İlk sonuçlar

İlk sonuçlar

Sendikalar toplumsal sorunlar karşısında, krizden doğrudan etkilenenlerin bir arada mücadele etmesini sağlamalıdırlar.


Bilindiği gibi Marx, kapitalist üretim tarzının doğası gereği her zaman krizlerle karşılaşacağını, sermaye birikiminin canlı dönemini mutlaka krizlerin izleyeceğini ortaya koymuştu. Bundan sonra artık Marx’ın bu konuda haklı mı haksız mı olduğunu tartışmak bile anlamsız elbette.
İki yıla yakın bir süredir tüm dünyada yaşanan ekonomik krizin etkisini artırmasının ve hatta giderek depresyon eğilimine girme eğilimleri göstermesinin ilk sonuçlarının emek üzerinde görüldüğü bilinen bir gerçektir. Tıpkı tüm kriz dönemlerinde olduğu gibi. Öncelikle kriz devam ettiği sürece işsizlik ve enflasyon oranları yükselecek, buna bağlı olarak emekçilerin çalışma koşulları daha da ağırlaştırılacaktır. ‘80’li yıllardan itibaren uygulanan emeğin değersizleştirilmesi politikalarının krizle birlikte daha baskıcı biçimlere bürüneceğini düşünmek yanlış olmayacaktır. Aynı zamanda sermaye, işçi ve emekçilerin bu türden politikalara karşılık olarak geliştireceği tepkilerini de bastırma yoluna gidecek, sendikaların köşeye sıkıştırılması fırsatına da sahip olacaktır. Krizin etkileyeceği bir diğer eğilim, sermayenin değersizleşmesi olacaktır. Yani kâr oranının krize son verecek biçimde yeniden yükselmesi, üretkenliğin artışını, bu ise üretken olmayan sermayelerin bütünüyle ayıklanmasını gerektirir. Yani bazı şirketler bütünüyle çökmeli, bazı üretim araçları üretim aracı olmaktan çıkmalı, tasfiye edilmeli, sermayenin yepyeni temellerde harekete geçmesi için bir bakıma yeni bir sayfa açılmalıdır. Bu üretim araçlarının değersizleşmesi anlamına gelir. Dolayısıyla sonuç, daha fazla işsizlik ve daha fazla yoksullaşmadan başka bir şey olamayacaktır.
Diğer taraftan bütün bu süreç, ister istemez toplumsal sorunlara da neden olacaktır. Bunun en güzel örnekleri, artan intihar ve suç oranlarında görülebilir. Tıpkı Durkheim’ın zamanında “anomi” (kuralsızlık) adını verdiği durumun, yani hızlı değişim dönemlerinde var olan kuralların etkisini yitirmesi durumunun ortaya çıkması gibi. Dolayısıyla ileriki dönemlerde intihar olaylarının, suç girişimlerinin (son dönemde sıkça yaşanan banka soygunları olaylarında olduğu gibi), olmadı mafya tipi örgütlenmelerin artışının şaşırtıcı olmayacağı söylenebilir.
Bütün bunlar bir arada düşünüldüğünde, sendikalara önemli bir iş düştüğünü söylemeden geçemeyiz. Bu ise başka şeylerin yanında, krizden doğrudan doğruya etkilenenlerin bir arada mücadele etmesini sağlamaktan başka bir şey değildir.
MUSTAFA COŞKUN - AÜ, DTCF Öğretim Üyesi
www.evrensel.net