Birleşik mücadele için adım atılmalı

Birleşik mücadele için adım atılmalı

EMEK Partisi (EMEP) Genel Merkezi, yaptığı açıklama ile 1 Mayıs’ı değerlendirdi. Buna göre dünya ve Türkiye’de 1 Mayıs, kitlesel ve yaygın kutlandı. Ancak Türkiye’de, başta Taksim tartışmaları olmak üzere konfederasyon ve sendikaların bölücü bir çizgi izlemesi, katılımı ve birliği engelledi.


Emek Partisi (EMEP) Genel Merkezi, 1 Mayıs değerlendirmesini kamuoyuna açıkladı. Türkiye’de ve dünyada gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamalarında işçi sınıfının ve emekçilerin birliğinin kazandığı tespitinin yapıldığı açıklamada, bu süreçte emekçileri bölen bir çizgi izleyenler ise sert bir dille eleştirildi. Türkiye geneline bakıldığında emekçilerin bu çizgiye prim vermediğine dikkat çekilen açıklamada, “Bu durum, sermayenin saldırılarının ancak topyekün bir mücadeleyle püskürtülebileceği fikrinin tabandaki emekçiler arasında benimsendiğini göstermiştir” dendi.
Dünyada ve Türkiye’de gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamalarında işçi sınıfı ve emekçilerin krizin faturasını ödemek istemediklerini ilan ettikleri bir gün olduğu ifade edilen açıklamada, kitleselliğin ve yaygınlığın öne çıktığı kutlamalarda sendikal mücadelenin hem dönemsel zayıflıklarının, hem de ilerleme ve güçlenme olanaklarının açığa çıktığına dikkat çekildi.
EN YAYGIN VE
KİTLESEL 1 MAYIS
“2009 1 Mayıs’ında dünya ve ülkemiz son yılların en yaygın ve kitlesel 1 Mayıs kutlamalarına sahne olmuştur. Bu tablonun yaşanmasında, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasının en şiddetli krizini yaşayan kapitalist sistemin devletler ve hükümetler eliyle yönlendirilen işten atma, ücret düşürme, ücretsiz izin ve esnek çalışmanın envai çeşit uygulanması gibi saldırılarının, işçi sınıfının ana gövdesini oluşturan kesimlere yönelmesinin rolü büyük olmuştur” denilen açıklamada, Fransa başta olmak üzere pek çok ülkede, sendikalar ve konfederasyonların aralarındaki rekabeti bir tarafa bırakarak sermayenin saldırılarına karşı 1 Mayıs’ı ilk kez ortak kutladığı belirtildi. Açıklamada, taleplerin bu kadar ortaklaşmasının işçi sınıfı hareketinin enternasyonal karakterini ortaya çıkardığı ifade edildi.
Türkiye’de 100 noktada yapılan kutlamalara 300 bini aşkın işçi ve emekçinin katıldığı bilgisinin verildiği açıklamada, “Kutlamaların öne çıkan bir özelliği de, Kürt işçi ve emekçilerinin bu yılki 1 Mayıs kutlamalarına yaygın ve kitlesel olarak katılmaları ve sahiplenmeleri olmuştur. Kürt işçi ve emekçileri, sınıf kardeşleri ile birlikte 1 Mayıs’ta ekonomik ve demokratik taleplerini dile getirmişlerdir. Bu tablo, Türk ve Kürt işçi ve emekçilerin ortak mücadelesinin geleceği açısından güç ve umut vericidir” dendi.
BÖLÜCÜ ÇİZGİYE
PRİM VERİLMEDİ
Dünyadaki eğilimin aksine, Türkiye’de konfederasyonlar ve sendikaların işçi ve emekçilerin birliğini gözeten değil tersine, “bölücü” bir çizgi izlemelerinin katılımın mevcut düzeylerde kalmasına sebep olduğuna dikkat çekilen açıklamada şöyle devam edildi: “Öyle ki kimi konfederasyonlar, ‘Taksimcilik’ temelli bir bölünmeyi İstanbul’la sınırlamayıp işi diğer illerde kendilerine bağlı sendika şubelerine ortak kutlamalardan uzak durmaları yönünde yazılı talimatlar göndermeye kadar vardırmışlardır. Bu olumsuzluklara karşın sevindirici olan şudur ki; işçiler, emekçiler ve emek hareketine karşı sorumluluk duyan sendikacılar, konfederasyon ve sendika genel merkezlerinin emekçilerin birliğini ve çıkarlarını gözetmeyen, tabanın iradesini hiç dikkate almayan ‘tepeden dayatmacı’ öznel yaklaşımlarına prim vermeyerek, İstanbul ve ülkenin birkaç noktası dışında her yerde ortak kutlamalar örgütlemişlerdir. Bu durum, sermayenin saldırılarının ancak topyekün bir mücadeleyle püskürtülebileceği fikrinin tabandaki emekçiler arasında benimsendiğini göstermiştir.”
BİRLEŞİK MÜCADELE ÖRÜLMELİ
Açıklamada, birlikten yana bu tutumun EMEP’in 1 Mayıs taktiğinin işçi sınıfı ve emekçiler tarafından sahiplenildiğini gösterdiği, işçi ve sendikal hareketin yürümesi gereken yolu bir kez daha ortaya koyduğu ifade edildi.
Konfederasyon ve sendika merkez yönetimlerine sınıf hareketine kendi bulundukları mevziden değil, tabanın bu eğilimine uygun bir mevziden bakarak birleşik bir mücadele hattını örecek adımları hızla atmaları çağrısında bulunulan açıklamada, “Partimiz bu gerçeklerden hareketle, bütün birikimi ve mücadele araçlarını, işçi sınıfı ve sendikal mücadelenin hizmetine sunmaya devam edecektir” dendi. (İstanbul/EVRENSEL)

İŞÇİLERİN BİRLİĞİNİ SAĞLAMAYAN, TALEPLERİNİ GÖZETMEYEN BİR PLATFORM, İŞÇİ SINIFI ADINA SAVUNULAMAZ
EMEP’in açıklamasında, Taksim tartışmalarına da yer verildi. Açıklamada, “Taksimcilik çizgisinde ısrar, içinde bulunduğumuz anda da sınıfın birliğinin sağlanmasının önündeki en temel engellerden biri durumundadır. Bilmeliyiz ki, ‘Taksimcilik’ etrafında bugün süren tartışma, işçi sınıfı ve emekçiler açısından basitçe bir ‘Taksim’e çıkıldı, çıkılmadı’, ‘Sayı makuldü, değildi’ sorununun ötesinde; işçi sınıfıyla, sınıf dışılık arasında yaşanan ideolojik bir sorundur” dendi.
1 Mayıs’in işçi ve emekçilerin en acil ekonomik, sosyal ve siyasal taleplerinin etrafında en geniş birliğini sağladığı bir gün olarak kutlandığı ölçüde temsil ettiği değerlere hem tarihsel, hem de güncel anlamda denk düşeceği ifade edilen açıklamada şöyle devam edildi: “1 Mayıs’ta işçilerin birliğini sağlamayan, taleplerini gözetmeyen bir platform ne gerekçelere dayandırılırsa dayandırılsın, işçi sınıfı adına savunulamaz. ‘Taksimcilik’ yapanların ısrarla görmek istemediği gerçek budur.”
TAKSİM’DE KUTLAMA İŞÇİ SINIFININ
HAKKIDIR
1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamanın Türkiye işçi sınıfı için bir istek olmaktan öte hak olduğuna dikkat çekilen açıklamada, sermaye hükümetlerinin ve devletin bu noktadaki baskı ve yasaklamalarını, işçi ve emekçilerin kendi güçleriyle boşa çıkardıkları, el birliğiyle, talepleriyle kendi platformlarını egemen kıldıkları gün Taksim’de gerçek bir işçi 1 Mayıs’ı kutlanmış olacağı vurgulandı. Açıklamada, “2009 1 Mayıs’ında Taksim’de yaşananların bu durumla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Günün görevlerinden uzaklaşarak, geçmişin sembollerini ve kendi duygularını öne sürenlerin ortaya koyduğu öznelci tutum ve anlayış, savruldukları sınıf dışı konumun tipik bir göstergesidir” dendi.
‘VALİ VE EMNİYET
MÜDÜRÜ İSTİFA!’
Taksim’de yaşananların gösterdiği bir diğer gerçeğin ise hükümetin ve onun temsilcileri olan vali ve emniyet müdürünün, İstanbul’u polis terörü ile yönetmeyi marifet saymaları olduğu kaydedilen açıklamada, “1 Mayıs günü Taksim çevresinde estirilen polis terörü, demokrasiden yana olan hiçbir kişi ve kurum tarafından kabul edilemez ve haklı gösterilemez. Bu uygulamaların sorumlusu olan İstanbul valisi ve emniyet müdürü derhal istifa etmelidir” dendi.
www.evrensel.net