Şiir ne işe yarar?

Şiir ne işe yarar?

Ataol Behramoğlu, kendisi için yapılan bir törende “şiir ne işe yarar” diye sormuş. Ve biraz kırgın olmalı ki “benim bir işime yaramadı” benzeri bir yanıt vermiş.


Ataol Behramoğlu, kendisi için yapılan bir törende “şiir ne işe yarar” diye sormuş. Ve biraz kırgın olmalı ki “benim bir işime yaramadı” benzeri bir yanıt vermiş. Yaşıtım Behramoğlu’nun bu yanıtına önce biraz kızdım, “türkü, şarkı, halay, ıslık, küfür ne işe yararsa şiir de o işe yarar” diye homurdanası oldum. Islık da türkü de küfür de paylaşılan şeylerdir gerçi. Daha doğrusu keyfi, öfkesi paylaşılır. (Paylaşılmıyorsa n’olacak, faydasız binanın kapıcısını isteyen öpsün.) Şiir, türkü, öykü falan bizi daha çok insan eder aslında. Sanatın bilinçle yapıldığı düşünülmeli. İçgüdüsel bir iş değildir. Yani kuşun ötüşü de işe yarar ama sanat sayılmaz...
İyi de şair ne işe yarar? İnsanlar iş olsun diye yazmazlar şiiri ama şair bizim mahalleden ise hiçbir işe yaramaz... Adam olanın bizim mahallede ne işi var, hele alçak gönüllüyse?.. Bak karşı mahalleden ise kelli felliyse... Mutlaka fiyakalı bir yanı vardır.
Bu girişin bir nedeni var. Bana bir ödül verildi: Ş. Avni Ölez Şiir Emeği Ödülü. Siz bu satırları okuduğunuz sırada ben ödülü almış olacağım. Ankara’da... Gençlik Şiir Ödülü’nü kazanan Ercan Y. Yılmaz ve Yasemin Külte ile birlikte.
Ş. Avni Ölez Ödülleri’nin ilki 2004 yılında verilmişti. Seçici kurulu oluşturan Ruşen Hakkı, Prof. Dr. Cengiz Ertem, Ahmet Özer, Mehmet Yaşar Bilen ve Burhan Günel tarafından ödüle katılan yapıtlar arasından yapılan değerlendirmeler sonucunda, Özgen Seçkin’in “Yaşadığımız Kimi Saatler” adlı dosya birinciliğe layık görülmüş, İhsan Topçu’ya ‘Şiir Emeği Ödülü’, Ali F. Bilir’e de ‘Seçici Kurul Özel Ödülü’ İzmir TÜYAP Kitap Fuarı’nda düzenlenen bir törenle verilmişti.
2007 ödülünü Bülent Güldal ile Asım Öztürk almıştı.
Bu yılın seçici kurulu; Ahmet Özer, Prof. Dr. Cengiz Ertem, Mehmet Yaşar Bilen, Prof. Dr. M. Nejat Gacar ve Burhan Günel’den oluşuyor. Program, Konur Sokak’taki Kurgu Kültür Merkezi’nde yapılmış olacak. Programı, Serpil Samur-Hayrünnisa Kuşkaya Günel; ‘Nâzım Hikmet Şiirlerinden Besteler’i de Gizem Yağmur Yüzgenç-Furkan Sarılmışer sunacak.
Ş. Avni Ölez, reklam yapmadığı için adını pek az kişinin bildiği/anımsadığı bir sanat emekçisi şairdir. Bülent Habora’nın 2003 yılının Ekim’inde Evrensel Kültür dergisinde yaptığı söyleşide dergicilik serüvenine şöyle değinir:
“Sevgili Habora, Si-Sa (Sinema Sanatı) benim ilk dergicilik denemem. ‘58 yılı sonlarında Kore’den döndüm, şiir dergisi yayınlamayı düşünüyorum. Hayri Caner dostumuz diretti ille de sinemayı öne alalım diye. O, ben, Turgut Kural, Selim Sabit (Şubat 1960) birlikte çıkardık Si-Sa’yı. Bugün elimizde yalnızca ilk beş sayısı var derginin. O da, kız kardeşim düşünüp özellikle saklamış olduğu için. Sanırım 7-8 sayı çıktıydı. Sonra kapatmak zorunda kaldım. Yönetmenden temsilcilere dek, dergide adları geçenlerin sigorta primlerini ödemeliymişim. İşçi Sig. Md. denen adama anlatamadım derdimi. Takıştık. Oyun ortada, amaç önümü kesmek. Polisim eksik olmasın her taşın altından çıkıyor. İşte Si-Sa’nın öyküsü kısaca bu, dostum.”
Yine sordum: ‘O yıllarda şiir de vardı ama 2. mevkii bir sanat işiydi sizin için. Yanlış mı düşünüyorum?’
“O yıllarda şiir de vardı, doğru. 1954’te başladım şiire ve ona hiçbir zaman ‘2. mevki’ bileti kesmedim. Ama dergicilikte ikinci sıraya düştüğü bir gerçek. Si-Sa’dan sonra Beşgen ve Denge şiir dergileri mürekkebe bulaştılar. Onların sahipliğini üstlenmedim. ‘61 ve ‘62’de iki şiir antolojisi yayınladım. ‘63 sonlarında Değirmen adında yeni bir derginin hazırlıklarına giriştik. Devrim Erbil kapak eskizini yapmıştı. Cinuçen Tanrıkorur, Muharrem Vakar, Dara Erben kurucu olarak katıldılar. 1964 ortalarında bu kez Otağ’ı çıkarmakta olan İsmet Yazgan, işlerinin çokluğu nedeniyle dergiyi bana devretti. Sahiplik yine başıma iş açmaktaydı ve polisimin şakacılığı sürüyordu. Basın İlan Kurumu’nun dokuz sayıdır Otağ’a vermiş olduğu destek ilanları şıp diye kesildi. Bu uğraşların tümü 1960-64 yılları arasına sığdırıldı. En verimli yıllarımdı ve yalnız 1962’de 53 şiir yazmıştım. Derken, yaşam yolumun yönü birden değişecekti ve ben, 1965 Şubat’ında kendimi yurtdışında bulacaktım.”Ben Ş. Avni Ölez’i, Beşgen ve Denge serüveni sırasında tanıdım. Şiir konusunda bana emeği geçti. Yönettiği dergilerde herkesin bir sayfası vardı ve her ay o sayfayı doldurmak zorundaydı. Disiplini öğrendim.
Şiire verdiğim emeğin yine onun adıyla ödüllenmesine sevindim.
Bu haberi neden mi ben yazdım: Öksüz oğlan göbeğini kendi kesermiş de!..
Maksat Muhabbet - Sennur Sezer
www.evrensel.net