Sağlıkta ‘tam’ kölece çalışma

Sağlıkta ‘tam’ kölece çalışma

Kamuoyunda “Tam gün yasası” olarak bilinen, ancak sağlık alanında birçok düzenlemeyi bir arada getiren “Torba yasa” niteliğindeki tasarı, başta hekimler olmak üzere sağlık emekçilerine köleliği, hastalara da müşteri olmayı zorunlu kılıyor.


Kamuoyunda “Tam gün yasası” olarak bilinen, ancak sağlık alanında birçok düzenlemeyi bir arada getiren “Torba yasa” niteliğindeki tasarı, başta hekimler olmak üzere sağlık emekçilerine köleliği, hastalara da müşteri olmayı zorunlu kılıyor. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeyi bekleyen tasarıya ilişkin sağlık emekçileri mücadele yolunu seçti. Bugün ülkenin dört bir yanında sağlık emekçileri seslerini yükseltip, “Köleliğe hayır” diyecekler.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Basın Yayın Sekreteri Şükran Doğan, bazı sendikalar tarafından “Sağlık emekçilerine müjde” diye duyurulan tasarının aslında tam bir güvencesiz bir çalışma süresi getirdiğini ifade etti.
ADI KAMU, İÇİ ÖZEL
Tasarının yasalaşmasıyla, “Hekimlerin ayağının özel hastanelerden çekileceği” iddiasının doğru olmadığını belirten Doğan, “Aslında bu yasa ile hekimler, adı kamu olan ‘A’ hastanesinin, ‘B’ taşeronuna verilmiş kliniğinde tam gün çalışacaklar. Sözleşmeli çalıştırma esas alınacağından adı kamu, içi özelleştirilmiş hastanelerde, esnek çalışma koşullarında performans üzerinden ücretlendirilen tam gün kölelik hedefleniyor” dedi.


“Bu tasarının yasalaşmasıyla tüm sağlık emekçilerini daha ağır çalışma koşulları bekliyor” diyen tasarının Meclis’te bekleyen Kamu Hastane Birlikleri Pilot Yasa Tasarısı ile birlikte değerlendirildiğinde, hastanelerin tam bir ticarethaneye dönüşeceğini belirtti.
‘DÖNER SERMAYE ARTMAYACAK’
Tasarının “müjde” olarak sunulmasında, ‘döner sermayelerin artacağının’ ileri sürüldüğünü belirten Doğan, “Üst limit yüzde 150. Ama ödemeler yüzde 80-90’ın üzerine çıkmıyor. Eskişehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde günlerce iş bırakma eyleminin ardından ancak 20 puan artırabildikleri halde yine bu limitin çok altında alıyorlar” diye anlattı durumu.
MALİ SİGORTA ZORUNLULUĞU
Doğan, tasarıyla hekimlere mali sigorta zorunluluğu getirildiğinin de altını çizdi. Kamuda çalışan hekimlerin sigorta bedelinin yarısını kendisinin, diğer yarısını kurumunun karşılayacağını belirten Doğan, “Tıbbi kötü uygulamaya piyasacı düzenleme getirilerek bu alanda yeni bir sektör yaratılıyor. Tıbbi hatalar ise sadece hekim kaynaklıymış gibi algılatılıyor. Tıbbi eğitim süreci, eğitimin devamlılığı, personel durumu, çalışma ortamı; koşulları; altyapı sorunları yok sayılıyor” dedi.
Avusturalya’da hekimleri sigortalayan sigorta şirketinin iflas ettiği ve hekimlerin sigorta bedellerini kendilerinin ödemek zorunda kaldıkları örneğini de veren Doğan, hekimlerin riskli ameliyatlara girmekten imtina edebileceklerini söyledi.
‘RADYASYON VİTAMİN DEĞİL’
Radyum ile çalışanların, 25 saat, yani günlük 5 saat olan haftalık çalışma süresinin, 37.5 saate çıkarılmak istendiğini de belirten Doğan, geçmişte bu sürelerin haftada 40-45 saate çıkarılmak istendiğini, buna ilişkin genelgeler çıkarıldığını ancak açılan davalar nedeniyle bunda başarılı olamayan Sağlık Bakanlığı’nın şimdi, 37.5 saat çalışmayı yasaya koymak istediğini anlattı. “Radyasyonun vitamin olmadığını” hatırlatan Doğan, çalışma ortamların büyük bölümünün uluslararası standartlara uymadığı gibi, ruhsatsız birimlerinin bile bulunduğunu söyledi.
ASKERİ HEKİME YOK
Tasarıyla askeri hekimlerin, tamgün uygulamasının dışında bırakıldığını belirten Doğan, ayrıca ücretlerini yükseltmeleri için sağlık hizmeti tazminatı getirildiğini de ifade etti. Askeri hastanelerde de ihtiyaç halinde sivil hastanelerdeki hekimlerin görevlendirilebileceğini belirten Doğan, “Hekimler de ödünç işçi gibi, başka hastanelere gönderilebilecek, yarın hangi hastaneye gönderileceğini bilemeyecek” dedi.
Tasarıyla döner sermayeden fazla para almanın yollarının da gösterildiğini aktaran Doğan, “…Mesai saatleri dışında gelir getirici çalışmalarından doğan katkı…”, “ …Katkı sağladıkları vaka ve iş dolayısıyla…” gibi ifadeleri kullanıldığını, bunların sağlığın ticarileştirilmesinin en açık göstergeleri olduğunu belirtti. (ANKARA)

Performans arttı, sağlık yolda kaldı

TÜRK Tabipleri Birliği’nin (TTB) yaptığı anket, 2004 yılından bu yana sağlık alanında uygulanan performans uygulamalarının, hem hekimleri hem de hastaları olumsuz yönde etkilediğini gözler önüne seriyor. Sağlık Bakanı Recep Akdağ tarafından, “Sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşvik edilmesi” için yürürlüğe sokulduğu belirtilen “Performans Yönergesi”nin uygulanmaya başlanmasının ardından 5 yıl geçti. TTB Etik Kurul tarafından 1469 hekimle yapılan anketin sonuçları, 5 yıl içinde performans artarken, sağlık hizmetlerinin yerinde saydığını ortaya koyuyor.
HİZMET KALİTESİ DÜŞTÜ
Ankete göre performans uygulamaları ile tetkik, yatırılan hasta, yoğun bakıma alınan hasta sayısı arttı. Ancak, hekimlerin hizmetlerin kalitesiyle ilgili verdikleri yanıtlar, madalyonun diğer yüzünü gözler önüne seriyor. Ankete katılan hekimlerin yüzde 60’ı verilen sağlık hizmetinin niteliğinin düştüğünü belirtirken, hekimlerin önemli bir kısmı (yüzde 70) performans uygulamaları sonrası etik olmayan müdahalelerin arttığını düşünüyor. Yine hekimler, uygulama hataları ve komplikasyon sayısında da artış olduğunu belirtiyorlar.
EĞİTİM SÜRESİ KISALDI
Performans kriterleri “Tam gün” yasası ile üniversite hastanelerinde de uygulanmak istenirken, uygulamanın eğitim hastanelerindeki yansımaları dikkat çekici. TTB’nin anketine göre hekimlerin;
*Yüzde 70.9’u eğitim hastanelerinde beceri kazandırma eğitimine ayrılan sürenin azaldığını,
*Yüzde 66.6’sı hasta başı eğitim süresinin azaldığını,
*Yüzde 69.6’u da asistanların teorik eğitimine ayrılan sürenin azaldığını düşünüyor.
*Hekimlerin yüzde 96.7’si performansın dürüst çalışmayı,
*Yüzde 78.2’si bilimsel araştırmaya ilgiyi,
*Yüzde 52.7’si hekim-hasta ilişkisini,
*Yüzde 64.9’u da daha iyi hizmet verme olanağını olumsuz etkilediğini belirtiyorlar.
EŞİTSİZLİKLER ARTTI
Hekimlerin yüzde 77.7’si uygulamayla ücret eşitsizliğinin arttığını, yüzde 70.8’i de sağlığın metalaştırıldığını ifade ederken, hekimlerin yüzde 46.1’i de ankette emeklerinin karşılıklarını alamaz hale geldiklerini, yüzde 53.8’i de şansları olsa hekimliği tekrar seçmeyeceklerini vurguluyorlar. Yine anket sonuçlarına göre, hekimlerin önemli çoğunluğu sürekli tıp eğitimine katılma sıklığının, literatür okumaya ayrılan sürenin azaldığı görüşünde. (ANKARA)

HEKİMLERİN ŞİKAYETLERİ
*Mesleğe yönelik bir linç kampanyası var
*Gerek kamu gerekse özelde mesleğin geleceği konusunda belirsizlik var
*Döner sermayede adaletsiz bir dağılım var
*Bu sistemde kendime olan saygımı kaybetmekten korkuyorum
*Saygınlığı az, sorumluluğu fazla bir meslek
*Sağlığın ticarileştirilmesi bu mesleği icra edilemez hale getirdi
Sultan Özer
www.evrensel.net