Kent AŞ’de aileler direniyor

Kent AŞ’de aileler direniyor

Karşıyaka Kent AŞ’de işten çıkarılan temizlik işçilerinin şantiyedeki direnişi bir aya yaklaştı. Her gün eşlerinin yanında olan işçi eşleri ve çocukları da eşleri gibi direniş deneyimini ilk defa yaşıyorlar.


Karşıyaka Kent AŞ’de işten çıkarılan temizlik işçilerinin şantiyedeki direnişi bir aya yaklaştı. Her gün eşlerinin yanında olan işçi eşleri ve çocukları da eşleri gibi direniş deneyimini ilk defa yaşıyorlar. ‘Daha önce hiç gelmemiştik’ dedikleri, eşlerinin çalıştığı şantiyeyi kadınlar da çocuklar da 1 aydır ezber etmişler. Hak ettikleri ücretler ödenmediği için açlığa mahkum edilen aileler çok öfkeli, ancak direnişten geri adım atmamakta da kararlılar. Karşıyaka’nın CHP’li Belediye Başkanı Cevat Durak’ın seçim öncesi verdiği sözlerin arkasında durmadığını belirten kadınlar, “Sosyal belediyecilik bu mu” diye soruyorlar.
NASIL ÇOCUK SEVGİSİ BU?
Eşi 6 yıldır Kent AŞ’de çalışan Saadet Erol, üç çocuk annesi. 1 aydır harçlık veremedikleri için çocukları okula, dershaneye devam edemiyormuş. Evde anne babalar ile birlikte 7 nüfus yaşadıklarını anlatan Erol, “Bize zaten bin TL ücret veriyorlardı, işten çıkardılar ödemedikleri ücretleri de vermediler. Ben o parayla suyumu, elektriğimi, telefonumu veriyorum; 3 tane çocuk okutuyorum, geçimimi sağlıyorum. Eşim işten atılmış, şimdi çalışanımız yok, gelirimiz yok. Biz işimizi istiyoruz” diye konuştu.
Cevat Durak’ın seçimlerden önce “Bayraklı bölünse bile ekmeğinizden olmayacaksınız” dediğini hatırlatan Erol, “Çünkü siz sendikalısınız size bir şey olmayacak, dedi. Biz de belediye başkanını desteledik. Çoluk çocuk oradan ekmek yiyorduk. Yoksa CHP’yi desteklemeyenler vardı aramızda” dedi. Şantiyede asılı olan ve Cevat Durak’ın bir çocukla çektirdiği fotoğrafı gösteren ve başkanın seçimlerde sık sık çocuk sevgisinden bahsettiğini söyleyen Erol, şöyle devam etti: “Nasıl bir sevgi ise kendi cebini doldurup bizim çocuklarımızı aç bırakıyor. 300 insanı işsiz bırakanlar ancak çoluk çocuğun, işçilerin, ailelerin düşmanıdır.” Erol, “İşçilerin vebali boynunda kalmayacak, başkanı bu koltuğa nasıl oturttuysak öyle de indirmesini biliriz” diye sözlerini tamamladı.
SOSYAL BELEDİYECİLİK DEĞİL SOSYAL CİNAYET
12 yıldır Kent AŞ çalışanı olan eşinin bu yaştan sonra nerede iş bulacağını, nasıl geçineceklerini bilemediğini söyleyen Selma Doğan ise başkanın kendilerini ölüme terk ettiğini düşündüklerini dile getirdi. Okuyan üç çocuğunu da 24 gündür okula gönderemediğini söyleyen Doğan, “Biz işimizi geri istiyoruz; sadaka değil sendikamızla, haklarımızla işimizi istiyoruz” diye konuştu.
Doğan, “sosyal belediyecilik” diye diye resmen sosyal bir cinayet işlendiğine, seçim öncesizde işçileri oy için yemeğe götüren başkanın şimdi kuru lokmaya muhtaç ettiğine de dikkat çekti. Doğan, “Eşimin işi için vaatlerine kandık ve oylarımızı verdik. Resmen kendi silahımızı ellerine kendimiz verdik. Madem bir bölünme söz konusuydu neden bu seçimlerden önce yapılmadı, neden hak iddia edilmedi? Hadi bunu kabul etsek, eğer işçi fazlaysa neden ALTAŞ adlı taşeron firmaya işçi alınıyor? Bizler sadece emeğimizin, ekmeğimizin peşindeyiz” diye konuştu.
Anneleri ile görüştükten sonra işçilerin yaşları 5 ile 8 arasındaki çocukları ile konuşuyoruz. Onların hepsinin dilinden aynı sözler dökülüyor: “Biz gece gündüz burada babalarımızla yatıp kalkıyoruz. Eğitimimiz için geleceğimiz için babalarımızın işini geri istiyoruz” diyorlar. (İzmir/EVRENSEL)

HİÇ Mİ VİCDAN YOK?
Eşi 11 yıldır Kent AŞ’de çalışan Selma Durmaz, “Karşılığı bu olmamalıydı” diyor. Her gün sabah 06.00’da mesaiye gelir gibi gelip geç vakte kadar eşinin yanında kaldığını anlatan Durmaz, “Bir kalemde sildiler. Bu ay çocuğumun bezini sütünü kayınvalidem aldı. Başkan bu halimizi görmüyor mu? Hiç mi vicdanı yok? Çıkıp bir açıklama yapamıyor. Benim çocuğumun parkta oynaması gerekirken burada top oynuyor” dedi. Son nefeslerine kadar haklarını savunacaklarını ifade eden Durmaz, “İşimizi geri alana kadar direneceğiz” dedi. Durmaz, kimi basın kuruluşlarının işçilerin ücretlerini yükseltmek için eylem yaptığı yönündeki haberlerine tepkili: “Komşularımız maaşınız iyi, ne işiniz var her gün orada, diyorlar. Bugün bana ise yarın onlara, bu düzen böyle dönüyor. Halkımızdan destek bekliyoruz. Sesimizi duysunlar, kulaktan dolma sözlere inanmasınlar. Bizi ziyaret etsinler , halimizi görerek anlayabilirler ancak.”

BU EKMEK SAVAŞI HEPİMİZİN
Eşi 10 yıllık Kent AŞ işçisi olan Nihal Timur da çocukları için kaygılı.
Okul parasını ödeyemediği için oğlunu okula almadıklarını anlatıyor. Parasız yerde her türlü sıkıntı ve huzursuzluğun olacağını belirten Timur, şunları anlattı: “Huzursuzluk da orada sağlıksızlık da orada, yani ne ararsanız orada var. Ben geçen gün şantiyeden eve dönerken çocuk yarım kilo erik için ağladı, ben de onunla birlikte ağladım. Bu durumda babaya bir şey de söyleyemiyorsun. Çünkü onun elinden gelen bir şey yok.
Geçen gün beni öğretmeni çağırdı; ‘Bu çocuğun psikolojisi 1 aydır altüst olmuş, bir an önce bunun önlemini al’ dedi. Ama elimden hiçbir şey gelmiyor. Diğer çocuğum hasta ama hastaneye götürüp de ilacını alamıyorum.
Hastanede fiş para, oraya gidecek otobüse binmek para. Eşlerimize sakin davranıp alttan alıp destek çıkmalıyız. Çünkü, bu ekmek savaşı hepimizin savaşı. Bu mücadele hepimizin mücadelesi ve inşallah kazanacağız.”

BEBEĞİME ARTIK SÜT YERİNE ÇAY VERİYORUM
Halime Kaya da bebeği için endişeleniyor; “Emeğimizi, ekmeğimizi neden elimizde aldılar” diye soruyor. Eşi 12 yıllık Kent AŞ işçisi olan Kaya, “Günlerdir bebeğime süt yerine çay veriyorum, bu bir anne için ne demektir? Diğer çocuğum 10 gündür okula gidemiyor. Cebine harçlık koyamıyorum. Kirayı ödeyemiyoruz. Biz bunun çözülmesini ve çıkartılanların işe geri alınmasını istiyoruz, aslında çocuklarımızın geleceğini geri istiyoruz” diye konuştu.

Ayşen Güven / Dilek Turtat / Eda Aktaş
www.evrensel.net