DURUM

DURUM

  • Bugün 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü. 1 Mayıs 2009 tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de işçi sınıfı ve emekçi yığınlar tarafından coşkuyla ve kararlılıkla kutlanıyor.


    Bugün 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü. 1 Mayıs 2009 tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de işçi sınıfı ve emekçi yığınlar tarafından coşkuyla ve kararlılıkla kutlanıyor. Bu 1 Mayıs’ın temel özelliği şu ki; uluslararası işçi sınıfı, dünya kapitalist-emperyalist sisteminin krizinin derinleştiği, büyük sermayenin krizin tüm yükünü işçi sınıfının sırtına yıkmaya çalıştığı koşullarda 1 Mayıs’ı kutluyor.
    Krizin yüklerinin kendi sırtlarına yıkılmasına karşı, başta ileri ülkeler olmak üzere, tüm ülkelerde işçi ve emekçiler “Krizin sorumlusu biz değiliz, krizin yükünü büyük sermaye, düzenin sahipleri ödesin” sloganı ile krizin yükünü üstlenmemek için mücadelenin yolunu tutuyorlar. Bugün mücadele alanlarını dolduran işçilerin coşkusu, kendi sınıflarının gücünü tüm dünya da yeniden görmekten, kararlılıkları da, bu gücün sermayenin saldırılarına karşı aynı amaç için mücadele yolunu tutmuş olmasından, bu mücadelenin her geçen gün ilerlemesinden kaynaklanıyor. Uluslararası işçi sınıfının bu coşkusu ve kararlılığı, uluslar- arası sermayenin temsilcilerinin ve sözcülerinin diline “Sosyal patlama tehlikesinin” varlığı olarak yansımış durumda.
    Ülkemizde de 1 Mayıs’ın kutlanmasında koşullar çok farklı değil. Ama önemli bazı ayrıntılar da var. 2009 1 Mayıs’ı, işçi sınıfının uzun yıllara dayanan kararlı mücadelesi sonucu, 1 Mayıs’ın “Emek ve Dayanışma Günü” olarak resmi tatil ilan edildiği koşullarda –pek çok işyerinde bu hak gaspedilmiş olsa da- kutlanıyor. Yani işçi sınıfı, mücadelesinin somut bir kazanımla sonuçlandığı koşularda 1 Mayıs’ı kutluyor. Bu 1 Mayıs’ın bir başka önemli özelliği ise, uzun yıllardan sonra ülkenin pek çok yerine yayılmış olarak kutlanıyor olmasıdır.
    1 Mayıs’ın kutlanmadığı hemen hemen hiçbir önemli merkez yoktur.
    Bu durum işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin önemli bir eğilimini açığa vurmaktadır. Bu eğilim, işçi sınıfının saflarında, büyük sermayenin krizin tüm yükünü işçi ve emekçi sınıfların sırtına yıkma politikasına karşı, güçlü bir mücadele eğiliminin mayalanmakta olduğunun açığa vurulmasıdır. Yine dikkat çekicidir ki, işçi sınıfının ve emekçi kitlelerinin bu eğilimine, ne alan tartışmaları, ne de yaygın kutlamayı engelleme girişimleri engel olabilmiştir. Mücadele eğilimi ve taleplerin dile getirilerek, birlikte mücadeleye atılma isteği her yerde ağır basmıştır.
    Kuşkusuz bu mücadele eğilimi önümüzdeki günlerde de artarak yoğunlaşacaktır. İşbirlikçi büyük sermaye, aşırı kâr ve sömürü çarkı üzerinde yükselttiği düzeninin eseri olan krizin tüm yükünü, işçi sınıfının ve emekçi halk yığınlarının üzerine yıkmak için peş peşe adımlar atmaktadır. Şimdiden resmi işsizlik yüzde 15.5’i –gerçekte tüm işsizlik türleri ile birlikte yüzde 40’ı bulmaktadır- bulmuştur. Ücretsiz izin, ücretlerin neredeyse yarısının kesilmesiyle uygulanan “izinler” yaygınlaşmış durumdadır. Esnek çalışma yaygınlaşmış, bazı alanlarda olağan çalışma biçimi haline gelmiştir. Açlık ve yoksulluk emekçi sınıflar için çekilmeyecek boyutlara ulaşmıştır. Ülkemizde ve tüm dünyada çalışma koşuları 19. yüz yılın son çeyreğine yaklaşmış durumdadır.
    Bütün bu gerçekler tek bir olguyu işaret etmektedir; ülkemizde ve uluslararası planda sınıf mücadelelerinin sertleşeceği bir döneme girilmektedir. İşçi sınıfı ve emekçi yığınlar, sermayenin köhne, çürümüş ve asalak dünyasına mahkum olmadıklarını daha iyi anlayacakları bir sürece adımlarını atmaktadırlar. Bugün kurulan 1 Mayıs kürsülerinden yapılan konuşmaların pek çoğu, alanlarda atılan sloganların hemen tamamı, sömürü ve yoksulluğun olmadığı yeni bir dünyanın özlemini dile getirmektedir.
    1 Mayıs kutlu olsun!
    Ahmet Yaşaroğlu
    www.evrensel.net