Orta sınıfın sonu

Orta sınıfın sonu

Bu yazı, orta sınıfın nasıl sonlandığı üzerinedir. Ya da en azından en sonunun nasıl olduğu üzerine, yazılı tarihin son otuz yılında sonlanan bir hikayenin mutsuz bölümü...


Bu yazı, orta sınıfın nasıl sonlandığı üzerinedir. Ya da en azından en sonunun nasıl olduğu üzerine, yazılı tarihin son otuz yılında sonlanan bir hikayenin mutsuz bölümü...
Eğer Chrysler sağ kalırsa, İtalyan otomobil markası Fiat’ın ortağı... Eğer General Motors ayakta kalırsa, tek başına kalacak; çünkü hükümet, etkili bir biçimde ona yöneldi, yönetimi devrildi; çalışanların binlercesinin işten atılmasının ve zorlukla kazandıkları, onları ABD’nin orta sınıfının sembolü yapan haklarını kaybetmelerinin yolu açıldı.
Onlar şimdi orta sınıfın batışının işaretidirler.
Biten, sadece dünya ve ülke ekonomilerindeki ABD otomobil endüstrilerinin devasa dönemleri değil. Biten, ABD işçilerinin çoğunluğunun 2. Dünya Savaşı’ndan beri edinebildikleri orta sınıf yaşam biçiminin gerçek şansı.
Bu ülke için sonuçlar vahimdir. Henüz her nasılsa, bunu acil durum olarak dikkate almadık. Ekonominin geri kalanı da krizde olduğundan, bu şimdilik sadece bir kriz olarak değerlendiriliyor. Kargaşaya kök salmış olmalarına rağmen Wall Street ve büyük bankalar hâlâ yönetime sahipler. Barack Obama’nın iflas etmelerini istediğinin sinyalini verdiği ama büyük finansal kuruluşların başarısızlığını tahmin edemediği garip hesaplama, Beyaz Saray’daki ilk yüz gününün bir işareti. Eğer otomobil sanayiini kurtarmayı başarırsa vurdumduymaz çifte standardı unutulan ve affedilen olacak.
Unutulmaması gereken, son otuz yıldaki yaşam yolları ve üniversiteyi içermeyen umutları, hakkındaki kamusal ve siyasal umursamazlıktır. Yüksek eğitimi daha ulaşılabilir kılmak için on yıllardır verilen ulusal çabaya rağmen, ABD’lilerin 25 yaş grubundakilerin sadece yüzde 25’i üniversite mezunu durumunda.
Georgetown Üniversitesi Kamu Politikası’nda özellikle işgücü üzerine çalışan Profesör Harry J. Holzer’e göre işgücü, kabaca eşit biçimde aşağıya doğru dört parçaya bölünüyor. Yüzde 25’lik yüksekokul mezunları dışında, ikinci bölüm lise diplomalılar, üçüncü bölüm üniversiteye gitmiş ama mezun olamamışlar ve en üst çeyrek, üniversite ya da daha üstü bir okuldan mezun olanlardan oluşuyor.
Holzer, “Biz ABD’de gerçekten kariyer ve teknik eğitim edinebiliriz” diyor; “ellerinden elektrik ve tesisat işi gelen milyonlarca çocuk, cezaevi yolunda. Hepimiz kendimizi, eğer okula gidersen ve B ya da A alırsan başarılı olabilirsin düşüncesine kaptırdık. Toplum olarak elişi yapanları küçümsedik.”
Cumhuriyetçiler, ancak ortalama işçilerin iş umutlarını ve günlük kazançlarını azaltan ve eski sanılarda boğulan küresel ekonomik tsunamiyi engellemeye çalışan birinin başarılı olabileceği fikrini edindiler. Demokratlar, özellikle liberaller, bazı öğrencilerin donanımlı olmadığını ya da okulla ilgileri olmadığını reddettiler ve ırkçı uygulamalarla kabul edilemez “izlemenin” bir parçası olarak mesleki eğitim düşüncesini edindiler. Peki şimdi dört yıllık bir üniversite mezunu ihtimali olmayan dörtte üçlük ABD’lilere karşı izlenecek politika nedir?
Hatırlayabildiğim kadarıyla politikacılar, ABD üretiminin çöküşünü ve onunla birlikte giden iyi işleri kötülediler. 1980’lerde Demokratlar, “Hamburger paletlerinin ulusu olmamalıyız” diye uyardılar. Son günlerde dövünme, Wal-Mart ekonomisiyle ilgili daha fazla sızlanmanın bir parçası biçimini aldı.
Marie Cocco, 29 Nisan, 2009
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.