EKONOMİ VE POLİTİKA

EKONOMİ VE POLİTİKA

  • Ergenekon olayının iki yanı olduğunu düşünüyorum. Ergenekon olayı, bir yanı ile polisiye ve adli, diğer yanı ile de sosyolojik ya da sosyo-politik bir olgudur.


    Ergenekon olayının iki yanı olduğunu düşünüyorum. Ergenekon olayı, bir yanı ile polisiye ve adli, diğer yanı ile de sosyolojik ya da sosyo-politik bir olgudur. Hiçbir zanlıyı suçlamadan, adli sürece getirilen yasağa (demokratik olarak görmemekle beraber) saygılı olarak, gerçekten varolan yasalar karşısında ispat edilen bir fiil var ise, doğal olarak, yargının sonuçlarına da saygılı olarak, benim burada tartışmak istediğim konu, niçin ve nasıl olmuş da, toplumun bu denli saygın ve yaygın kesiminin yasal iktidarları iktidardan uzaklaştırmak sevdasına kapılmış olmalarıdır! Burada, bence, yanıtlanması gereken konu; sosyolojik olarak hangi ortamın böylesi velut üretimle bu denli yaygın kesimi böylesi işlere yöneltmiş olması; siyasal olarak da, siyasal kadroların bu tür oluşumları Habermas türü “kamusal alan” olgusunu analojik şekilde algılayarak, bizzat kendilerini vicdanlarında sorgulama gereğini duymamış olmasıdır. Bu iki noktayı, yazı boyutu içinde, açmaya çalışacağım.
    Sosyolojik alanla ilgili olarak, siyasal kalkış içinde bulunduğu iddia edilen bu denli geniş ve nitelikli kesimi üreten ortamın incelenmesi, açıktır ki, sosyologlara düşmektedir. Ancak, sosyologlarımızın bu konuya yaklaşımlarının, maalesef, kendilerini fazlaca ilgilendirmeyen, iki noktada yoğunlaştığını görmekteyiz. Birinci yaklaşımda darbecilerin (!) yargılanması ile hukuk devletinin güçleneceği ve bir daha kimsenin böyle işlere kalkışmayacağı; ikinci yaklaşımda ise, geçmişten-özellikle de İttihat ve Terakki döneminden-beri darbe ya da militarist geleneğin güçlü olduğu ileri sürülmektedir. Bu iddialar geçerli olsa dahi, herhangi bir konuya sadece olgusal olarak yaklaşmak ve betimlemek, onun nedenleri üzerinde çözümleme yapmamak, bilimsel bir yaklaşım olarak değil, ancak totoloji olarak görülebilir. Her iki yaklaşım da oluşan sonucu doğuran ortamı sorgulamamakta ve sebepler ile sonuçlar arasında, maalesef, bilimsel anlamda nedensellik ilişkisi kuramamaktadır.
    İkinci konu ise, daha çok siyaset bilimcileri, hatta ahlakçıları ilgilendirmektedir. Şöyle ki, Ergenekoncular yargılanırken, yargı organının (ki, savcılık da bunun içinde düşünülmelidir) kapsadığı gerek kovuşturma alanı, gerekse kovuşturma konusu açılarından, tüm oluşumlardan siyasal iktidarın kendisini vareste tutması, bence, etik açıdan doğru görülemez. Kovuşturmalar bireyler üzerinde yapılmakla beraber, kamuoyu önünde kurumlar zemmedilmektedir. Bu noktada, siyasal erk bu denli güçlü toplumsal kurumların tümünün böyle bir hata içinde olamayacağını, dolayısıyla kendisinde ve politikalarında da sorgulanması gereken konuların olduğunu düşünmesi gerekmektedir. Siyasal yapının eleştirilmesi herkesin, her kurumun, özellikle de yüksek öğretim kurumlarının çok doğal hakkı, hatta görevidir. Toplumun çok ciddi ve güçlü kurumları, suçlanan temsilcileri vasıtasıyla kamuoyu önünde küçük düşürülürken (ya da buna çalışılırken !), yarın oluşabilecek bir beraat kararı karşısında acaba siyasal erk ve, siyasal erkin etkisinde davranılmış ise, ilgili kurumlar, nasıl bir vicdani sorumluluk (belki de, sorumsuzluk!) hissine kapılacaktır! O zaman bu yapılanlara yanlış mı yapıldı, intikam mı alındı, ya da emperyalizme kurban mı verildi, denecektir!
    Türkiye küresel emperyalizm içinde savrulurken; küresel emperyalizm halkımıza yeni bir medeniyet ve insanlık projesi olarak yutturulmaya çalışılırken; ülkemizin kaynakları emperyalizme sunularak giderek yoksullaştırılan halkımıza çağdaş devlet anlayışı ile bağdaşmayan sadaka kültürü aşılanırken, “çağdaşlaşma” ve “Cumhuriyet’in kazanımlarını koruma” çabalarının baskılanması ne derece anlaşılmaz ise, bu durum karşısında siyasilerin duruşu da o denli ürkütücüdür!
    İnternet ortamında dolaşan kin ve intikam dolu mesajlar, insanların hastalıklarını dahi hakarete vesile yapmak ülkemiz insanlarına yakışmamaktadır. Bu tür davranışlara ne insanlık, ne ahlak, ne de kutsal duygular açısından cevaz verilebilir!
    İZZETTİN ÖNDER
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.