YÖNETMENİN GÖR DEDİĞİ

YÖNETMENİN GÖR DEDİĞİ

Körlük Orijinal adı: BlindnessYönetmen: Fernando MeirellesOyuncular: Julianne Moore, Mark Ruffalo, Danny Glover, Gael Garcia Bernal


Bir romanı sinemaya uyarlamak, zaten romanda anlatılanın aynısını perdede anlatmak anlamına gelmez. Elbette farklı iki yapıt arasında fark olur ama fark var, fark var.
Fernando Meirelles’in yönettiği “Körlük”, Portekizli Nobelli Yazar Jose Saramago’nun aynı adlı ünlü romanından uyarlama. Birden başlayan, bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan körlüğün hikayesi, roman gibi filmin de konusu. Önce ne olduğunu anlamaya çalışan körleşenlerin, karantinada başlarına gelenler, birbirleriyle ilişkiler hikayenin merkezinde. Filmde çok bariz bir eksiklik var. Körlük denen olayın neden ortaya çıktığından başlayarak, olay örgüsü bakımından neden ortaya çıkmasından söz etmiyoruz tabii, neyi simgelediği meselesinden itibaren, neyin neden, nasıl olduğu garip bir belirsizlik deryasına gömülmüş durumda. Filmdeki gibi, beyaz bir belirsizlik...
Romanla karşılaştırmayı ne kadar istemesem de, daha anlaşılır olması için gerekli galiba. Romanda, Saramago, körlüğü bireyci küçük burjuva ahlakının durumuna gönderme yapmak için kullandığını, her fırsatta anlatıyor. Bunu görmek için çok derinlemesine analizler okumanıza, ayrıntılı düşünmenize gerek yok, romanın her okurunun bunu böyle anlaması için yazar elinden geleni yapmış. Bu durumun da, örneğin filmin başındaki araba çalma vakasının “insan doğası” denen naneyle bir ilgisi olmadığını, onunla açıklamanın yersiz olduğunu da vurgulamış.
Filmde ise, bu benzetmenin B’si yok. Şimdi, olmayabilir, romandaki her şey filmde olmak zorunda değil diyebiliriz. Ama bir romanın fikrini bırakıp sadece hikayesini alınca, onunla taban tabana zıt bir uyarlama çıkarmak mümkün ve bu en hafif ifadeyle sinir bozucu. Yazar bunun insan doğası meselesiyle bir ilgisi yok, içinde bulunduğu koşullarda belki kim olsa bir benzerini yapardı demeye çalışıyor. Film, özellikle karantinada yaratılan “Sineklerin Tanrısı” ortamıyla, basbayağı insan doğasının vahşiliği, hayvansılığından başka bir şeyle açıklanmayacak basitlikte bir manzara ortaya koyuyor.
Bu felsefi temeli attığımız zaman, filmde yaşanan hiçbir olayı doğru dürüst anlamlandırmak mümkün değil zaten.
Romanı bıraktık bir kenara, peki. Ama yönetmenin gör dediği ne acaba?
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.