Kürt müziği dünya müziğiyle buluşuyor

Kürt müziği dünya müziğiyle buluşuyor

Ben halkın beğenilerine göre ya da güncel bir şeyler yapmanın gerekli olduğuna inanmıyorum. Gündeme cevap olabilecek işler de yapmalı ama bunun yanı sıra yarını düşünmek zorundayız. Bu işleri yarına taşıyacak, dünyanın diğer kültürleriyle buluşturabilecek kalıcı işler yapmak gerektiğini düşünüyorum.


Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali’nde konser veren sanatçı Mehmet Akbaş, yıllar sonra doğup büyüdüğü topraklarda konser vererek rüyasını gerçeğe dönüştürdüğünü söyledi. Almanya’da yaşayan müzisyen, Kürt müziği ile dünya müziklerini bir araya getiren çalışmalar yapıyor.
Akbaş, profesyonel müzik yaşamına 1998’de Venge Sodıri adlı müzik grubunda başladı. Grupla birlikte, Mezopotamya Kültür Merkezi’nde çalışma yürütüyor ve Zazaca şarkılar söylüyordu. Bu grubun çıkardığı Wayir adlı albümde yer alan sanatçı, 2 yıl Akademi İstanbul’da şan ve opera dersleri aldı. İstanbul’dan Almanya’ya gitti, ancak müzik tutkusundan vazgeçmedi.
Akbaş, orada tanıştığı caz müzisyenleri, klasik müzikle uğraşan profesyonel kişilerle caz, opera, geleneksel ve pop soundlarını birleştirip kendine özgü bir dil yaratmaya çalıştı. Kısa süre içerisinde dilini doğru dürüst bilmediği yabancı bir ülkede çok önemli salonlarda konser vermeye başladı. Şarkıları Alman radyolarında yükselen sanatçıya konserlere ilişkin olumlu eleştiriler yapan Alman basını da ilgisiz kalmadı.
DOĞRU İŞ, YOLUNU
BULUYOR
Akbaş, bu durumu şöyle yorumluyor: “Koşullarım elverdiği ölçüde müzik yapmaya çalıştım. Bizde ne yazık ki lobiler yok. İstediğimiz her yerde çıkamıyoruz. Gerek burada gerekse dünyanın başka yerlerinde olsun ama şuna çok inanıyorum; doğru iş yolunu buluyor.”
Kürt müziğinde bugüne kadar çıkan albümlerin genelde tekdüze ve belirli formatları olduğunu ve yapılan işlerin ne yazık ki sanatın normlarının gerektirdiği durumları yansıtmadığını düşünen Akbaş, sanatın evrensel normlarda yapılması gerektiğini savunuyor.
Bir yorumcu olarak kendi kimliğini yaratmaya çalışan Akbaş, “Buradaki ve Avrupa’nın çeşitli kentlerindeki konserlerde gördüğüm tepki çok olumlu. Ben halkın beğenilerine göre ya da güncel bir şeyler yapmanın gerekli olduğuna inanmıyorum. Gündeme cevap olabilecek işler de yapmalı ama bunun yanı sıra yarını düşünmek zorundayız. Bu işleri yarına taşıyacak, dünyanın diğer kültürleriyle buluşturabilecek kalıcı işler yapmak gerektiğini düşünüyorum. Ben bunun için çabalıyorum, bu da bir şekilde yolunu buluyor” diyor.
SONBAHARDA
ALBÜM ÇIKIYOR
İki yıldan beri albüm çalışması içerisinde olan Akbaş, ağustos ayında son vokal kayıtları için İstanbul’a gelecek.
Electronica ile Kürt müziğinin birleştirildiği yenilikçi ve deneysel bir çalışma olacak albümünden umutlu.
Buna paralel olarak Mezopotamya Aryaları projesine de katkıda bulunan Mehmet Akbaş, bu projeyle dinleyenleri Mezopotamya’da bir yolculuğa çıkarıyor. Bu müzikal yolculukta Kürt müziği, dünyanın başka tınılarıyla buluşuyor. Mezopotamya’nın kadim dillerinden olan Kürtçenin Zazaki, Sorani ve Kurmanci lehçelerinin yanı sıra Fars şarkılarının da yer aldığı projede, Mehmet Akbaş ve arkadaşları, kendi köklerinin izlerini sürerek yaptıkları müzikal keşifleri evrenlerinden damıtarak bizlerle paylaşacak.
Bu projeyle Köln Filarmoni Salonu’nda konser verecek olan sanatçı Akbaş, “Oranın olimpiyası denilen çok önemli bir salon. Böylelikle Kürt müziği Avrupa tarafından da resmen kabul görmüş olacak” diyor. Şimdilerde Köln Müzik Akademisi’nde bir profesörle Mozart’ı ve Schubert’i çalışan Akbaş, “Ama öncelikle bizim kendi köklerimizle bir şeyler yapmamız gerekiyor. Bu daha çok değer buluyor. Çünkü bu sensin. Özgünlük kazandırıyor sana. Kendi topraklarıma ayaklarımı sağlam basarak, oradan beslenerek bir şeyler yansıtmaya çalışıyorum” diyor. (Diyarbakır/DİHA)
www.evrensel.net