1 Mayıs’a hazırlık yerin ve biçimin önemi

1 Mayıs’a hazırlık yerin ve biçimin önemi

1 Mayıs, krizin yüz binlerce işçiyi işinden ettiği kalanların, eskiden aldığı ücretten daha azına çalışmaya zorlandığı...


1 Mayıs, krizin yüz binlerce işçiyi işinden ettiği kalanların, eskiden aldığı ücretten daha azına çalışmaya zorlandığı, toplu sözleşmelerin bırakın kazanımları daha geri taleplere zorlandığı koşullarda kutlanmaya çalışılıyor. Kısaca çokça söylendiği için tekrara gerek yok ama işçi sınıfının çalışanıyla çalışmak isteyip de bu olanağı elinden alınmış olanlarıyla ve çalışmak zorunda olmasına rağmen henüz kendisine böyle bir fırsat hazırlanmamış olanları da dahil bil cümle hepsinin konumunun sarsıldığı yada tehdit altına girdiği koşullara denk gelmektedir. Ve açıktır ki bu olağanüstü saldırıların ortaya çıkan sonuçları işçilerin yaşamsal sorunlarının çözümüne ilişkin hangi yol ve yöntemlerin deneneceğine olan ilgiyi artırdığı gibi, devlet ve hükümet politikalarının hangi sınıfın yararına uygulandığını da olanca açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Örneğin teşvik paketleri kimler için hazırlanmaktadır. Sosyal yardımlaşma adına zorla işçilerden kesilerek biriktirilen paralar kimler için kullanılmaktadır. Zora düşenin yanında kimler vardır. Bunlar uzatılabilir ama gereği yok içinde yaşıyoruz. Ve doğaldır ki politikayla çok fazla ilgilenmemiş politikayı öteleyip ben ekmeğimle uğraşırım diye düşünmeye alıştırılmış işçilerin böylesi dönemlerde politik uygulamaların politikayı kendisine bıraktığı ve hatta desteklediği hükümetin kimlerin yararına politika yaptığı hangi kararların çalışanların ocağını söndürdüğü kimleri ihya ettiğini, azalan ekmeğiyle, küçülen maaşıyla, elinden alınan işiyle hissettiği ve çareler aradığı ama çoğunun henüz kendisini tümüyle kurtaracak yoldan bihaber olduğu da böyle dönemlerde daha çok açığa çıkan gerçeklerdir.
Bakmakla yükümlü olduğu daha doğrusu devletin sosyal görevlerini terk ederek üstüne yıktığı ailesinin ve çocuklarının sorunlarını da eklersek bu arayışın yüz yüze geldiği devrimci halkçı seçeneğe sırt çevirecek aklı başında bir işçi yoktur. Ancak ne oluyor da kendi hayatını zindan eden sermaye sınıfına ve onların hükümetlerine karşı böyle bir günde bütün haşmetiyle ve öfkesiyle dikilip yeter artık diyemiyor. Devrimci bir çalışmanın henüz bildik çevrelerle sınırlı kalmasının anlaşılır olmakla beraber yakıcı etkisini önemli bir yere koyalım ama diğer taraftan milyonlarca işçinin öfkesini mücadele azmiyle ifade edeceği birleşerek gücünün farkına varmasını sağlayıcı eylemler yerine içlerinden sadece az çok politikaya bulaşmış olanlarının sahipleneceği eylemlerde ve yerde ısrar etmenin de henüz arayış içinde olanları doğru yerlere çekmekte yetersiz olduğu açıktır. Bu sınıflar arasında süren bir mücadeledir sınıfın çoğunun katılımı olmadan da başarılı olması beklenemez. Bu saldırı dalgasını savuşturmanın yolu da olabildiğince daha çok işçinin kendi talepleriyle diğer sınıf kardeşleriyle birleşmesine ortak hareket etmesine bağlıdır. Ve sadece Taksim değil bütün bir insanlık, suçlarının vicdanları sızlatan lekelerini temizlemek ve sorumlularını hak ettiği cezayı vermek de ancak böyle bir yoldan geçmektedir. Şimdi bu açıdan bakıldığında örneğin Denizli’de işinden olan tekstil işçilerinden kaçı İstanbul’a gelecektir, Bursa’dan kaçı gelebilecektir, Antalya’dan kaç işçi gelebilecektir. Gelenlerden kaçı Taksim’e çıkacaktır, gelmeyenler, Taksim’e çıkamayanlar hallerinden memnun mu sayılacaklar. Krizin yükünden kurtulmak için diğer yerlerde kalanların yapacaklarından bir şey beklenmemekte midir? Şimdi Antalya’da binlerce işçi, emekçiyle 1 Mayıs kutlamak boşa bir şey midir?
Kürt hareketi açısından da oldukça önemli bir süreçtir bu. Kürt halkına reva görülenlerin aynı zamanda bütün emeğe ve emekçilere reva görülüyor olması bu iki hareketin birbirini anlama ve desteklemesi için değerlendirilmeyi hak eden bir gündür 1 Mayıs. Bunun gerçekleşeceğinin göstergesi de Kürt hareketinin soruna yaklaşımıdır.
Hasan Doğan
www.evrensel.net