Robotlar ve insanlar

Robotlar ve insanlar

Uzun yıllar önceydi. Bir roman mı, yoksa bir film miydi tam hatırlayamıyorum, ama konusu satır satır aklımda.


Uzun yıllar önceydi. Bir roman mı, yoksa bir film miydi tam hatırlayamıyorum, ama konusu satır satır aklımda.
“Büyük patlama ile oluşan evrende, yoğunlaşan toz bulutlarının oluşturduğu gezegenlerden biri olan dünyada canlılar meydana geliyordu. Zaman içinde canlılar çeşitleniyor, bir kısmı insanlaşıyordu. Ancak evrimin ‘İşe yaramayan organ körelir, değişir, yok olur’ kuralı işlemeye devam ediyor ve bu bir kısım insanın gözünü hırs bürümüş, emek harcamadan, köleler kullanarak çok kazanç elde etmeye alışmış diğer bir kısmı, yan gelip yatmaktan, evrimleşe evrimleşe bir beyinden ibaret kalıyorlardı.
Tüm dünya üzerinde egemenliklerini robotlar sayesinde elde etmiş bu beş-on beyin bir odada kavanozlarda duruyordu. Kavanozlar su doluydu. Kavanozlar arasında bağlanmış bol kıvrımlı kablolar beyinler arasındaki iletişimi sağlıyordu. Diğerleri ile kablo ilişkisi kesilen beyin, işlevini yitiriyor, iç dünyasına hapis oluyordu. Kararlar ancak kavanozlardaki tüm beyinlerin ortak varlığı ile alınabiliyordu.
Robotlara emirler görünmez dalgalarla veriliyordu. Hikayede, düşünce fiziksel bir güç olmuştu, bu beyinlerin ve onların robotlarının baskılarından yılmış, sömürü ve baskıya karşı örgütlenmiş ve mücadeleye girişmişti.”
Konu tam bir bilim kurgu örneği idi.
Ama zaman gösterdi ki, geçmişin birçok kurgusu bugün gerçek oldu. Aya yolculuk hayali ile başlayan uzay rüyası bugün onun da ötesine geçti. Gen bilimi istese Frankeştayn yaratabilecek düzeye geldi.
Denizlerin derinliklerine inildi. Şimdi sıra yukarıda anlattığım hikayeye geldi.
Böyle giderse insanlık yakında, bir oda dolusu vücutsuz, ruhsuz beyin tarafından yönetiliyor olacak.
Yavaş yavaş başladı bile. Su dolu kavanozlardaki beyinlerin yönettiği robotlar görevlerini, düşünmeden, itaatle yerine getiriyorlar. Ama hikayenin sonu şöyleydi:
“Artık baskılara dayanamayan ve robotların aslında birer teneke yığını olduğunun farkına varan etten, kemikten halk, önderlerinin peşinden beyinlerin bulunduğu odayı basıyor, kabloları kesip beyinleri kendi sanal dünyalarına sonsuza kadar hapsediyorlardı. Emirsiz kalan robotlar da kendi kendilerini imha etmeye programlandıklarından teker teker yok oluyorlardı.”
Sonuçta zafer halkın olmuştu.
Ümit Çevik (Fransa)
www.evrensel.net