YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

  • Bir yolcu gördüm,Uzun yoldan gelmişti, yalnızdı. Yorgun ama huzurlu görünüyordu. Hiç konuşmuyor, kimseye yaklaşmıyor, ahbaplık etmeye çalışanlara pek yüz vermiyordu. Birlikte kaldığımız küçük misafirhanenin avlusundaki sohbetleri hiç kaçırmadığı halde, daima kalabalığın dışında ve belli bir mesafede durmaya dikkat ediyordu. Herkes yolculuklarını anlatırken o can kulağıyla dinleyerek katılıyordu meclislere.


    Bir yolcu gördüm,
    Uzun yoldan gelmişti, yalnızdı. Yorgun ama huzurlu görünüyordu. Hiç konuşmuyor, kimseye yaklaşmıyor, ahbaplık etmeye çalışanlara pek yüz vermiyordu. Birlikte kaldığımız küçük misafirhanenin avlusundaki sohbetleri hiç kaçırmadığı halde, daima kalabalığın dışında ve belli bir mesafede durmaya dikkat ediyordu. Herkes yolculuklarını anlatırken o can kulağıyla dinleyerek katılıyordu meclislere.
    Sürekli dinleyen ve hiç konuşmadığı halde her lafla ilgilenen bu yolcu, doğrusu tuhaf görünmüştü hepimize.
    Günlerce kaldı konakladığımız yerde. Birbirimize alıştık.
    Ayrılacağımız gün yaklaşırken hazırlıklara başladık, o da hummalı bir faaliyete girişti. Gidecekti belli ki.
    “Nereye gideceksin” diye sordum, cevap vermesini hiç beklemiyordum ama konuştu:
    “Ben yollarda gitmem” dedi; “yolları yürüyen bedenimdir. Ben ise anılarımın içinde gezinirim.”
    “Nasıl?” dedim, güldü. Şimdiye kadar anlamadığıma şaşırmıştı.
    “Yollardayken gözlerimin gördüğü her görüntü, burnumun aldığı her koku, kulaklarımın duyduğu her ses, dilimin tattığı her lezzet, ellerimin dokunduğu her nesne eski yolculuklarımı hatırlatır, başka yolculuklara çıkarır beni. Eskiden yürüdüğüm yollar o zaman açılır bana ve asıl o zaman yaşarım önceden geçtiğim yolları.”
    Doğrusu şaşırmıştım;
    “Yani yolculuk yaparken, yürüdüğün yolu değil, önceden geçtiğin yolları mı yaşarsın sen” diye sordum.
    “Evet” dedi çok doğalmış gibi; “her yol, önceki yolculuklarıma açılan birer kapıdır benim için, bir bahane.”
    “Peki” dedim; “sen geçtiğin yerleri o sırada hissetmez, karşındaki manzaraları o sırada seyretmez, rastladığın olayları o sırada görmez, tanıştığın insanları o sırada dinlemez, yaşadığın anları hiç fark etmez misin yani? Nasıl yolcusun sen?” Öfkeli çıkmıştı sesim.
    Tıpkı günlerdir avludaki seyyahların birbirine anlattığı yolculuk hikayelerini dinlerken yaptığı gibi içine kapandı yine.
    O zaman anladım ki, anında yaşadığı yolculuklar, başkaları kendi yolculuklarını anlatırken dinledikleriydi sadece.
    ÖZCANYURDALAN
    www.evrensel.net