‘Jandarma müdahale için 2 saat bekledi’

‘Jandarma müdahale için 2 saat bekledi’

Mardin’de 44 kişinin yaşamını yitirdiği katliamla ilgili yeni iddialar gündeme geldi.


Mardin’de 44 kişinin yaşamını yitirdiği katliamla ilgili yeni iddialar gündeme geldi. DTP Milletvekili Selahattin Demirtaş, köye çok yakın olan jandarma karakolunun olay yerine 2 saat geç geldiğini söyledi. Öte yandan, tutuklanan 8 kişi arasında, 14 yaşında bir çocuğun da bulunması dikkat çekti.
DTP Grup Başkan vekili Sellahattin Demirtaş, Mazıdağı ilçesi Bilge köyünde yaşanan olayın “töre” meselesi olarak ele alınamayacağını, alınmaması gerektiğini belirterek, koruculuk sistemine değindi. Olayla ilgili köyde yaptıkları ziyaretle ilgili bilgi de veren Demirtaş, “Olaya ilk müdahaleyi korucular yapıyor. Yaralıları hastaneye kaldırıyorlar. Asker iki saat sonra geliyor köye” dedi. Jandarma karakolunun köye 5 dakika uzaklıkta olduğu belirtiliyor. Öte yandan Demirtaş, AKP Hükümeti’nin sözde açılımlarının gerçek yüzünün bir kez daha ortaya çıktığını ifade ederek, “Koruculuk istihdam alanı olarak görülmek isteniyor. Bu doğru değil. Koruculuktan istihdam alanı olmaz. Bölgede 70 bine yakın korucu var. Sonraki kuşaklar üzerinden etkisinin kalkması için de koruculuk bir an önce kaldırılmalı” dedi.
DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal da katliamı İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun araştırması için TBMM başkanlığı’na dilekçe verdiğini bildirdi.
SAVAŞ ÖLDÜRMEYİ MEŞRULAŞTIRIYOR
Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Rüstem Erkan da şu tespitlerde bulundu: “Olayın bir töre cinayeti ya da kan davası olmadığı çok açık. Töre cinayetlerinde bir veya birkaç kişi hedef alınır ve yapan kişi kendini ortaya koyar. Kadınlara ve çocuklara karşı da bir eylem gerçekleşmez. Bu olayda ise yüzleri maskeli insanlar, komple bir aileyi yok etmek için harekete geçiyorlar. 20-30 yıllık bir sorun gelip bir nişan töreninde patlak veriyor. Koruculuk sisteminin sonucunun görüldüğü bir olaydır. İnsanlara silah verilirken hiçbir şey gözetilmiyor. Olayı gerçekleştirenlerden biri 14 yaşında, muhtemelen diğerleri de daha gençtir. Yıllardır bu bölgede genç kuşaklar şiddetin sarmaladığı, silahların hakim olduğu bir ortamda büyüyorlar. Bu bölgede ölmek ve öldürmek arasındaki ince çizgi kalkmış durumda. Ölmek ve öldürmek sıradanlaşmış. Savaş dönemlerinde katliamlar kanıksanıyor.
Bu yapı var oldukça, bir değişim dönüşüm yaşanmadığı sürece bu tür olaylar maalesef yaşanacaktır. Burada artık insanların hem dini hem de etnik kimlik dışında bir kimliğe ihtiyacı vardır. İnsanlar üretimleriyle var olabilirler. İşsizlik bölgede önemli bir sorun halini almış. Buna karşın siz var olan kamu kurumlarını yıllardır özelleştiriyorsunuz ya da kapatıyorsunuz. Koruculuk, itirafçılık bu sorunları derinleştiriyor.”
KÖYE DÖNÜŞ MÜ NEDEN OLDU?
Katliamın nedenleri konusunda ANKA’ya bilgi veren bir yetkili, sorunun düğün, gelin ve evlilik gibi töre faktöründen çok, köye dönüş projesi çerçevesinde, 20 yıl sonra köye gelen büyük toprak sahiplerinin arazilerinin köy korucuları tarafından kullanılması olduğunu söyledi.
Yetkili, “Bundan yaklaşık 20 yıl önce terör nedeniyle köyü boşaltılan ve üzerlerinde büyük topraklar bulunanlar, köye dönüş projesi çerçevesinde buraya geldiler. Ancak, bu süre içinde köyde kadastro başladı
ve büyük arazileri bulunan aileler, dönüşte topraklarını alamadı. 20 yıl boyunca bu toprakları köyde koruculuk yapan Çelebi ailesi kullandı, kadastro ile bu arazileri üzerine aldılar. Asıl sorun köydeki kadastro çalışması ve toprakların kullanımından kaynaklandı. Ancak nişan, herkesin topluca bulunmasına bir vesile oldu. Aksi halde köyün kökünü neden kazırlar? Köyde mirasçı kalmasın diye. köyde mirasçı bırakmamak için o aileye yönelik katliam gerçekleşti. Üzerinde durulması gereken en büyük olasılık bu” dedi.Yetkili, köye dönüş projesinin sosyal boyutları düşünülmeden gerçekleştiğini belirtti ve “bu konuda, ileride böyle acılar yaşanmaması için ciddi bir düzenleme gerekli” diye de belirtti.

BİR’İ ÇOCUK 8 KiŞi TUTUKLANDI


MARDİN’İN Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyünde korucuların saldırısı nedeniyle gözaltına alınan 10 kişiden 8’i tutuklandı.
6’sı çocuk 16’sı kadın 44 kişinin öldürüldüğü olayla ilgili 2 kişinin de yakalandığı bildirildi. Tutuklananlar arasında 14 yaşındaki M.Ş.Ç. isimli bir çocuğun bulunması dikkat çekti. Öte yandan, yaşamını yitiren 6’sı çocuk 16’sı kadın toplam 44 kişi için taziye çadırı kuruldu.
Mazıdağı Belediye Başkanı Hasip Aktaş, Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, Kızıltepe Belediye Başkanı Ferhan Türk, Derik Belediye Başkanı Çağlar Demirel, Mardin İl Başkanı Hilmi Öncü ve DTP’li yöneticiler, Bilge köyündeki taziye çadırını ziyaret ettiler. (MARDİN)

EMEP: VAHŞETİN SORUMLUSU HÜKÜMET

MARDİN’de yaşanan katliama ilişkin Emek Partisi Genel Merkezi de yazılı bir açıklama yaptı. Genel Başkan Yardımcısı Nedim Köroğlu imzası ile yapılan açıklamada, koruculuk sisteminin kaldırılması, halka karşı suç işleyenlerin cezalandırılması istendi.
“Bu katliamı, devletin Bölge politikalarından bağımsız düşünmek mümkün değildir. AKP hükümeti Bölge’de akan kanı durdurmak yerine, yeni sorunlar ve yeni acılar yaşatmaktadır. İşsizlik, açlık ve sefaletin ulaştığı boyuta çözüm bulmak yerine, baskı ve şiddeti artıran, şiddeti tek çözüm yolu olarak dayatan yaklaşım, korucuları ve devlete yaslanmış aşiretleri daha da cesaretlendirmektedir” denilen açıklamada., vahşetin sorumlusunun, yıllardır bölge’de uygulanan politikaların savunucuları olduğuna dikkat çekildi.
Açıklama şöyle devam etti: “Devletin bölge halkını birbirine düşman etme politikasının gelip dayandığı yer, Bilge köyü cinayetidir. Bu vahşi katliamı aileler arası kavga, aşiret çatışması gibi ifadelerle açıklamak mümkün değildir. Her köyü bir cephaneliğe çeviren, feodal ilişkileri kullanan, aşiretlerin bir bölümünü korucu ordusu haline getirip halka karşı kışkırtan anlayışın gelip vardığı nokta burasıdır.
Mardin’de yaşadığımız, devletin Kürt sorununu demokratik hak ve özgürlükler kapsamında çözmek yerine, bazı aşiretleri silahlandırarak soruna çözüm bulma hesabının ağır faturasıdır. Daha önce buna benzer, ancak daha az kayıpla atlatılan yüzlerce olay yaşandı. Gerekli tedbirler alınmaz ise bu katliamlar daha da artacaktır. Koruculuk sistemi kaldırılmalı, korucuların elindeki tüm silahlar toplanmalı, halka karşı suç işlemiş korucular cezalandırılmalıdır.”(İSTANBUL)

DEVLET SUÇLARI GÖRMEZDEN GELİRSE...

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, korculuk sisteminin lağvedilmesini istedi.
Erbey yaptığı yazılı açıklamada, olay “töre”ye bağlanarak, yıllardan beridir bölgede terör estiren korucuların arka plana atılmaya çalışıldığına dikkat çekti. “İnsanların eline silah verirseniz, sonucunu da düşünmeniz gerekiyor” diyen Erbey, devletin korucuların işledikleri suçları görmezden geldiğini vurguladı. Erbey, “Korucular Kürt sorununun çözümü önünde, köye geri dönüşler önünde, kan davalarının artarak devam etmesinde ciddi bir sorun olarak durmaktadır” dedi.
ŞİDDET KANIKSANDI
Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar da şunları dile getirdi: “Bu olayı kız davası ya da rant kavgasıyla açıklayamayız. Bu tam bir vahşettir. Şiddetin sarmaladığı toplum, sorunlarını bu yöntemlerle çözüyor. Ölümün olduğu yerde hukuk asla olmaz. Bir insanın yaşam hakkını elinden alırsanız, hiçbir çözümden bahsedemezsiniz.
25 yıldır bölgede şiddet yaşanıyor. 60 bin insan koruculuk adı altında silahlandırıldı. Bu insanların eğitim, sosyal, ruhsal durumlarına bakılmadı. Şiddet ve öldürme kanıksandı. Bölgede yaşananlar bu tür vakaların nedenidir. Bu olayı ise bir husumet olarak tarif etmek gerçekten zordur. Toplumun içine itildiği şiddet ortamının sorgulanması gerekir. Hiçbir toplumsal değer sisteminde bu vahşeti kaldıracak, açıklayacak bir yan yoktur.” (DİYARBAKIR)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.