YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

  • Bir yolcu gördüm,Uçsuz bucaksız gökyüzünün kucakladığı ovalara açılan daracık vadiden henüz çıkmıştı. Sonsuzluğa dair bilinen ne varsa, hepsini bir top eflatun kadife gibi göğsüne yaslayan, her şeyin esasını o sınırsız ovalar ve yalçın dağlarla birlikte sarmalayan muhteşem gökyüzünün altından geliyordu. Lakin, ilahi bir sessizlik abidesi gibi çıt çıkarmadan duruyordu aramızda.


    Bir yolcu gördüm,
    Uçsuz bucaksız gökyüzünün kucakladığı ovalara açılan daracık vadiden henüz çıkmıştı. Sonsuzluğa dair bilinen ne varsa, hepsini bir top eflatun kadife gibi göğsüne yaslayan, her şeyin esasını o sınırsız ovalar ve yalçın dağlarla birlikte sarmalayan muhteşem gökyüzünün altından geliyordu. Lakin, ilahi bir sessizlik abidesi gibi çıt çıkarmadan duruyordu aramızda.
    Birlikte geçirdiğimiz günler boyunca ağzını bıçak açmadı. Hiç konuşmadı. O güne kadar gezip gördüğü yerlere dair tek kelime etmedi, söylediyse bile duyan olmadı.
    Halbuki bütün zamanların en seçkin gezginleri, en namlı seyyahlar, yolcuların ne kadar varsa şahı, piri, hep onun geldiği gökyüzünün altında durarak alemi seyretmek istemişlerdi bugüne kadar. Nafile... Ne o gökyüzüne açılan vadiyi bulabilmişlerdi, ne de vadinin kıvrımlı yamaçlarına giden eflatun ışıklar içlerinden birine olsun yol göstermiş, kılavuzluk etmişti. Bunu söyleyen ben değilim, seyahatnamelerinde tek tek itiraf ederler hepsi.
    Halbuki o yolcu; yeryüzü gezginlerinin bir türlü ulaşamadığı geçitten gelen yolcu, gördüklerini anlatmasını isteyen onca seyyaha, hikmetinden nasiplenmeyi bekleyen onca yol erbabına rağmen, susuyordu.
    Günlerden bir gün, sadece o gün şunları söylediğini işittik:
    “Gördüğüm o sınırsız gökyüzünde ve o gökyüzünün altındaki alemlerde tanık olduklarımdan sonra elimden gelen tek şey susmaktır. Sessizliğin mutlak gücünde bulurum kendimi. Yaşadıklarımın manası, belki de fütursuzca ağzımdan çıkacak bir kelamda gizlidir ki, ben bir sırrın peşindeyken o benden kaçıp gidiverir.”
    Günlerdir ağzından tek laf çıkmadan sadece etrafı seyretmesinin, hep böyle sessiz kalmasının sebebi belliydi. En büyük korkusu, kendi içindeki sonsuz boşluğa düşüp kayboluvermekti belli ki.
    Bundan sonra hiç konuşmayacağını anlamıştım. Ancak, korkusu hakkında verdiğim hükmün asıl yanılgım olduğunu da çok geçmeden fark edecektim, şu sözlerini dinledikten sonra:
    “Bu sessizliğin altında” demişti; “belki bütün sözler anlamını bulur. Tıpkı yolunu kaybetmiş kırlangıç kuşlarının sevinç çığlıklarıyla yuvasına kavuşması gibi dünyayı da sevince boğarlar. İşte o zaman ben, gerçek hikayesini anlatırım gezip gördüğüm yerlerin. Gökyüzünün altındaki sonsuzluk aleminin içime yansıyan boşluğuna düşerek kaybolduktan sonra...”
    ÖZCANYURDALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.