvaleti ayrıdır. Öyle herkesin girdiği yere girmez. Çünkü insandır. Ikınır, sıkınır, yellenir bizim gibi. Ama devletli devletlidir. Sezdirmez kimseye sıkınmasını, ıkınmasını, yellenmesini.
    Çömeldiğinde dirseklerini dizlerine dayar. Kollarını uzatır ileri, kubura düşmemek için. Çok oturur, çok yediğinden. Ayakları uyuşana kadar sallanır iki ayağında. Ama doğanın emridir yer çekimi. Yukarıdan giren aşağıdan çıkacaktır.
    İnsana ait yanını göstermekten hoşlanmaz.
    Derindir, devletli.
    "Benim işçim", "Benim köylüm" seçse de kandini, inmez halk takımının seviyesine. Yükseklerdedir devletli.
    Sıradan işleri sevmez. Çok konuşmaz, çok bilinmez. Reklamı sever. Efsaneleşmektir tek hedefi.
    Üretmez, çalışmaz.
    Bazen "kaliteli yemek, kaliteli eğitim" isteyen öğrenciye saldırır bir kılıkta. Bazen hak, iş, ekmek arayan işçiye, çocukları için çırpınan analara babalara, ucuzuna.
    Korkaktır, devletlinin derini.
    İncirlik, Bergama, İzmir işgal edilecekmiş, Mardin'den İskenderun'a yürüyecekmiş katliam ordusu, ne gam. Müslüman komşularımız tepelenecekmiş ne dert. Çıkarmaz sesini. Titrer yorganının altında.
    Kuytu pusularda çöker aydınının başına, meydanlarda tokatlar işçisini, gencini.
    Tuvalette çömelir devletli. Çok oturur, çok çıkartmak için.
    Yukarıdan giren aşağıdan çıkacaktır.
    Şükreder yer çekiminin yönüne."
    Bu yazının üzerinden epey zaman geçmiş. Geçmişte, ne değişmiş devletlide?
    Hiç.
    ARİF NACAROĞLU
    www.evrensel.net