DİYARBAKIR’IN KELEPÇELİ ÇOCUKLARI 3

DİYARBAKIR’IN KELEPÇELİ ÇOCUKLARI 3

Polis bana niye su vermedi?


“Gözaltındayken polisin birinden su istedim. Bana dedi ki ‘Sen suçlusun, sen hak etmiyorsun. Sana su vermiyorum’. Cezaevindeki ilk gece hep bu sözleri düşündüm. Benim diğer çocuklardan farkım ne? Ben ne yaptım, niye bana su vermedi?..”
Ne dayak, ne hapishane koşulları, ne 10 ayı aşkın tutukluluk... 16 yaşındaki M’nin en çok zoruna giden polisin kendisine bir bardak su vermemesi oldu.
POLİS TAŞ ATTI
O zaman 15 yaşında olan M, 14 Temmuz 2008’de DTP yürüyüşüne katıldı. İl binasının önünde kitle ile birlikte Koşuyolu’na kadar yürüdü: “Miting bittikten sonra dağılırken çevik kuvvetler taş atmaya başladılar. Ben de kaçmaya başladım. Kaçınca da yakalandım. Tutuklandığımı öğrenince ne hissettim? İnsan değişik değişik duygulara dalıyor. Her şey insanın gözünün önünden geçmeye başlıyor. Bundan sonra ne olacak diyorsun. Cezaevine ilk götürdüklerinde geceydi. Sabaha kadar bizi koğuşa vermediler. Hücrelerde kaldık. O hücrelerdeyken aklıma şu takılıyordu: Gözaltındayken polisin birinden su istedim. Bana dedi ki sen suçlusun, sen hak etmiyorsun, sana su vermiyorum. O gece aklıma hep bu takıldı. Acaba benim diğer çocuklardan farkım ne? Ben ne yaptım, bana niye su vermedi?”
SİCİLİME GEÇECEK
“Cezaevinde idare tarafından tecrit ediliyorduk. Bazı kurslara adli suçlular çıkartılıyor ama biz çıkartılmıyorduk. Talep ettiğimizde ise ‘Suçunuz dolayısıyla sizi çıkarmıyoruz’ cevabını veriyorlardı. Tutuklandıktan 63 gün sonra mahkemeye çıktım. Mahkemeden dışarı çıkacağımı sanıyordum. Kötü geçtiğini görünce, hakimin bizi kafaya aldığını, dalga geçtiğini görünce ümidi kestim. Tabii kimseye yansıtmıyordum. Son mahkemede de küçük bir umut doğdu. Hakim cezaları sayınca 7 sene 8 ay deyince o cezayı yatacağımı düşündüm. Tahliye oldum.
Okuldan bir sene kaybettim. Dosyama tutuklandığım kaydedildi. Sicilime geçecek. Sıkıntı çekeceğim. Bir devlet dairesinde çalışamayacağım, memur olamayacağım.
Şimdi hayatıma devam etmeye çalışacağım kaldığım yerden. Dosyam Yargıtay’a gitti. Yargıtay’dan gelecek cevabı bekliyorum. Ona göre yeni bir plan çıkartacağım.”
GÖZALTINDA ÇOK DÖVMÜŞLER OĞLUMU
M’nin annesi Remziye teyze de daha önce bir eylem nedeniyle 41 gün kalmıştı şimdi oğlunun yattığı Diyarbakır Cezaevi’nde. O yüzden onun neler yaşadığını, koşullarının nasıl olduğunu biliyor daha çok üzülüyor ve her ziyaretten sonra sabahı zor ediyor, uyuyamıyordu. Uykusuzluğu sadece kendi oğluna değil, tüm tutuklu çocuklaraydı. Şimdi oğlu dizinin dibinde. Ama o yeni öğrendiği Türkçe’siyle sık sık oğlunun yakın arkadaşı olan ve hala hapis yatan F. İçin gözyaşı döktüğünü anlatıyor:
“Oğlum o gece eve gelmedi. Biz artık anladık gözaltındadır. Gece yarısı bize telefon açtılar, haber verdiler. Sabaha kadar yatmadık. Sabah olunca bir avukat tuttuk. Ancak 24 saat geçmeden avukatla görüştürmediler çocuğu. Sonra ziyaretine gittik. Gözaltında çok dövmüşlerdi. Oğlumun eli şişmişti. 4 gün kaldı gözaltında. Biz her akşam gittik babasıyla.”
BİZ DE ONUNLA HAPİS YATTIK
“Sonra 10 ay cezaevinde kaldı. Biz de babasıyla beraber onunla hapis kaldık sayılır. M. Şimdi benim oğlum çıkmıştır cezaevinden ama arkadaşları hala oradadır. 10 ay ziyaretine gittik geldik. Diğer tutuklu çocuklarla da arkadaş olduk. Şimdi yüreğimin bir yanı oğlumun yanındaysa diğer yanı da öbür çocukların yanındadır. Hiç aklımdan çıkmıyor o hapishanedeki çocuklar. Oğlum haftada bir telefon açıyordu, haftada bir de görüşe gidiyorduk. Böyle geçti 10 ay. Ben fazla Türkçe bilmiyorum. Kürtçe olsaydı daha rahat kendimi ifade ederdim.
Çocuklarımıza bu kadar baskı yaptılar. Başbakan’ın hanımı hani televizyona çıktı, orada Gazze’deki çocuklar için yaş döktü. Biz de o çocuklar için yaş döküyorduk ama kendi çocuklarımız için de döktük gözyaşı. Gazzeli çocuklar çocuktur da bizim çocuklarımız çocuk değil mi? Oğlum tutuklandığı zaman 15 yaşındaydı. Sonra hapishanede 16 yaşına bastı. 15 yaşındaki çocuktan ne beklersin? Sen oradan geçiyorsun polisler sana taş atıyor sen ne yaparsın?
Onların elinde, polislerin elinde bomba var cop var. Her şey onların elinde var. Ama bu çocukların elinde ne var? Sadece taş var. Sen birisi sana saldırdığı zaman kendini muhafaza edeceksin. O çocuklar yani bir taş atmışlar belki bedeli bu kadar ağır olmamalıydı. 10 ay kaldı bu çocuklar hapishanede. Şimdi okula gidecekler, okulda herkes onlar hakkında konuşacak.
Oğlumu ziyarete gittiğimde görüyordum morali çok bozulmuştu. Bir iki ay kötü geçti. Sonra yavaş yavaş kendilerini toparlamaya başladılar. Bütün çocuklarla konuşuyorduk hepsi aynıydı. Çocuğumu bırakmışlar ama ceza da vermişler. Bu nasıl adalettir? Bu adaleti ben anlayamıyorum”
YARIN: Çocuklar derhal beraat etmeli

ÇOCUKLARIN YERİ GÜLİSTANDIR ZİNDAN DEĞİL
“Oğlumdan önce ben de cezaevine girmiştim. Ben de 41 gün kaldım hapishanede. Ben de oranın yemeklerini yedim, orada yapılanları biliyorum.” diyor Remziye teyzi ve ekliyor: “Oğlumu görmeye görüşe gittiğim zaman ben sabaha kadar uyuyamıyordum o gece. Tek o değil bütün çocuklar gözümün önüne geliyor. Oğlumun bir arkadaşı vardı F. Adında hep bizim eve gelirdi. O çocuk içerde kalmış ben hep onu düşünüyorum şimdi, onun için üzülüyorum. Çocukların yeri gülistandır zindan değil. Bu çocuklarımızın arkasındayız. Onlar için elimizden geleni yapacağız, bırakmayacağız. Bir tek analar bilir ne çektiğimizi bu on ay içinde. Bu ufak çocuklara bu kadar ağır ceza olmaması gerekiyor. Çocuklar bir taş atmışsa ne olmuş. Bu çocuklar okullarından da uzak kalmış”

TÜRKÇEYİ CEZAEVİNDE ÖĞRENDİ

Remziye teyze Türkçe bilmiyor. Aslında geçen yıla kadar bilmiyordu. Ne zaman oğlu cezaevine girdi, Remziye teyze Türkçe öğrenmek zorunda kaldı. Çünkü Diyarbakır Cezaevi’nde diğer tüm cezaevlerinde olduğu gibi oğluyla, anasının dilinde konuşması yasaktı. İsteyerek, severek değil “zorla” öğrettik Remziye teyzeye Türkçe’yi... Şimdi konuşurken sık sık “Kürtçe sorsaydın daha güzel anlatırdım kendimi Türkçe iyi anlatamıyorum, kendimi ifade edemiyorum” diyor.
Hazırlayan: Elif Görgü -Duygu Başak
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.