Kürt meselesinde ‘iyi şeyler’ olmuyor!

Kürt meselesinde ‘iyi şeyler’ olmuyor!

DTP’ye karşı sürdürülen ve tek bir silahın dahi bulunmadığı “PKK operasyonu”, sorunun çözüm sürecini baltalamaktadır.


Cumhurbaşkanı Gül, yerel seçimlerin hemen öncesinde “Kürt meselesinde iyi şeyler olacağı”nı söylemişti. Kürt sorununun muhataplarıyla konuşulup çözüm yolunun açılması beklentisi oluşmuşken DTP’ye karşı 15 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonlar, “iyi şeyler”in habercisi değildir. Yerel seçimlerde gündeme getirilen “açılım”lar halk tarafından kabul görüp AKP Bölge’deki üstünlüğü ele geçirseydi, bu operasyon olur muydu? Bu soruya operasyonun tarafı olan güçler dışında kaç kişi “evet” diyebilir? Adalet bakanı her ne kadar aksini iddia etse de, bu operasyon ‘siyasidir’ ve Kürt demokrasi güçlerinin yerel seçimler sonrasında kazandığı üstünlüğü ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Ülke egemenleri yıllarca “Kürtlerin ne istediği belli değil” söyleminin arkasına sığınarak Kürt halkının dil ve kültür ile ilgili taleplerini görmezden geldiler. Dönemsel gelişmelerin yerel seçimleri Bölge’deki ‘hesaplaşma’nın bir platformu haline getirmesi karşısında ise birdenbire Kürtlerin ne istedikleri hatırlandı! Kürt halkının talep ve mücadelesine karşı Bölge’de örgütlenmiş en güçlü odak olan AKP üzerinden “açılım”lar gündeme getirildi: Yasal dayanakları hazırlanmadan ‘TRT Şeş’ Kürtçe yayına başladı, üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinin açılması konusunda hazırlıklar yapıldı. Kürtlerin gönüllerinde ve evlerinin bir köşesinde her zaman yerleri olan Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney’in değerlerinin farkına varıldı! Bu politikalara hemen bütün Bölge illerinde valiler ve dinci-gerici yapılanmalar üzerinden halkın yoksulluğunu istismar etmeye yönelik dağıtılan yardımlar eşlik etti (seçimlerden önce takındıkları tutum ve AKP için ‘oy’a çevirmek üzere dağıttıkları yardımlarla gündeme gelen Diyarbakır ve Tunceli valilerinin sesi artık neden çıkmıyor acaba?).
Bugün yeni “açılım”ları değil, DTP’ye yapılan operasyonu tartışıyor olmamız, atılan adımların Kürtlerin ulusal demokratik mücadelesinin etkisizleştirilmesine ve inisiyatifin egemenlerin eline geçirilmesi amacına hizmet ettiğini açık olarak ortaya koymaktadır. Bu planın ve bağlı olarak sürdürülen operasyonun arkasında ABD’nin desteğinin bulunduğu sır değildir. 2007 Kasım’ındaki Erdoğan-Bush görüşmesinden sonra AKP ve Genelkurmay Bölgesel politikalar konusunda uyum ve iş birliği sağlanmış, bu temelde düne kadar görmezden gelinen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile resmi görüşmelere başlanmıştı. ABD, Bölgesel politikaları bakımından ‘ayak bağı’ olarak gördüğü Türkiye’deki Kürt ulusal hareketinin tasfiyesi/etkisizleştirilmesi üzerinden Türkiye egemenleri ve Bölgesel Kürt yönetimi’ni kendi politik ekseninde bir araya getirme ve bu temelde ülke egemenlerine Bölge’de daha “ileri” görevler verme hesabı yapmaktadır. Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın ülke ülke gezip ABD’nin mesajlarını taşımaları, bu göreve dünden hazır olduklarını göstermektedir. Kürt sorununun ülke içinde ve demokratik barışçıl çözümünden uzaklaşıldığı ölçüde, ülke egemenlerinin ABD politikalarına daha fazla teslim olacağını söylemek kehanet olmayacaktır.
Bugün DTP’ye yapılan operasyon bu gelişmelere bağlı olarak değerlendirilmelidir. Yüzlerce DTP yönetici ve üyesine karşı sürdürülen ve tek bir silahın dahi bulunmadığı bu “PKK operasyonu”, sorunun demokratik zeminde tartışılması ve çözüm bulunması sürecini baltalamaktadır. Sürdürülen operasyon, Kürt hareketinin yerel seçimlerde kazandığı üstünlüğü ‘gölgelemeye’ ve kazanılan moral üstünlüğünü ortadan kaldırmaya yöneliktir. Burada bir kez daha hatırlatmak gerekir ki, DTP veya PKK, Kürt sorununun nedeni değil sonucu olarak ortaya çıkmış ve etkinlik kazanmış güçlerdir ve sorunu ortadan kaldırmadan sonuçlarıyla uğraşmak, sorunu derinleştirmekten, çıkmaz bir yola sokmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır. Bu bakımdan ülkede gerçekten demokrasi ve barış isteyen bütün güçler, bu operasyonun karşısında durmalıdır. 2009 Newroz’u nasıl ki halksız çözüm arayışlarına verilmiş bir yanıt olmuşsa, 1 Mayıs da ülkenin ve Bölge’nin her tarafında halklarımızın ve her milliyetten işçi ve emekçilerin bu operasyona karşı demokrasi, barış ve insanca yaşam taleplerinin dillendirildiği bir gün olarak kutlanmalıdır.
YUSUF KARADAŞ - (EĞİTİM SEN DİYARBAKIR ŞUBE SEKRETERİ)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.