‘Makul sayı’ terörü!

‘Makul sayı’ terörü!

  • Mecidiyeköy’den Taksim’e devam etmesi gereken otobüsümüz, Mecidiyeköy’ü Şişli’ye bağlayan noktada duruyor. Yol büyük bir araçla kapatılmış. Buraya kadar! Oradan Taksim’e kadar olan bölüm ise polisin ‘karantinası’ altında. İniyor ve yürüyerek devam ediyoruz. Ak saçlı yaşlıca bir kadın, “İşimize de gidemiyoruz. Bu ne rezalet?!” diye söyleniyor.


    Mecidiyeköy’den Taksim’e devam etmesi gereken otobüsümüz, Mecidiyeköy’ü Şişli’ye bağlayan noktada duruyor. Yol büyük bir araçla kapatılmış. Buraya kadar! Oradan Taksim’e kadar olan bölüm ise polisin ‘karantinası’ altında. İniyor ve yürüyerek devam ediyoruz. Ak saçlı yaşlıca bir kadın, “İşimize de gidemiyoruz. Bu ne rezalet?!” diye söyleniyor.
    Cumhuriyet gazetesinin olduğu sokağın Şişli’de ana caddeye bağlandığı noktada, SES Şişli Şube Başkanı Rabia Tuncel’in de aralarında bulunduğu KESK grubunu görüyoruz. Şişli Camisi’ne varmadan kurulmuş olan polis barikatı, onların geçmesini engelliyor. Basın kartımızı göstermemize rağmen geçişimize izin verilmiyor. Arkadan dolanıyor ve bir sonraki polis barikatının önüne geliyoruz. Oradan basın kartı ile geçebiliyoruz. Yani merkezi bir emri yerine getirmenin dışında, barikattan barikata da polisine göre kararın değişebildiği gerilimli bir yolculuk. Pangaltı’ya kadar olan bütün ara sokaklarda polis birlikleri ya da panzerleri göze çarpıyor. İstanbul Emniyeti bütün planını, önde bulunan DİSK kortejine dışarıdan katılımları engellemek üzerine kurmuş. Esnaf, geçtiğimiz yılın 1 Mayıs anılarının da verdiği tedirginlikle kepenklerini kapatmış durumda. Çok az mağaza ve işyeri açık. Meşrutiyet Caddesi ile Halaskargazi’nin kesiştiği noktaya geldiğimizde ise polisin kullanmış olduğu biber gazının yoğunluğu nedeniyle maskesiz ilerlemek mümkün olmuyor. Geçtiğimiz bir Çevik Kuvvet barikatında, polislerin kendi aralarındaki “geyik muhabbetine” tanık oluyoruz. Biri diğerine, “A...na, ko..m, nasıl sıktın öyle yaa?” diyor. Attıkları gazlar için birbirlerini kutluyorlar. Yürürken bir yandan da kulaklıkla radyodan gelişmeleri dinliyoruz. CNN Türk’ün canlı yayınının aktarıldığı radyodan, polisin biber gazının tükendiği ve yeni gaz istendiği bilgisi veriliyor.
    İstanbul Valisi Güler’in “makul sayısını” sağlamak adına estirilen bu terör, Kurtuluş sakinlerini de şaşkınlığa uğratmış durumda. Gazete binamızın bulunduğu Dolapdere’ye inebilmek için Kurtuluş’un arka sokaklarında dolaşırken, apartmanlarda camlara çıkmış kadın erkek, genç yaşlı, çocuk, bir sürü insan, sokaklarındaki olağandışı manzarayı izliyor. DİSK korteji ile buluşmalarına izin verilmeyen KESK’e bağlı çeşitli sendikalara üye emekçiler ve değişik sol parti ve grupların üyeleri, bu ara sokaklarda, Taksim’e girebilmek için uygun noktalar bulmaya çalışıyorlar.
    Ve bu arada, CNN Türk canlı yayınında sunucunun, “Asıl provokasyon alanı Dolapdere olarak görülüyor. Daha önceden de buradan kaynaklı provokasyonlar olabileceği haberleri gelmişti. Dolapdere stratejik nokta” biçimindeki sözlerini duyuyoruz. O arada canlı yayında konuk olan, 1977 1 Mayıs kitabının da yazarı olan, mesleğimizin duayenlerinden Nail Güreli, emekçilere yapılan müdahaleyi eleştiriyor, herkesin istediği gibi bayramını kutlayabilmesi gerektiğini söylüyor ve bir anlamda sunucunun “provokasyon” uyarısı konusundaki ısrarlı tutumu karşısında yatıştırıcı bir tutum takınıyor. Ama CNN Türk sunucusu, Kurtuluş ve Feriköy’ün ara sokakları ile Dolapdere’yi “terörize edici” bir tarzda anlatmayı nedense sürdürüyor. Oysa buralar da, başka birçok semt gibi emekçilerin yaşadığı bölgeler. Hatta Dolapdere’de bir üniversite ve bir gazete ile televizyon binası da bulunuyor.
    Polisin bol gaz bombalı müdahaleleri sonrasında Vali Güler’in istediği “makul sayı” herhalde sağlanmış olmalı ki, DİSK’in kortejinin Taksim’e girişine izin veriliyor.
    Geriye, Meclis’te bayram ve tatil ilan edilen bir günün, sokakta nasıl zehir edilebileceğini gösteren pek çok görüntü kalıyor.
    FATİH POLAT / İSTANBUL-TAKSİM
    www.evrensel.net