UZUN MESAFE

UZUN MESAFE

  • Yanımda sigara içenlere kendi adıma bugüne değin hiç uyarıda bulunduğumu hatırlamıyorum. Nedeni, sigara içmeyenlerin çaresizliği olabilir.


    Yanımda sigara içenlere kendi adıma bugüne değin hiç uyarıda bulunduğumu hatırlamıyorum. Nedeni, sigara içmeyenlerin çaresizliği olabilir. Ama “dumansız hava sahası” olarak adlandırılan kademeli yasak süreci ile birlikte sigarasız bir topluma dair umudum arttı.
    Daha önceki yazılarımdan birisinde “yoksa sigara kimyasal bir silah mı?” başlığını kullandığımda okuyan hekim arkadaşlarımın mahcup olduklarını hissettim.
    Gerçekten de şeker hastalığı, kalp veya beyin hastalığı gibi damar tutulumu ile giden birçok hastalıkta kişi kendisi içmese de çevresinde sürekli sigara içenlerin bulunması, hastalığın seyrini ağırlaştırarak kimi zaman ayak kesilmesine kadar varan komplikasyonları kolaylaştırabiliyor. Eğer bizim sigara alışkanlığımız bir başkasında organ hasarı yapıyorsa, etkeni ‘silah’ olarak nitelemekten çekinmemek gerekiyor.
    Nasıl silah sektörü için insan yaşamı değersizleşmişse sigara sektörü için de benzer ifadeler kullanılabilir. Tam da bu noktada 19 temmuz’da başlayacak sigara yasağının önemi artıyor.
    Evet, yaklaşık iki ay sonra lokanta, kahvehane, birahane, kafeterya gibi mekanlarda sigara içme yasağı başlıyor.
    Sigara yasağının hayata geçtiği diğer ülkelerde olduğu gibi bizde de sigara sektörü atağa geçmiş durumda. Bu lobicilik faaliyetleri karşımıza bin bir kılıkta çıkabiliyor. Kimi zaman tiryakiler, kimi zaman sigara satan küçük esnaf ve tabii ki şimdilerde sigara yasağının başlayacağı mekan işletmecileri mağdur olacakları yönünde toplumu etkilemeye yönlendirilebiliyorlar.
    Aslında bu yasak süreci özellikle emekten yana olanlar adına bir turnusole benziyor. Bir tarafta sigara tekelleri ve sigara içilen mekanların patronlarının kâr hesapları, öte taraftan bu işletmelerde çalışan emekçiler ve koca bir halkın sağlığı!
    Evet, TTB geçen hafta yaptığı bir basın açıklaması ile sigara içilen mekanlarda çalışanların kendilerinin sigara içmelerinden bağımsız olarak en az 8-10 saat birçok kişinin daha dumanına maruz kalmakla yüksek sağlık riski taşıdıklarını hatırlattı. Yine mevcut işçi sağlığı ve güvenliği yasalarının “çalışanların toksik gazlara maruz bırakılmasının yasaklandığını” hatırlatan hekim meslek örgütümüz, şu sözleri ile bizleri adeta kişisel duruşlarımız ile yüzleşmeye davet ediyor: “İşletme kârlılığı öne sürülerek insanları hastalık ve ölüme sürüklemek kabul edilemez ve yasal yaptırım gerektirir.”
    Evet, yüzleşme ve karar verme zamanı! An, bizim bir gelecek vaadimiz var diyen tüm emek dostlarının sigara bırakma zamanıdır diye düşünenlerdenim. Siz ne dersiniz?
    SİGARA VE HAVALANDIRMA SİSTEMLERİ
    Giderek adeta klimalı toplum oluyoruz. Aldığımız klimaların fonksiyonları ve olası risklerinden ise pek haberdar olduğumuz söylenemez. Son günlerde sigara yasağının başlamasına yaklaşık iki ay kalmışken, sigara içilen işletme sahipleri klimaları ile yetkilileri ikna etmenin peşindeler. TTB ise yaptığı basın açıklamasında, ‘havalandırma sistemleri tütün dumanını temizlemez’ başlığı ile şu uyarılarda bulunuyor:
    “-Havalandırma sistemleri tütün dumanını temizlemez.
    - Dünyada bugün bilimsel olarak geçerli hiçbir teknoloji tütün dumanını salındığı ortamdan temizleyememektedir.
    - Yukarıdaki gerçeğe rağmen tütün dumanı içilen yerlerin ayrılması ve havalandırma takılmasından bahsedilmektedir. Bu havalandırma sistemleri hem işe yaramayacak, hem de işletmelere ek elektrik masrafı getirecektir.
    - Sigara firmalarının işletmelere havalandırma sistemleri taktıracağının beyan edilmesi, kanunu engellemek için yanıltıcı kampanyaların arkasında sigara endüstrisi olduğunu bir kez daha göstermektedir.
    - 2004 yılında imzaladığı Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi gereği havalandırma sistemi koyarak sigara içilen yer ayırmak uygun değildir.”
    Dün itibariyle Sağlık Bakanlığı’ndan da sigara yasağının ertelenmeyeceğine dair yapılan açıklama olumlu bir gelişmedir. Sigarasız bir ülke ve dünya adına emeği geçen başta Sağlık Bakanlığı ve TTB olmak üzere tüm kurum ve kişilere sonsuz teşekkürler!
    ‘NE YAPMALIYIZ’A
    DAVET
    Ülke sağlık ortamı yine hareketli günler yaşıyor. Bir taraftan “Tam Gün” yasa tasarısı, diğer yandan “Kamu Hastane Birlikleri” yasa taslağı gündemde iken üniversite öğretim üyelerine yönelik rotasyonlar gündemi hızlandırdı.
    Sessiz sedasız eğitim hastanelerine dönüştürülen Anadolu’daki hizmet hastaneleri, buralara yasalara aykırı atanagelen yeni şefler, öğrenci kapasiteleri artırılmaya çalışılan altyapısız tıp fakülteleri!..
    Dahası var ama sizleri sıkmak istemedim. Tüm bu sancılı sürece karşı hekim ve diğer sağlık çalışanları örgütlülükleri ile kamuoyu yaratmaya çalışıyorlar. Bu etkinliklerden birisi de 12 Haziran Cuma günü tüm ülkeden katılımla TTB’nin ev sahipliğinde Ankara’da yapılacak olan forum. “Hükümet, YÖK ve Tıp Fakülteleri: Güncel Gelişmeler ve Ne Yapmalıyız” başlıklı foruma, özellikle hekimlerin yoğun katılımı önemli. Şimdiden duyurmak istedim.
    Sağlıcakla kalın!
    DR.ZEKİ GÜL
    www.evrensel.net