ROJEV

ROJEV

  • Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı bölgelere ayrılmış ‘yatırım ve istihdam paketi’, sermayeye işçilerin cebinden çalınmış yeni olanaklar sunarken, sınıfın birliğini parçalamayı amaçlamaktadır.


    Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı bölgelere ayrılmış ‘yatırım ve istihdam paketi’, sermayeye işçilerin cebinden çalınmış yeni olanaklar sunarken, sınıfın birliğini parçalamayı amaçlamaktadır. Erdoğan’ın “krize çare” olarak sunduğu pakette, kurumlar vergisinin yüzde 2’ye indirilmesinden patronların SSK primlerinin 7 yıl boyunca devlet tarafından karşılanmasına ve 5 puanlık faiz desteğinden geçici istihdamla çalışacak işçilerin ücretlerinin İşsizlik Fonu’ndan ödenmesine kadar sermayeye birçok teşvik veriliyor. Öte yandan, son 5 ayda kayıtlı 774 bin işçi işten çıkarılmışken, pakette istihdam adına “stajyer”, “geçici istihdam”, “meslek edindirme eğitimi” adı altında 420 bin kişiye asgari ücretin altında bir ücretle 6 aylık geçici istihdam sağlanması yer alıyor. Bu yönüyle AKP Hükümeti’nin çözüm paketi, kriz gerekçesiyle sermayeye yeni olanaklar sunarken işçilere de kölelik koşullarını dayatmaktadır.
    Daha önce açıklanan paketlerde de sermayenin çıkarları esas alındığı için ‘yeni paket’e bakarak “Hükümet cephesinde yeni bir şey yok” denebilir. Ama işin aslı öyle değil! Yeni paket, 4 bölgeye ayrılmış bir teşvik sistemini öngörüyor. Bu teşvik sisteminde bölgenin 21 ili, sermayeye en fazla desteğin sağlanacağı 4. bölgede yer alıyor. Aslında daha önce de bölge esaslı teşvik sistemi uygulandı ama kriz gerekçesiyle gündeme getirilen bu paket, aynı zamanda farklı bölgelerdeki işçilere farklı çalışma koşulları dayatma anlayışını yansıtması bakımından öncekilerden ayrılıyor. Çünkü patronların SSK primlerinin devlet tarafından ödenmesi ve işçilerin asgari ücretin altında bir ücretle istihdam edilmesinin diğer anlamı, sigortasız ve düşük ücretle çalıştırmaya teşviktir! Üstelik bu teşvik, işçilerin birikimlerinin toplandığı İşsizlik Fonu’ndaki paraların kullanılması ve işçilerin asgari ücretin altında ağır sömürü koşullarında çalıştırılacak olması nedeniyle, işçilerin cebinden sermayeye aktarılan bir teşviktir.
    Hatırlanacağı gibi 2005’te IMF Başkan Yardımcısı Anne Kruger, “Türkiye’de asgari ücret yüksek” açıklamasını yapmış ve hemen ardından AKP Hükümeti tarafından ‘bölgesel asgari ücret’ gündeme getirilmişti. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı iken, “bölgesel asgari ücretin uygulanması halinde Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde yatırımların gözle görülür biçimde artacağı”nı söylemiş ve 22 Temmuz seçimlerinin ardından AKP Hükümeti’nin ‘Sanayi Bakanı’ olduktan sonra da aynı yönde açıklamalarını sürdürmüştü. Yine “bölge çocuğu” olan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de “Asgari ücretin en yüksek olduğu ülkelerden biriyiz” diyerek, bölgesel asgari ücret uygulamasının hükümet tarafından sahiplenildiğini ortaya koymuştu. Son teşvik paketiyle amaçlanan ve gazetemiz yazarı Özgür Müftüoğlu’nun “Bölgenin Türkiye’nin Çin’i haline getirilmesi” olarak tarif ettiği durum, bu uygulamaya zemin hazırlamaktadır. Hükümet ve sermaye, krizin yarattığı koşulları kullanarak asgari ücreti ortadan kaldırıp işçilere düşük ücretli kuralsız çalışmayı dayatma hesabını yapmaktadır. Böylesi bir uygulamanın olası ilk sonucu, ücretlerin düşük olduğu bölgelerden yüksek oldukları bölgeler ‘iç göç’ ve dolayısıyla bölgeler arasındaki eşitsizliğin derinleşmesidir. Bununla birlikte ve daha önemlisi, esnek ücret modeline geçiş, hem bölgesel farklılıklar üzerinden sınıfın birliğinin parçalanmasına, hem de bu bölünmüşlük üzerinden ücretlerin görece daha iyi olduğu bölgelerin baskılanıp daha kötü koşullara razı edilmesine yol açacaktır.
    Özetlemek gerekirse; hükümetin açıkladığı son paket de, bugüne kadar bölgeye yönelik gündeme getirilen onlarca paket gibi işsizlik ve yoksulluğa çare olmaktan uzaktır. Üstelik bu paket, farklı ücret ve çalışma standartları dayatarak sınıfın birliğini tehdit etmektedir. Dolayısıyla saldırı, şu ya da bu bölgedeki işçilere değil; sınıfın bütününe yönelmektedir ve ancak her milliyetten işçi ve emekçilerin birlik ve mücadelesiyle önüne geçilebilir.
    ÇETİN DİYAR
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.