İşçiyiz, robotuz, hayat biziz...

İşçiyiz, robotuz, hayat biziz...

Ülke gündemi yoğun. Bahar da geldi ama, gerilim düşmek bilmiyor. En iyisi biz bu hafta güzel iki animasyondan söz edelim; kafamız dağılsın.Efendim, memleketin birinde; memleket dediysek karıncaların memleketi; her karıncanın önünde iki yol vardır. Ya "asker"dirler, ya "işçi"...


Ülke gündemi yoğun. Bahar da geldi ama, gerilim düşmek bilmiyor. En iyisi biz bu hafta güzel iki animasyondan söz edelim; kafamız dağılsın.
Efendim, memleketin birinde; memleket dediysek karıncaların memleketi; her karıncanın önünde iki yol vardır. Ya "asker"dirler, ya "işçi"... Bir de kraliçe var tabii. İşçiler azgın sömürü koşullarında çalışırlar, askerlerse savaşır. Askerlerin başı, "Bu koloni benim istediğim gibi yönetilecek" deyip, yönetimi bir darbeyle ele geçirme planları yapar. Tam da ele geçirmek üzereyken, bir başka "ihtilal" haberi gelir. İşçi karıncaların aklına, "Daha güzel bir dünya, bir ütopya ülkesi" olabilme ihtimali düşmüştür. "Ütopya" ülkesinde yiyecek sınırsızdır, baskı yoktur, zorla çalıştırılma yoktur, güzel bir gelecek vardır.
Neyse, bu "ilginç" hikayenin hepsini anlatmayalım, heyecanı kaçmasın. Malum, tüm bunlar bize çok uzak masallar. Başroldeki "Karınca Z"yi anlatalım biraz. Asker karınca ile yer değiştirerek, istemeden bir "savaş kahramanı" olan Karınca Z, düş ülkesini bulmaya gitmiş ve "güneşli ülkeyi" bularak halkını aydınlatmıştır. İsyanın başında bir halk kahramanıdır işçi Z.
Darbeci general ise, bu isyanı tüm işçi karıncaları öldürerek bertaraf etme hesabı yapar. İşçi Z, o tarihi soruyu sorar: "Koloninin bekası için deyip bizi öldürüyorlar. Oysa kimdir koloni? Koloni biziz?". Evet, işçi karıncalar gerçeği fark etmiştir artık. Ütopyaların gerçeğe dönüştüğü yerdedirler artık.
"Kafamız dağılsın, ağır gündemden kaçalım" dedik, ama ne mümkün? Gündem ne yapıp, ne edip bizi yakalıyor işte. En iyisi Eric Darnell ve Tim Johnson'un 1998 yılında yaptığı "Karınca Z" filmini, keyifle izlemek. Gülümseyerek, ne demiştik geçen hafta, "Biz yine de güleriz ağlanacak halimize"...
Söz animasyondan açılmışken, "Robotlar" var bir de. Chris Wedge'in yönettiği 2005 yapımı bir animasyon. Birçok festivalden ödülle dönen bir film. Açık söylüyorum, tüm fantastik görünümüne, "Eğlenceli çocuk filmi"ni andırma ihtimaline karşın, açık ve net bir faşizm eleştirisidir "Robotlar". Tıpkı, Karınca Z gibi...
Bu öyküdeki kahramanımız, Genç Mucit Rodney. Bu genç robotun büyüme öyküsündeki anlatım gerçekten harika. Her yaş dönemi parçaları yenilenen, kuzeni robotun eski parçalarıyla büyüyen bir robottan söz ediyoruz. Üstelik, maalesef kuzeni de bir genç kız... Düşünün gencecik robotun psikolojik travmalarını...
Rodney'in en büyük düşü Robotlar Şehri'ne giderek tanınmış Mucit Bigweld ile tanışmak; yeni yeni buluşlara imza atmaktır. Elbette, robot kardeşleri için. "Karınca Z"nin düş ülkesi, genç robot için "robot şirketi"dir aslında. Ama orada da mucit Bigweld devre dışı bırakılmış, yerine bir faşist gelmiştir. Faşist sözcüğünü çok rahat kullanıyorum, çünkü söz konusu zorba şahsiyetin derdi şudur: Modeli geçmiş, eski robotları eritip, yepyeni ve tek tip robotlar yapmak. Önce yedek parça üretimi durur, sonra sokaklarda eski robotlara yönelik sürek avı başlar. Oysa, onlar o kadar mutludurlar ki... Ve savaş başlar. Jargonla söylersek, "robotların antifaşist mücadelesi"...
İşçi karınca Z ve Genç Robot Rodney, aynı hikayeyi anlatıyorlar aslında. Evet, emin olun bu iki hikayenin de bizim memleket ile uzaktan yakından ilgisi yok. Zorba şirket başkanını dize getirmek için ya da halk adına halkı yok sayanlara "dur" demek için; işçi karıncalar ve robotlar gibi coşkuyla bir araya gelemiyoruz çünkü...
Çizgi film, robot ve birleşmek deyince; nedense Voltran geliverdi aklıma... Yok belden aşağı göndermeleriyle değil; Voltran'ın meşhur repliğinin Azeri televizyonlarındaki versiyonuyla: GELİN CANLAR BİR OLAK.
Filmatik - Mustafa Kara
www.evrensel.net