Egeli kadınların filmi: ‘Lilit’in Kızkardeşleri’

Egeli kadınların filmi: ‘Lilit’in Kızkardeşleri’

Muğla köylerinde çobanlık, balıkçılık, tarım işçiliği yapan kadınların konu edildiği belgesel, adını Lilit’ten alıyor.



PERŞEMBE belgesellerinde bu hafta sıra, Ege’deki emekçi kadınların öyküsünü anlatan “Lilit’in Kızkardeşleri”ndeydi. Arkasından gerçekleşen Yıldız Cıbıroğlu söyleşisinde, kadının bu topraklardaki tarihi konuşuldu.
Her perşembe akşamı saat 18.00 ve 19.00’da Belgesel Sinemacılar Birliği’nin katkılarıyla Karaköy’de bulunan Osmanlı Bankası Müzesi’nde gerçekleşen belgesel gösterimleri kapsamında, yönetmenliğini Emel Çelebi’nin üstlendiği “Lilit’in Kızkardeşleri” isimli belgesel, katılımcılar ile buluştu. Belgesel gösteriminin ardından “Kadının Yazısız Tarihi” ve “Kadın Saçı, Büyü ve Türban” gibi çalışmaları ile tanınan tarihçi ve yazar Yıldız Cıbıroğlu katılımcılarla bir söyleşi gerçekleştirdi.
Özellikle Ege bölgesi’nin Muğla civarındaki köylerde yaşayan, hayatlarını kendi ürünlerini başka insanlara muhtaç olmadan çobanlık, balıkçılık, tarım işçiliği gibi alanlarda üreterek ve çalışarak yaşamını sürdüren kadınların konu edildiği belgesel, adını Lilit’ten alıyor. Lilit, Sümer mitolojisinde bereketi ve yenilenmeyi temsil eden, Yahudi mitolojisinde ise tanrı tarafından Havva’dan Adem’in ilk eşi olarak yaratılan ancak daha sonra lanetlenen ve kötülüğün bir simgesi haline dönüşen bir varlık. Yıldız Cıbıroğlu, katılımcılara yaptığı sunum boyunca toplumların oluşum sürecinin ilk döneminde üretimi ve toplumun yaratıcılığını sağlayan temel unsurun kadınlar olduğunu vurguladı. Bu nedenle o dönemlerde toplumların bereket ve yenilenmeyi temsil eden tanrıları dişil figürlerden oluşuyor, zaman içinde ise medeniyetlerde toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesi ile birlikte totemler ve çeşitli simgelerde yer alan unsurlar gitgide erilleşiyor. Bu aşamaya örnek olarak Lilit simgesinin incelenebileceğini belirten Cıbıroğlu, Gılgameş Destanı’nda geçmiş zamanların toplumsal yapısını simgeleyen tanrıça olan Lilit ile yeni toplumsal düzeni temsil eden tanrıça İnanna arasındaki çelişki ve rekabetin bu toplumsal değişimi üstü kapalı anlattığını ifade etti. Bu değişimin ve bu değişim öncesi döneme ait simgelerin daha sonraki yüzyıllara ait eserleri yaratan insanlar tarafından farkında olunmadan yansıtıldığını söyleyen tarihçi, gerek geleneksel Türk gölge oyununda gerek Selimiye Camisi’nde bulunan çinilerde, gerekse hemen hemen tüm toplumlarda yer etmiş hayat ağacı simgelerinde bu örneklerin görülebileceğini belirtti. (İSTANBUL)
Uğur Halil Karakullukcu
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.