ÖZGÜRCE

ÖZGÜRCE

  • Tüm dünyada aynı amaçta ortaklaşarak kutlanan tek bir gün vardır ki, o da 1 Mayıs’tır.


    Tüm dünyada aynı amaçta ortaklaşarak kutlanan tek bir gün vardır ki, o da 1 Mayıs’tır.
    Bundan 120 yıl önce II. Enternasyonal, 1 Mayıs’ı “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kabul etmiştir. Tam 120 yıldır din, ırk, millet ayrımı olmadan beş kıtada emekçiler 1 Mayıs’ı işçi bayramı olarak kutlamaktadır.
    Bu bayram kimi ülkelerde yasal düzenlemeler içerisinde gerçekleşirken, kimi ülkelerde yasaklamalara rağmen kutlanır. İster yasalar içinde isterse yasalara rağmen kutlansın, tüm ülkelerde sistemin temsilcisi iktidarlar, bu kutlamalar sırasında “diken üzerinde” olurlar. Çünkü işçilerin, emekçilerin 1 Mayıs’ın gerçek anlamını benimseyip sınıfsal dayanışma içerisinde sistemle mücadeleye girişmelerinden korkarlar.
    Ve 1 Mayıs’ın kutlanmasını engellemek ya da onu gerçek anlamından uzaklaştırmak için ellerinden geleni yaparlar (maalesef, bürokratikleşmiş kimi sendikal yapılar da bu sürece aracılık eder).
    Neoliberal politikaların etkin biçimde uygulanmaya başlandığı 1970’li yılların ortalarından itibaren küreselleşen kapitalizm, emek sömürüsünü çok daha yoğunlaştırmış ve 1 Mayıs’ı çok daha anlamlı hale getirmiştir. Küreselleşen sömürünün kaynağı dünya emekçilerinin birbiriyle rekabet ettirilmesine dayanmaktadır. Dolayısıyla emekçilerin her düzeyde birliğe, beraberliğe ve dayanışmaya her zamandan daha fazla ihtiyacı vardır.
    2008 yılında küresel kapitalizmin ve neoliberalizmin çöküşü, sistemin savunucularının dahi gizleyemediği ve “kriz” olarak ifade etmek zorunda kaldığı bir boyuta ulaşmıştır. Kapitalizmin krizi derinleşerek devam etmektedir ve her kriz döneminde olduğu gibi kapitalizmin insanlık üzerinde, emekçiler üzerinde ve doğa üzerinde yarattığı tahribat çok daha açık biçimde ortaya çıkmıştır.
    2009 1 Mayıs’ı, işte bu tahribatın yarattığı açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin ve sömürünün en üst düzeyde yaşandığı bir dönemde kutlanmaktadır.
    Bugün emekçilerin karşı karşıya bulunduğu koşullar, Amerikalı işçilerin 8 saatlik işgünü mücadelesi verdiği 1886 yılında olduğundan ya da 1 Mayıs’ın dayanışma günü olarak kabul edildiği 1889 yılında olduğundan çok daha zorludur.
    Çünkü sermayenin emekçiler üzerindeki tahakkümü ve emekçiler arasında yarattığı rekabet çok daha fazladır. Emekçilerin bu koşullarla baş edebilmesinin tek yolu, sermaye tarafından yaratılmış olan bu rekabeti ortadan kaldırıp tekrar sınıfsal bir bilinç içerisinde mücadelede ortaklaşmalarıdır.
    1 Mayıs’ın gerçek anlamı, işte bu ortaklaşmanın sağlanmasıdır. Bugün işçiler, işsizler, güvencesiz çalışanlar, emekliler, ev kadınları, gençler, öğrenciler, evlerinden çıkmalı ve açlığa, işsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe ve her türlü sömürüye karşı 1 Mayıs alanlarında birliğin, beraberliğin ve dayanışmanın gücünü göstermelidir.
    Yaşasın, emekçilerin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü! Yaşasın 1 Mayıs!
    ÖZGÜR MÜFTÜOĞLU
    www.evrensel.net