HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

  • Şu “One Minute (van minüt)” başımıza daha ne işler açacak göreceğiz. Tecrübeli politikacı Süleyman Demirel “One minute” olayından sonra en isabetli yorumu yapmış ve aşağı yukarı şöyle demişti.


    Şu “One Minute (van minüt)” başımıza daha ne işler açacak göreceğiz. Tecrübeli politikacı Süleyman Demirel “One minute” olayından sonra en isabetli yorumu yapmış ve aşağı yukarı şöyle demişti.
    - Bi şey olmaz. Bu “van minüt”ün faturasını ileride önümüze koyarlar, biz de kuzu kuzu öder, ödeşiriz.
    Netekim, öyle olmaya başladı.
    Konu, Güneydoğu sınırlarımızdaki mayınların temizlenmesi ve bu toprakların tarıma ve ekonomiye kazandırılması.
    İstek makul. Ancak isteyen, geçmişi peşkeşlerle dolu olan bir zihniyet olunca iki kere düşünülmesi gerekiyor. Amaç toprakları temizletmekse, tamam. Ama amaç toprakları ille de birine temizletmekse bu işin arkasında “One minute” intikamından, yüklü komisyonlara kadar her şeyi aramak mümkün.
    Gelelim temizlik işine.
    Toprağın hemen altında bol miktarda mayın var ve hemen hepsi patlamaya hazır. Teknik olarak mayınlar robotlarla ve elektronik alıcılarla tespit edilecek ve uzmanlar tarafından yerinden çıkartılacak. Bimlerce mayını tek tek bulup çıkartmak az iş değil ama orta yerde ben bu işi yaparım diyen hatta projesini ve fizibilitesini bile hazırlayan kuruluşlar var. Bedeli aşağı yukarı 2-3 milyon dolar.
    Peki hükümet ne istiyor?
    Birileri bu araziyi temizlesin, sonra bu arazi onlara 44 yıllığına kiralansın. Burayı kiralayan hem güney komşumuz Suriye’yi kuzeyinden 44 yıl çevrelesin, hem Fırat’ın akışı üzerinde çöreklensin. Şimdi bu durum “One minute” ün intikamı değil de ne?
    Bu arazinin ille de İsrail tarafından temizlenmesi şart değilmiş. Ama bilinen gerçek şu ki İsrail bu gün bu konudaki en gelişmiş teknolojiye sahip. İş ihale aşamasına gelince, “Ne yapalım en iyi teklifi sadece İsrail verdi” denilip, iş oldu bittiye getirilecek.
    Diğer seçenekler neler. Yıllarca bu mayın tarlasından seke seke geçerek sormadan sınır ticareti yapmış Kilis’lilere sordum.
    Haydar’ın fikri basit.
    - Abi biz eskiden, gözden çıkardığımız eşeği önden salardık. Eşeğin sezgileri kuvvetli, mayına basmaz. Nal izlerine basa basa geçerdik. Yok eğer eşek kaza ile mayına basarsa bir mayın bir eşeğe mal olurdu. Arada biz de mayına basardık ama, mayından ölenlerin sayısı trafik kazasında ölenlerin sayısı yanında devede kulak kalırdı.
    Hayvan ve doğa dostu olduğu belli olan Antep göçmeni Ökkeş atıldı.
    - Abi insaf yahu, yarısına eşek bassa Türkiye’nin eşeği yetmez mayınları patlatmaya. İki ayaklıları da kullanmamız gerekir maazallah.
    Gözlüklerinden mürekkep yalamış olduğu belli Turgut gözlerini kısarak özetledi.
    - Tarlayı lolayalım. Eski köy evlerinin damına çamurla samanı karştırır üzerinden silindir şeklinde ağır taş yürütür, damı düzlerdik. Çelikten lo yapıp iple çekelim. Mayınlar patlasın.
    Haydar güldü.
    - Olmaz arkadaş. İlle de eşek.
    ARİF NACAROĞLU
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.