BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Başbakan Tayip Erdoğan, 29 Mart Yerel Seçimi’nden sonra yapması beklenen kabine değişikliğini nihayet önceki akşam açıkladı!


    Başbakan Tayip Erdoğan, 29 Mart Yerel Seçimi’nden sonra yapması beklenen kabine değişikliğini nihayet önceki akşam açıkladı!
    Eski görevinde kalan, bakanlığı değiştirilen ve giden isimlere bakılarak; “Seçim, kriz ve AKP’nin iç denge sorunları kabine revizyonunu belirlemiş”den başlayarak çok şey söylenebilir. Örneğin Bülent Arınç’ın başbakan yardımcısı yapılmasına bakarak, Erdoğan; “AKP’ye oy vermeyen Manisalıları cezalandırmış” denebilir. Ya da Çalışma Bakanı yapılan Ömer Dinçer’e bakıp; “Hem Arınç hem Dinçer, Erdoğan’ın kabinesi için bile bu kadar da olmaz dedirtir” yorumu yapılabilir. Ya da Ali Babacan’ın olağan üstü yetkilerle Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı yapılmasına bakıp, “harcanmış” diyenler çıkacağı gibi, başka yorumlar da yapılabilir.
    Bu ve başka tür yorum ve spekülasyonlar yapılabilir; ama son birkaç yıldır Türkiye’nin dış ve ona bağlı iç politikadaki yönelişleri göz önüne alındığında “Erdoğan’ın kabine değişikliğinin sınır noktası Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı yapılmasıdır” demek doğru olur. Örneğin Erdoğan; önüne kabine değişikliği listesini alıp; “gidecek” bakanları ayıkladıktan sonra, kendisiyle yada bu işi ortak yaptığı (varsa tabii) kişiyle şöyle konuşmaya başlamış olabilir:
    - Ahmet Davutoğlu Bey’i Dışişleri Bakanı yaptık diyelim; Ali Bey’i nereye vermek uygun olur?
    - İçindeki ya da karşısındaki ses; “Onun için en iyi yer Ekonomiden Sorumlu Devlet Banklığıdır!”
    - Ama bu Ali Bey için rütbe indirimi olur; genç çocuk, bozulmasın!
    - Öyleyse Maliye’nin yarısı olan Hazine’yi, bankaları TMSF’yi, SPK’yı da ona bağlarız.
    - O zaman eskiden ekonomiden sorumlu bakanlardan Mehmet Şimşek’i ne yapacağız. Ona da Kemal Abi’den boşalan ama şimdi yarısı kalan Maliye’yi veririz.
    - …………….
    Bu, “iç tartışma” böyle; “Davutoğlu merkezli” olarak tamamlanmış olmalı!
    Peki; Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı olması neden önemlidir?
    Çünkü; daha kısa bir süre önce MİT Müsteşarlığı için de adı geçen Davutoğlu; son yıllarda Erdoğan’ın dış politika başdanışmanı ve özel büyük elçisi; deyim yerindeyse “derin dışişleri bakanı” olarak; Türkiye’nin Ortadoğu ve İslam dünyası ile ilgili ilişkilerini belirleyen “örtülü diplomasi” başındaydı.
    Dün Babacan, devir teslim töreninde bunu ifade etti.
    Davutoğlu “yeni Osmanlıcı” akımının önde gelenlerinden olduğu için Ortadoğu ve İslam dünyasında sadece devletlerle değil, “sivil iliklere de sahip” bir kişi. Örneğin Hamas’la, Taliban’la, Hizbullah’la, Müslüman Kardeşler’le, Irak’taki kimi Sünni guruplar ve aşiretlerin yanı sıra Talabani ve Barzani gibi Kürt liderlerle de “konuşma” ilişkilerine sahip olduğu bilinmektedir.
    Öte yandan ABD’nin uzunca bir zamandan beri Türkiye’ye bölgede “model ortaklık” diye ifade edilen rol değişimi önerdiği ve “bölgede lider ülke rolü” üslenmesi talebiyle ve ABD’nin yeni oluşturulmaya başlanan (iki yıldan beri) yeni stratejisi açısında bakıldığında Ahmet Davutoğlu bu örtülü diplomasinin mimarı ve uygulayıcısı olarak; resmiyete de çok takılmadan bu çevrelerle ilişkileri bakımından da bu işin resmiyette de başına getirilmiştir. Bir bakıma Erdoğan, Davutoğlu’nu Dışişleri Bakanı yaparak bu örtülü diplomasiyi resmileştirmek için adım atmıştır. Bir başka söyleyişle Erdoğan, Davutoğulu’nun şahsında; 2007 Ocak’ındaki MİT Raporu’yla gündemleştirilen “Aktif dış politikaya dönüş” işareti vermiştir. Adriyatik’ten Orta Asya’ya olduğu kadar İslam dünyasında da daha risk alan politikalara yönelme; bu geniş coğrafyada ABD’nin stratejisine bağlanmada tereddütleri kaldırma anlamına gelmektedir. Son Obama ziyaretinde uzlaşı noktası da budur. Ve Kürt sorununda Barzani ve Talabani ile yakın ilişki; DTP ve hak mücadelesi veren kendi Kürtlerine karşı daha sert politika konusunda da Davutoğlu bu politikanın simgesidir.
    Dışişleri Bakanı Davutoğlu, aynı zamanda ABD ile ilişkilerin daha “ileriden” ele alınacağını AB ile de daha mesafeli olunacağı anlamına gelmektedir.
    Davutoğlu önümüzdeki günlerde, daha çok konuşulacaktır!
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.