Her yazar, sendikanın kendisidir

Her yazar, sendikanın kendisidir

Hafta sonunda kongreye gidecek TYS'nin 2. başkanı Mustafa Köz: Üyelerimizin bu sorumluluklarını yerine getireceklerine, sendikalarını zor durumda bırakmayacaklarına ve sorumluluklarına yakışır bir genel kurul yapacağımıza inanıyoruz. Yazarlarımızın ve ülkenin onlarca derdi varken, önümüze atılan dava dosyalarıyla yeniden yeniden zaman yitirmek istemiyoruz.


Refik Sıla Güvenç

PAZAR günü genel kurula gidecek olan Türkiye Yazarlar Sendikası’nda kongre heyecanı yaşanıyor. Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı Mustafa Köz ile genel kurul öncesi sendika olarak nasıl bir kurul beklediklerini, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın dünü ve bugününü ve TYS olarak genel kurul öncesi hedeflerini konuştuk.

TYS yeni bir genel kurula hazırlanıyor, genel kurul öncesinde sendikanızın önündeki zorluklardan söz eder misiniz?
Sendikanın önündeki zorluklar, yalnızca genel kurullarda anımsanan sıkıntılar değil kuşkusuz. Geçenlerde, kuruluşumuzun 35. yılını kutladık. Bugüne hazırlanırken bu otuz küsur yılda sendika ve yazarlar üzerindeki özellikle siyasal baskıların ne denli can yakıcı olduğunu bir kez daha gördük. Kitap yakmalar-toplatmalar, gözaltılar, tutuklamalar, yazarların düşünme ve yaratma özgürlüklerine kısıtlamalar... Ve 12 Eylül’den sonra sendikaya açılan kapatma davası, Barış Davası tutuklamaları...
Bugün de sürüp giden bir kuşatma yok mu yazarlar üzerinde? Yine kitaplar yasaklanıyor, yazarlar yargılanıyor. Yine siyasal ve ekonomik bir baskı var yazarlar üzerinde. Söz gelimi, kültürel etkinlikler için Kültür Bakanlığı’ndan aldığımız katkı, kamu yararı gözetmediğimiz gerekçesiyle, bir yazıyla kesiliverdi. Bu durum da siyasal baskının bir parçası değil mi? Sendika sadece yazarların yıllık aidatlarıyla yaşayan bir yapı haline getirildi. Sendikanın başkaca da akarı yok şimdilik. Bu gelir de üyelerin sendikal-kolektif sorumluluklarına kaldı biraz da. İsteriz ki üyeler bu görevlerini yerine getirsinler. Bizim istememizle değil, sendikanın tüzüğü de böyle söylüyor. Üyelerin bu genel kurulla birlikte bu konuda daha duyarlı olacaklarına inanıyorum. Ekonomik zorluk, önemli bir sıkıntı sendika için. Yönetime kim gelirse gelsin, üyeleriyle birlikte ele alacağı öncelikli sorunlardan biri bu olmalıdır.

Genel kuruldan sonra sendikayı neler bekliyor, TYS’nin nasıl bir sendika olmasını istiyorsunuz?
Sendikanın yedi yüze yakın üyesi var. Her yazar, sendikanın kendisidir. Burası, salt yönetimlerin cefasını yüklendiği bir yer olmamalıdır. Sendika, toplumsal bilincin çok canlı, çok önemli bir ögesidir. Bu heyecanı yönetimle, üyeler paylaşmalıdır. Sıkıntıları da doğal ki... Yönetimler üyelere gittiği kadar, üyeler de sendikaya gelmelidir. Sendikayla genel kurullardan genel kurullara ilişki kurmanın olumsuzluklarını önceki zamanlarda çokça yaşadık. Diğer zamanlarda sendikayla gerekli iletişim kurulmadığı için üyeler iki yılın gerginliğini iki güne sığdırmaya çalışıyorlar. Rahat olmak gerekir oysa. Sendika, yılın her günü düşünce üretmeye açık bir yerdir. Yönetimleri de bu düşünsel alışveriş zenginleştirir.
Yönetim olarak hep böyle düşündük. Paylaşarak çoğalmanın güzelliğine hep inandık. Genel kurul salonlarının koca bir “yakınma kutusu” değil, önerilerle zenginleşecek bir şenlik coşkusuyla, bereketiyle geçmesini isterdik. Dört yılda bir olağan, bir olağanüstü genel kurul yaptık. Bu bereketi ne yazık ki göremedik. Olağanüstü genel kurulu yapmasaydık yeni genel kurulu yapamayacaktık. Sendika, kayyumda olacaktı belki de. Genel kurul için “yeterli sayı” sağlanamadığı için. Olağanüstü genel kurul öncesinde de sonrasında da “yeterli sayı” sorunundan ötürü gereksiz davalarla uğraştık, hâlâ da uğraşıyoruz.
Önümüzdeki genel kurulda da aynı sorunla yüz yüzeyiz. Tüzüğümüze göre, bu hafta sonu yapacağımız genel kurulda da yeterli sayıyı (228 üye) bulmamız gerekiyor. Üyelerimizin bu sorumluluklarını yerine getireceklerine, sendikalarını zor durumda bırakmayacaklarına ve sorumluluklarına yakışır bir genel kurul yapacağımıza inanıyoruz. Yazarlarımızın ve ülkenin onlarca derdi varken, önümüze atılan dava dosyalarıyla yeniden yeniden zaman yitirmek istemiyoruz. Sendikanın öncelikli işleri bizleri bekliyor çünkü. “Yazarlık sigortası”, “ulaşım-sağlık indirimi”, “kültürel üyelik kartı” gibi sosyal-ekonomik haklarımıza ilişkin çalışmalar, genel kuruldan sonraki öncelikli işlerimiz olacak. Doğal ki siyasal ve kültürel çalışmalar kaldığı yerden sürecektir. TYS, ülkenin siyasal gündemine müdahalede her dönemde etkin bir rol almıştır. Bugün de çağdaş, devrimci bir geleneğin sürdürücüsüdür. Edebiyatın toplumsal işlevini de bu kimlikle işlemiştir, işleyecektir. Bu süreklilikte genç yazarların sendikalarıyla daha fazla iletişim kurmaları, bizleri de daha diri kılacaktır. Onlarla oluşturacağımız “çalışma birimleri”, TYS’nin 35 yıllık gençliğine, tazeliğine de yakışacaktır. Bu anlamda her üyeyi genel kuruldan sonra hummalı bir çalışma bekliyor.

Yönetim süreniz boyunca istediklerinizi yapabildiniz mi?
Sendika yalnız İstanbul’da değil; Eskişehir’de, Bursa’da, Ankara’da, İzmir’de, Antakya’da, Antalya’da, Adana’da temsilcileriyle de çalıştı. Temsilcilerimizin özverileri unutulacak gibi değil. Her şeyi bütün bütüne, tastamam yapmak olası mı? Noksanlarımız, kusurlarımız da oldu. Ancak burada yapamadıklarımızı temsilcilerimiz bölgelerinde tamamladılar. Onların yarımlarını da bizler kotardık. Yine de eksiklerimiz bir dolu. Böyle de olmalı. İyi niyetimizden ve emeğimizin doluluğundan kim kuşku duyabilir ki? Kalanları tamamlamak için didiniyoruz. Sözünü ettiğim gibi, üyelerimizin önerilerine kulaklarımızı her zaman açık tutmak istiyoruz. O zaman eksiğimiz gediğimiz kalmayacaktır.

Söz buraya gelmişken TYS’nin toplumla ilişkisinden de söz eder misiniz?
TYS, bir edebiyat emek örgütüdür. Bu yapısına yaraşır eylemleri yapabilmek için toplumsal yaşamla ilişkisini canlı tutmak zorundadır. Yoksa kısa sürede kendine ve toplumuna yabancılaşır. Sendika, bunca yıldır siyasal ve toplumsal yaşamın bir yerindeyse işlevinin bilincindedir. Bu bilinçle diğer demokratik kitle örgütleriyle, diğer yazar örgütleriyle, toplumun tüm dinamik, ilerici damarlarıyla iletişim kurabilmektedir. Sadece kendi toplumuna değil, dünyada olup bitene de bakmalıdır bir yazar örgütü. TYS, dönemimizde ve öncesinde bu duyarlılıktan uzak durmadı. Durması da beklenemezdi. Yeryüzü küçücük bir yer çünkü artık. Dünyanın bir yerinin acısı yazarların da acısı değil mi? Bu algıyla geliştirdik toplumumuzla, dünya halklarıyla ilişkimizi. Her halkı kendi özgürlüğünün ve kendi dilinin sonsuz kılacağını bilerek... Edebiyat da özgürlükle ve dille yapılmıyor mu?
(İstanbul/EVRENSEL)
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.